Güz sancısı ve özeleştiri... / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Şubat '09

 
Kategori
Güncel
 

Güz sancısı ve özeleştiri...

Güz sancısı ve özeleştiri...
 

Haftasonu tatilimi nasıl değerlendireyim diye düşünürken uzun süredir sinemaya gitmediğimi farkettim. Hafta sonu sinema planıyla geldi. Kalktım ve 19 yaşındaki hukuk öğrencisi yeğenimi aldım Güz Sancısı filmine gittim. Bu film dönemsel bir olayı ve bu arada yaşanan bir aşk hikayesini anlatıyor. Aşk hikayesinin taraflarından biri Türk biri Rum. Tabi burada filmi kare kare anlatmayacağım.

Film yakın tarihimizi yeniden gözden geçirmeye ve soru sormaya vesile olabilir diye düşünüyorum. Benim az sayıdaki yazılarımı okuyanlar 1915 olayları ve tehcir olayından dolayı açılan özür kampanyalarına ne kadar karşı olduğumu bilirler. Tarihi tarihçilere bırakmak doğru olur. O zamanda yaşananlara göre değerlendirimesi gerekir. Ama 6-7 eylül olaylarının farklı olduğunu da düşünüyorum. Yani bunun yeni Türkiye Cumhuriyetinde ve kısa denilebilecek bir süre önce olmasının toplumsal nedenleri üzerinde kafa yoruyorum. Görülüyor ki azınlıklara hep azınlık sıfatıyla veya diğeri gözüyle bakılmaya devam edilmiş. Sanki bu vatana ait değil de sonradan eklenmiş gibi görülmüş. Oysa onlar da, Türk soylu vatandaşlar kadar bu vatana aitler. Filmde konu edilen 6-7 eylül olaylarını tetikleyenler yine Türk tarihi boyunca oynanan oyunun bir devamı olarak çoğunlukla Türklük değerleri üzerine bir oyun kurgulamışlar. Ve sahneye 6-7 eylülü atmışlar. Burada da kullanılan aktörler veya aletler öncelikle öğrenciler. Öğrenci olaylarının toplumu nerelere götürebileceği darbelere sahne olmuş Türkiye’de oldukça anlaşılabilir, bilinebilir.Ve yine kaşınan olgu Türklük ve Türk olmayan herkesin potansiyel tehlike oluşturması üzerine kurulmuş bir senaryo.

Rum isen Yunanlısın. Ermeni isen Diasporacısın. Kürt isen teröristsin.

Türk isen işte en büyük sensin.

Sanırım bu bizim yumuşak karnımız. Türklük ile ilgili her ne varsa biraz çabuk mu galeyana geliyoruz acaba. Kıbrıs’taki Türklerin zulme uğramaları nedeniyle ve bunun üzerine harekat yapılması doğru bir hareket olabilir (ki doğrudur). Tarih boyunca Türkleri ortadan kaldırmak tüm dış güçlerin hedefi olmuş. Osmanlı topraklarından pay alabilmek için leş kargaları gibi üşüşmüşler.. Bugün de devam ediyor. Tabi sadece bizde değil diğer toplumlarda da bu yara kaşınır. Yani Rum yönetimi de “Canım Türkler” anlayışında değildir. Veya diğerleri.. Ama Kıbrıstaki Türklere kötü davrananlar Türkiye’deki Rumlar değil. Keza 1915 yıllarında çete olarak ortaya çıkıp olabildiğince çok türk katletmeyi amaç edinen Ermeniler bugün Türkiye Cumhuriyeti topraklarında yaşayan Ermeni asıllı olup TC. kimliği taşıyanlar vatandaşlarımız değil. Veya kürt kökenli olan herkses PKK.lı değil. Bir süre önce Gazze’de kıyım yapan İsrail hükümetiydi, israilin basketbol takımı değil.

Nefretimizi kimlere yönelttiğimize dikkat etmemiz gerekmez mi? Tabi bu durumda tahriklere kapılmamak, sağduyulu davranmak, eşeğini dövemeyen semerini döver türünden bir yaklaşımın yanlışlığını kavramak mümkün değil mi?

Türkiye Cumhuriyetini kültürel bir bütün olarak kabul etmek, Rumun, Yahudinin, Kürtün, Ermeninin, Türkün ve tabii ki lazın, çerkezin, alevinin (ve burada aklıma gelmeyenlerin) bir arada ve bu mozaiğin parçaları olduğunu anlayabilmek, huzurla yaşamaya giden bir yol değil midir? Huzur herkes için geçerli ve yeterli bir sebep değil midir?

Ve toplumlar arası olması gereken hoşgörü olmazsa bu topraklarda nasıl huzurla barış içinde yaşanabilir?

Bugün içinde bulunduğumuz ortamda kaşınan da yine aynı şeyler.
-Başta TÜRKLÜK olmak üzere,
-Derin denilen ve ne kadar derinde olduğu hiçbir normal Türk vatandaşı tarafından bilinemeyen devlet ve bu devlet tarafından işlendiği rivayet olunan cinayetler,
-Buna paralel kurulan ama toplumsal vicdanın hiçbir zaman tatmin olmadığı, tam bir kanaatle yer bulamadığı ergenekon davası,
-Din duygularının istismarı,
-Toplumsal bilincin yok edilmesi yolunda atıldığını düşündüğüm eğitim sisteminin bir türlü düzgün hale getirilmemesi ve birçok kişinin çoğaltabileceği diğer provakasyon enstrümanları.

Türkiye maalesef eğitimli insan yetiştiremiyor. Eğitim hep yaz boz tahtası. Her yıl yeni bir şey getiriliyor, sistem değiştiriliyor. Bunun ciddi olarak toplumsal tehlikelere temel oluşturduğunu düşünüyorum. Bu nasıl yapılıyor? Genç nesillerimize, çocuklarımıza tarihimizin, toplumsal değerlerimizin doğru öğretilmemesi, yanlış, hatalı veya eksik bilgilerle yetiştirilmesi, düşünmeyi değil ezberlemeyi hedefleyen bir sistem inşa edilmesi nedeniyle gençlerimizin, bundan bilmemkaç yıl sonra içine düşecekleri durum bugünden daha vahim olmaz mı? İşte böyle böyle yok ediliyor bir ulus. Veya böyle böyle dibi kazınıyor.

Tarihçi veya sosyolog kimliğim yok ama bunları düşünüyorum. Yarına umutla bakmak istiyorum. Gerçekten….

Ve Güz Sancısı’na gidin diyorum. Güzel film....

 
Toplam blog
: 10
: 520
Kayıt tarihi
: 14.12.08
 
 

1971 İzmir doğumluyum. Üniversite mezunuyum. Devlet memuruyum. Türkiye'de son zamanlarda yaşananlar ..