​ Günün Tarihi. 13 : (14.Temmuz.2015, Salı) / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Temmuz '15

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Günün Tarihi. 13 : (14.Temmuz.2015, Salı)

Günün Tarihi. 13 : (14.Temmuz.2015, Salı)
 

Morgan Bishop


Günün Tarihi . 13 : (14.Temmuz.2015, Salı)
 
E şunun şurasında Ramazan’ın bitmesine kaç gün kaldı? Dün de “Kadir Gecesi”ydi üstelik Eşime bütün tanıdık eş, dost ve akrabalarından tebrik iletileri geldi. Bana yok? Ben de onu öptüm, tebrik ettim. O da benim elimi öptü… Eskiler böyle, dini vecibelerini  unutmazlar, tam anlamıyla yerine getirmeye çalışırlar. Özellikle kasabalar hala o eski yaşantı biçimlerine göre kendilerini koşullandırmışlar. O eski adetler, hatır sormalar ve gelip gitmeler devam ediyor. 
 
Bunlar ölmemeli… zaten insan insanın hatırını sormuyorsa, orada biraz insanlık ölmüş demektir. Şimdi büyük kentlerde milyonlarca insan birbirinin önünden gelip geçiyorlar. Ne bir merhaba var, ne de günaydın. Birbirine yabancı milyonlarca insan. Ama aynı kentte yaşıyorlar. Bu nasıl hemşerilik? Eskiden böyle miydi ya? 
 
İşte yine eskiyi özlemeye başladık…
 
Zaten ömrümüz hep eskiyi özlemekle, hep eskiyi yaşamakla geçiyor. Yahu acaba beş yıl sonra bu dünyada ne olacak; ne icatlar yapılacak, diyen yok. 
 
Geleceği bilmeye çalışan, geleceği görmeye çalışan insanlara sapık gözüyle bakılıyor. 
 
Gerçi bazıları var.. Fal , filan bakıyorlar.. Kendilerince, bir yol tutturmuşlar, kimi de bu yolla para bile kazanıyor.. Ve hatta televizyonlara filan çıkıp, insanların geleceklerine ilişkin şeyler söylüyorlar. Bunun olanağı var mı?
 
Eh bir derece var.. Buna çağdaş dünyada “Futurism” deniliyor. Ama onun da bilimsel temelleri filan var. Yoksa bu iş öyle falcılık gibi uydurmasyon bir mesele değil…Gerçek sanayiciler ve iş adamları böyle ünlü futuristlerden geleceği görmelerini istiyorlar. Neyse bu başka bir konu.
 
Biz kendi konularımıza bakalım. 
 
1. “Anne lütfen ölmem için izin ver!”
 
Gazetenin başlığı böyleydi.
 
Bunu kim söyleyebilir? Ancak canı çok acıyan ölümcül bir hasta. Bunu söyleyen üstelik 5 yaşındaki  İngiliz bir çocuk hasta ise derdinin ne olduğunu öğrenmek istemez misiniz? 
 
Bu çocuk, Morgan Bishop, bir egzama hastası küçük yaştan beri vücudunun her yanında çıkan egzama yaralarından dolayı ıztırap çekiyor ve annesinin, babasının doktor doktor gezdirmesine, envai türlü merhem, ilaç denemesine karşın derdine bir türlü çare bulamıyorlar.
 
Ben bu olaydan çok etkilendim. Bu çocuğa empati duydum. Kendimi o çocuğun yerine koydum.
 
Yavrum.. O ne ıztıraptır… Kaşınmak gibi berbat bir duygu var mı? Hele bu hal, egzama, kronik bir hal aldıysa, bir türlü çare bulunamıyorsa, o çocuğun ıztırabını anlamak mümkün değildir. Allah yardım etsin, çocuğa ve annesine, babasına… Çünkü anladığım kadarıyla  tümü de bu işten acı çekiyorlar. Çocuk artık ölmek istiyor. “Bırakın beni öleyim..” diyor. Aman Yarabbi!
 
Ne derler : “Allah derd verip, derman aratmasın.” Bazı şeyler küçük gibi görünebilir ama, o insanlar için ne kadar acı vericidir.
 
Fakat son zamanlarda, Türkiye’den bir fabrika sahibinin gönderdiği, alerjiyi yok eden bir çamaşır makinesi, çocuğun ıztırabını epeyce azaltmış. Büyük sevinç duydum. İnşallah doğrudur.
 
2. Milli Eğitim karma karışık :
 
Çıkan Anayasa Mahkemesi kararı Dersaneleri serbest bıraktı. Haydaaa.. çekmenin zamanıdır.
İşi görüyor musunuz?
 
“Anayasa Mahkemesi (AYM), 1 Eylül 2015 tarihine kadar dershanelerin dönüştürülmesini öngören yasayı, oy çokluğu ile iptal etti. CHP'nin başvurusu üzerine yasayı esastan görüşen AYM'nin iptal kararıyla, dershaneler 1 Eylül 2015 tarihinden sonra faaliyetlerine devam edebilecek.”(gazeteler)
Bir yasayla kapatmıştılar. AKP bu karardan sonra yeni bir yasa çıkarıp yeniden kapatmak ister ama o yasayı çıkaracak gücü nereden bulacak. Desenize “Dershaneler Cumhuriyeti” yeniden berdevam… Kim onlarla baş edebilir ki..!
 
Senin eğitimin yarım yamalak; kör topal ise… Elbette veliler çocuklarının bilgisini pekiştirecek yerlere veya kimselere ihtiyaç duyacaklardır. Sen dersaneyi kapatırsan, onlar da çocuğun öğretmenine gidip, “Özel ders verir misiniz?” diyecekler. Bunu önleyemez siniz. Çoğu kez de bunda başarılı oluyorlar. “Kol kırılır yen içinde…” , “Alan memnun satan memnun,” misali…
 
Anayasa ticareti serbest bırakmış mı? Bırakmış… Sen istersen pirinç satarsın, istersen bilgi… Bilgi satmak neden yasak olsun ki! Hele bilginin giderek daha çok kıymetli olduğu anlaşıldıktan kelli… Abes işlerle uğraşıyoruz.
 
3. Arda’nin fiyatı nedir?
 
41 milyar Euro mu verdiler? Gördünüz mü insanın değerini. Değerli bir mal veya insan yetiştirirseniz, dünyanın her yerinde onun kıymetini biliyorlar. Arda, bir çok gizli görüşmeden sonra  bir bakmışsınız, Dünyanın en büyük, en kıymetli takımı olan Barça (Barcelona) takımının arasına karışmış, onlardan biri olmuş. Nasıl oldu bu iş?
 
Demek ki, bizde de çok önemli yetenekler çıkıyor. Böyle yetenekler bir asırda bir iki tane çıkar. Bana göre bu asırda da bir Arda çıktı, bir de Mesut… İkisi de kendi değerlerini biliyorlar ve değerlerinin olduğu yerlere çıktılar.
 
Futbolda da yetenek biraz Allahtan, ama sonuç daha çok çalışmaktan; çalıştırmaktan geçiyor…
 
Ben diğer takımların yerinde olsam, Arda’ya imrenerek bakmaktansa, onu kim yetiştirmiş ona bakarım, onu elde etmeye çalışırım. Demek ki Türkiye’de de Arda gibi insanları yetiştirip, futbolcu yapan insanlar var. Kimdir bu antrenörler veya kişiler… Onlar adsız kahramanlar. Arda’nın kökenini mi merak ediyorsunuz, onu yetiştiren insanları bulun. Maden orada.
 
 
Toplam blog
: 2579
: 848
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..