- Kategori
- Hayvanlar Alemi
Güvercinim Uyur mu?

***Babişko Billy ve anne Betty***
Bize geleli henüz bir yıl tamamlanmadı, geçen aralık ayında gelmişti bu sevimli çift. Kış boyunca evin altındaki geniş sığınakta konakladılar. Ortam uygun olunca sürekli kuluçkaya yattı anne. Aralıktan beri 13 yavru çıkardı, hem de hiç fire vermeden...
Yatar tabi ki, yavrular çıktıktan sonra onun işi bitiyor, ailenin tüm yükü Babişko'nun omuzlarında;
Bahçeden kuru ot-çöp topla, anneyle dönüşümlü kuluçkaya yat, yavruları besle (ağzına kusarak), kanat çırpmayı, uçmayı ve banyo yapmayı öğret.
Güvercin beslemeyenlere garip gelebilir ama bu saydıklarımın hepsi gerçek. Tüm bu işleri baba güvercin yapıyor ve daha şefkatli davranıyor yavrularına. Büyüdükten sonra da kırıp geçiriyor, herkesi hizaya sokuyor ama. Kümesin, yuvanın hatta bahçenin tek hakimi o, padişah gibi.
Olsun ama ona çok yakışıyor; şöyle tüylerini kabartıp, "guk guk guuuk!" diye dönmesi yok mu?..
Araya bir şiir koyalım hemen...
****
Güvercinli Güvercinli
Çiçekçilere soruyorum, kupa papazlarına, kumrulara
Eğreltiotlarına
Kimya kitaplarına
Karpuz satıcılarına soruyorum balkondan bağırarak
Bilmemek ayıp değil ki öğrenmemek ayıp
Ama sevdamızın her şeyden bir fazla oluşuna kimsenin aklı ermiyor
Okul kırmış çocuklardan bir fazla uçarı
Adem'le Havva'dan bir fazla çıplak
Gerçi esmeriz ya, Marliyn Monroe'dan bir fazla sarışın
Bir fazla İstanbul efendisi yaşlanmış çınarlardan
İstanbul dedim de aklıma orda olduğum geldi
Karı muhabbetlerinde mi her Allah'ın günü
Carıl curul mu yine tatlı kaçık İstanbul
Ne halt edersen et en çok sedef bakışını arıyorum senden ayrıyken
En çokdan çok da dünyaya meydan okuyan gülüşünü
Şiirim diyorum ona, bu sözü bir fazla hak ediyor bütün şiirlerimden
Yaban gülüm diyorum
Çılgınlığım
Vazgeçemediğim
Birden güvercinli güvercinli gülüyorum
Bak
Sevdamıza bir numara dar geliyor sanki şimdi yeryüzü
Akgün Akova
****
"Güvercinli gülmek" nasıl oluyorsa, dedim ya bizim Babişko'nun da yüzünde bir masumiyet, bir gülümseme hali var sanki, anne öyle değil, hırçın mı hırçın bakışları keskin Gözlerini pörtletip merakla inceliyor her şeyi. "Azman" denilen cinstenmiş.
Yukarıda bahsettiğim 13 yavrudan sadece 3 tane kaldı elimizde, bir tanesi çikolata gibi kahverengi adı: Browni. Her kuluçkada iki yumurta oluyor. Biri erkek, biri dişi çıkıyormuş, besleyenler öyle diyor. İlk yavru soğuktan fazla yaşamadı, sonraki çifti anne azıttı geldi, akıbetlerini bilmiyoruz.
Tatile giderken 4 tanesini bizim okulun bahçesine bıraktık, 3 tanesi de kayboldu, sanırım alıcı kuşlar götürdü, çünkü yakınımızdaki dağda onların yuvaları var ve sık sık bizim bahçenin üstünde uçuyorlar. Yaz boyunca bizim kuşlara bekçilik yaptım, alıcı kuşları gördüklerinde ötüşleri değişiyor ve pancurun üstüne gizleniyorlar, ben de yanlarında oldu mu, hayatları garanti.
