Günümüz modern toplumunda kentli karı ile geleneksel kocanın evliliği / Aşk - Evlilik / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Nisan '10

 
Kategori
Aşk - Evlilik
 

Günümüz modern toplumunda kentli karı ile geleneksel kocanın evliliği

Günümüz modern toplumunda kentli karı ile geleneksel kocanın evliliği
 

.


Günümüz modern toplumlarında ve hassaten Türkiye’de yaşanan boşanma vakalarında erkeğin ve kadının etkisi üzerine bir yazı okuyacaksınız. Daha kısa ve açık söyleyeyim. Boşanma olaylarında suçlu ya da sorumlu tam olarak kimdir?

Şüphe yok, kültürel, cinsel, ruhsal uyuşmazlıklar ya da ekonomik ve sair sosyal sebepler gibi neredeyse yüzlerce farklı parametreye bağlı boşanma mevzu, öyle bir iki sebebe hasredilip tahlil edilemez.. Biz de zaten, bu yüzden konuyla ilgili yakaladığımız farklı bir açının ölçüsünü alacağız bugün.

Önceki yıllarda yayınladığımız yazı dizilerimizin bir tanesinde boşanma konusunu etraflıca işlemiş, ayrıca boşanma çeşitlerini bile sınıflandırmıştık. Evlilikte her şey yolunda giderken, bir bakmışsınız kadın bazı şeylere artık katlanamadığını söyleyip sıkıldığını ilân etmiştir. Erkekse, olur mu canım öyle saçma şey, senin katlanmak zorunda kaldığını iddia ettiğin şey, evlilik hayatının doğasında zaten vardır demiştir. Ve sonra olanlar olmuştur…

Şöyle yapalım; şu evlilik müessesinin unsurlarından kadın ve erkeğe mercek tutalım. Sözgelimi bundan otuz kırk yıl önce boşanmalar bu kadar sık değildi. Hem fikir miyiz?

Pekiyi.

Kilit nokta ve meselenin esası da buradadır. Eskiden bu kadar fazla olmayan boşanmaların bugün çok artmış olmasıdır…O zaman değişen nedir?

Önce Türk erkeğine bakalım. Çok öncelerde de, şimdi de, Türk erkeği zihinlerde hep aynı silüeti çağrıştırmaktadır. Yani Türk erkeğinin bir evlilikte kadından beklediği hep aynıdır ve aynıydı. Peki, Türk erkeğinin kafa yapısı, aslında hep, -biraz mübalağalı şekilde karakterize edilmiş olsa da- bir dönemin çocuklar duymasın dizisindeki Haluk tiplemesi gibi değil midir? Kabul etmeliyiz ki; günümüz modern toplumunda erkek, evlilikte kadının rolüne getirilen yeni tanımı hazmetmeye, sindirmeye çalışıyor.

Aslında kadından yeni bir şey istemiyor, evliliğe bir değişiklik getirmeye çalışmıyor, ne gördüyse, ne biliyorsa en önemlisi nasıl yetiştiyse, kendi karısından da aynısını ya da benzerini istiyor. O yüzden taleplerinde ısrarcı oluyor, kendisine ters gelen şey hakkında hemen reaksiyon veriyor.

Kadınsa, kadınların toplumdaki yeni rolüne tam olarak soyunduğundan, evlilik müessesinde de bu rolü devam ettirmeye çalışıyor. Aslında devam ettirmek zorunda kalıyor. Aksi bir durumda, sosyal hayatta omuzlarına ağır bir yük almış olan kadın, evliliğinde de kendi annesi gibi davranmak zorunda kalacaktır ki, bu pratikte imkânsız bir durumdur.

Toplumun erkeklere biçtiği rol otuz kırk yıl öncede aynıydı bugün de aynı. Ancak kadınlar cephesinde durum farklı. Otuz kırk yıl önce ‘kocam bilir’ anlayışıyla yoğrulmuş kadının yerini daha farklı bir kadın modeli aldı.

Parasal özgürlüğüne sahip kentli çalışan kadın modeli. Ya da kim bilir, ekonomik hürriyetini kazanmamış olsa da kırsaldaki kadın modeli bile, hak arama bilinciyle mücehhez.

Hayat şartları, malûm küresel organizasyon tarafından zorlaştırılarak, kadının çalışma hayatına katılmasının temelleri atılmıştır. Aile kavramının içten çökertilmeye çalışılması gerçeği bir yana, kadına iş hayatında önemli bir rol ve paye vereceksiniz, sonra aynı kadından, evlilikte kadının alışılageldik geleneksel tutumu bekleyeceksiniz.

Amacımız, burada kadınları ya da erkekleri suçlamak hiç değildir. Durum tespiti yapmaktır. Koca, karısına bakıp ‘ya bu böyle değildi, böyle yapılmazdı, senin rolün bu değildi’ demektedir. Ama bakıyorsunuz bunu söyleyen kocanın karısı aynı zamanda çalışıyor da...

Hülâsa; hem geleneksel Türk kadını motifindeki gibi, bir Türk annesi modelini benimseyecek, kadından o şekilde davranmasını isteyeceksiniz, hem de karınız iş hayatının en acımasız şartları içinde, sosyal hayatın tam göbeğinde yer alacak… Bu şekilde ne yazık ki olmaz beyler.

İşte erkekler bu gerçeği fark edemediklerinde, geç fark ettiklerinde ya da görmezden geldiklerinde iş işten geçmiş olmaktadır. Aile için, toplum için, yeni nesil için, geleceğimiz için, cemiyetimiz için asıl tehlike çanlarıysa bakın ne zaman çalmaktadır?

Kadınlar sosyal hayatta ve iş hayatında kendilerine biçilmiş bu yeni rolün ağır sorumluğunu bahane ederek, ekonomik güçlerini de arkalarına alıp, aslında bir erkeğin çok da rahatlıkla kaldıramayacağı davranışlar sergilemekten kaçınmadıklarında...

İşte böyle bir anda bir z a n g o ç un bile içinin titreyeceği yüksek bir ses duyulur. Çalan tehlike çanıdır.

Ve birilerinin silahla başaramadığı bu şekilde başarılmış olur. Önce aile parçalanır yani...

Sabrın sonu ile

 
Toplam blog
: 269
: 1885
Kayıt tarihi
: 08.01.07
 
 

Kabataş Erkek Lisesi Matematik (1992) Marmara Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Mak..