​ 300 gram kötülük / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ağustos '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

300 gram kötülük

300 gram kötülük
 

Dozunda kötülük yapmak özellikle kadınlara iyi geliyormuş. Bir çeşit rahatlama biçimi ilan edilmiş. Ben Tara Palmer Tomkinson ve Sharon Marshall’ ın kaleme aldığı “Yaramaz Kızın Hayat Rehberi” adlı kitabın yalancısıyım. Kitapta özetle dozunda “kötülüğün” aslında kötü olmadığı vurgulanırken, “biraz” yaramaz ve kötü olduğunuzda hayatın size karşı hiç de o kadar zor olmadığını göreceksiniz deniyor.

Peki, bu dozun ölçüm birimine kim karar verecek? Bu iş her annenin yemek yaparken kullandığı ölçülere benziyorsa yandık. Bir çimdik, bir tutam, bir yemek kaşığı şeklinde herkese göre değişen dozlar sonucu ortaya pek de parlak resimler çıkmayabilir.

Bu bağlamda benim hiç ayarım yok ama bu “benim dozum” deme hakkım var. Bir çeşit karşımdakinin dozunu anlamam, tozunu alırım durumu.

Mesela benim şu ara çeşitli konularda kötü olasım var. Kulaklarım çok hassas olduğu için özensiz yaşayan, tepenizde sandalyelerini gacır gucur çekiştiren, salon sineması adı verilen düzeneklerini yirmi metre kare salonda sağırmışçasına sonuna kadar açan komşulardan hoşlanmıyorum. Dolayısı ile müzik setini iki gün açık bırakıp hafta sonunu başka yerde geçirmek suretiyle özen nasıl olur herkes görsün istiyorum. Kötü değil miyim ne olacak döndüğümde “Aaaa yanlışlıkla açık unutmuşum” derim.

Susuz kalmaktan o kadar endişe ediyorum ki; kadın programı seyretmekten haber programı seyretmeye vakit bulamayan, bu susuzlukta umuru olmadan şar şar halı yıkayan kadınların o süper özel halılarına pusu kurmak ve bir sonraki sene yıkayacak halıları kalmasın diye bir gece operasyonu düzenleyerek hepsini parça pinçik etmek istiyorum. Kötü değil miyim canım ne olacak “mazeretim var, asabiyim ben” derim.

Zıttırıvıt dünyevi işlere kafasını takıp, kendi derdinden başka dert görmeyen bir de üzerine ahlanıp, vahlanan insanların vahlanması boşa gitmesin diye onları eşek sudan gelinceye kadar dövmek istiyorum. Kötü değil miyim canım “dozunda cinnet geçirdim, dövdüm” derim.

İlişkiler hakkında öyle kötü hikayeler dinliyorum ki; en basitinden çok sevildiği için şımaran, sevgilisini, kocasını, karısını parmağında oynatmayı yaşam biçimi haline getiren kendince zeki zalimlere insani boyuttan çıkıp, anlık yüreğine insin diye “o seni aldatıyor geçen gün şurada şununla gördüm” deyip kaybetme korkusu yaşatmak istiyorum. Kötü değil miyim canım “ders alsın diye yaptım” derim.

Başkaları gibi vurdumduymaz olmak, ona buna sarmak, herkese bulaşmak, anlaşılmaz olmak, kılçıklık yapmak, muhalefet olmak, benden başka kimse yokmuş şeklinde yaşamak, sözle can yakmak, aniden saldırmak, korkun benden şeklinde etrafta salınmak, naz niyazdan herkesi bunaltmak, kontrolden çıkmak, hukuken kırk altıdan sayılmak istiyorum.

Ne oluyor diye soran olursa “ne olacak canım, gazetede gördüm, kitabı da okudum, şimdi de uyguluyorum bir bildikleri vardır elbet idare ediverin, rahatlarken az biraz dozum kaçmış, pardon yahu” derim.

 
Toplam blog
: 118
: 1607
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

Bir fikirden bir başka fikre, gerçeği bulana kadar bir halden başka bir hale geçip duruyorum. İncede..