Şimdi bir şiir daha, o da güvercinli...
****
GÜVERCİNLERİ SEVİNDİRİN
her sabah
uyandığımda,
gördüğüm düşü hayra yorarım
açmasına açarım da
göğsümün altın kafesini
korkarım
ya bu gece
güvercinler
yüreğimden başka bir ülkeye
göç etmişlerse.
çünkü, ben İlyas
Hasköy'lü -
kör İlyas,
şu koca İstanbul şehrinde
yenicami önünde
sanki dünyanın bütün
açlarını
doyuruyormuş gibi
gururlanan bir sevinçle
darı satarım
savrulması için güvercinlere.
Behçet AYSAN
****
Model model yuvalar yaptık bahçeye; hem doğaya uygun hem de görünümü hoş olsun, diye. Bir tanesini çok sevdiler, diğerini beğenmediler. Ahşabından mı, bilmiyorum, birisi kavak ağacından diğeri formika, zemin kaygan ya da kokusu farklı. Bayram önü kışlık kümes hazırladık. Zeyna'nın kısmet olup kalamadığı kulübeyi kümes haline çevirdik. Hemen alıştılar iki günde. Ekmek elden, su gölden, keyifleri yerinde. Babaya yardım olsun, diyerek üç tane yuva hazırladım, otlarını ellerimle yerleştirdim.
Bahçenin sürekli müdavimleri kumrular vardı. Bizim güvercinlerin belalısı oldular. Kıskandılar mı acaba? Güvercinlerden daha küçük olmalarına rağmen sinsice yaklaşıp gagalıyorlar, önceden ne kadar sevimli gelirdi keratalar, şimdi kızıyorum. Aslında onlara da yetecek kadar yem atıyoruz ama kumrular paylaşmak istemiyorlar.
Benim kanatlı tüylülere sempatim çok eskilere dayanıyor, çocukluk arkadaşlarım onlardı. Evimizde hem tavuk hem de güvercin kümesimiz vardı, hatta ben yatılı okula gittiğimde, ilk 15 gün "kuşumu özledim," diye ağlamıştım ve okulun diline düşmüştüm. Her mektuptan şimdiki Browni'ye tıpatıp benzeyen kuşun tüyü çıkardı ve idareciler gülerdi bana...
Son bir şiir daha, yine güvercinli...
****
GÜVERCİNİM UYUR MU?
"Güvercinim uyur mu,
Çağırsam uyanır mı?"
Sömürgen cami güvercinleri sizin olsun
O doyumsuz lapacı güvercinler
Kurşun buğusu güvercinleri severim ben
Kanat uçları çelik yeşili
Kuş dediğin piyerlotisiz yaşamalı
Adaksız avlusuz şadırvansız
Buluttan süzmeli suyunu
Kuşçular çarşısında tüy dökmemeli
Benim güvercinim tunç gagalı
Kimlerin bakışı kardeşçedir
Kimlerin bakışı düşmanca
Kendisi hangi kavganın güvercinidir bilir
Tüneyip acımanın saçaklarına
Miskin sevilerle bitlenmez
Kanadından çok pençesine güvenir
Barış taklaları süzülmeler
Gagalarda zeytin dalı
Perendeler maviliklerde
Tüm gösteriler resimlerde kalmalı
Güvercin dediğin uyanık olmalı
Tüyler duman duman öfkeden
Yanıp tutuşmalı gözbebekleri
Sevgiden tıpır tıpır bir yürek
Özgürlüğünce dövüşken
(1971)
Güvercinim Uyur mu adlı şiir kitabından 1970
Bütün Şiirleri 1927-1991(Çınar Yayınları)
Rıfat ILGAZ
Şiirler alıntıdır:
http://forum.mevsimsiz.net/lofiversion/index.php/t4213.html