- Kategori
- Güncel
Ölümle senkronize

Ölüm Kadar Eski Bir ihmalin Fotoğrafıdır.
Ölüm randevusuna yine sadıktı ve yine gecikmedi. Bu ülkede ölüme davet ihmalle yada ihlalle yapılır. Acı İhmal 4 sene önce bıraktığımız yerde aynı şekilde ve aynı şehirde ölümün deneyim kazanımı ile son buldu. Ölümü bile bıktıran bu ihmal bitecek gibi de görünmüyor ne yazık ki.
Ne kadar basite indirgedik ölümü toplum olarak öyle değilmi? Haber bültenlerine konu olan dramatik aromalı grizu patlamalarına üzülme vakti bile bulamıyoruz bir türlü. Çünkü gündemimiz kirli ve kalabalık. Oysa gelişmiş ülkelerde bu tarz ihmallerin neticesinde ölüme sebebiyet veren bütün nedenler irdelenir, ilgili ilgisiz herkes bu işin sorumluluğunu paylaşır, ya cezalandırılırlar ya da istifaların önü arkası kesilmez. Ve o gün milli yas ilan edilir her sene sorumluları lanetle anılır. Bizde ise ihmalle sebebiyet veren bütün nedenler ve şahıslar ölü sayısının artışı oranında güçlü olarak işin içinden sıyrılırlar. Haber bültenlerinin şık giyimli sunucularının karizmatik ses tonlarından anlık üzüntüler saçılır ortalığa. Başsağlıkları, acı paylaşımları, üzüntü duymalar vs.vs. sıralanır gider. Bu konuda bir iki uzman çıkar ihmal var der kendini ve toplumu anlık gaza getirir ama gaz patlamasından ölenlerin adlarını sorsanız bilmez.. Televizyon kanalları 2 günü aşmamak kaydı ile kamp kurar ocağın başında. Haber değeri ölü sayısının oranında artış gösterir. Tazminatlar ödenir 3-5 kuruş ayarında. Mahkeme ceza verir kapalı alanda tatil tadında. Cezasını kader mahkumu olan çekenler yatarlar paşa paşa sonrada padişahım çok yaşa edasında aynı ihmale devam ederler hep bir ağızdan. Evet birde devlet büyüklerinin taziye mesajlarını es geçmek onların şanına hakaret olur. Allah var taziyesi bol olur bu tür ihmal dolu ölümlerin. Ama kimse sormaz gidenin günahını, kalanın yaşam savaşının kazananını. Kimseler yerini bile bilmez, ihmale sevdalı, ölüme bağlı ve ucuz işgücünün ana vatanı bu ocakların adresini. Oysa aynı adres kaç kez konu olmuştur haber bültenlerine kimbilir ?
Gündem meşguliyeti doludizgin koştururken bizlerde ucuza ölmenin pahalı memleketinde neye üzülüp neye sevineceğimizin kararsızlığını yaşarız her seferinde. Ve her seferinde insanlarımız ölür bedavaya. Geride bıraktıkları anımsar onları sadece beraber yaşanan anıların burukluğunda. İhmal tazeyken pazara çıkar, azcık bayatlayıncada mezara sığar. Oysa ölen insandır ve hayatta sadece bir kere doğar. Ama dedik ya ucuz ölüm pahalı memleketimizin yakasındadır diye. Tersanelerde ölür insan unutulur. Teskereye yakın askerde ölür insan unutulur. Madende göçük altında kalır insan ölür ve unutulur. Depremde kaçak yapıların hışmına uğrar insan ölür ve unutulur. Sele kapılır insan ölür ve unutulur. İnsan tacirlerinin güzel yarınlar vaadine kanar insan ölür ve unutulur. Doğal gazdan sızan doğal olmayan nedenlerden dolayı ölür insan unutulur. Aynı noktada trafik kazasından ölür insan ve unutulur. Doktor yada sağlık personelinin ihmaline uğrar insan ölür ve unutulur. Üst geçit ya da alt geçit yapmamanın acizliğine kurban gider insan ölür ve unutulur. Töre cinayetinden ölür insan ve unutulur. Ama ülkemizde en çok ihmaller unutulur. Çabuk silinir hafızalardan ihmale sebep şahıslar. Alkışlar eşliğinde uğurlanır nasıl olsa hemen çıkarım umuduna bel bağlayan ihmalkarlar. Ve biz unuturuz onların ihmalinin bedelini canı ile ödeyen insanların varlığını. Mecliste bir kavga, Paşaya bir dava, yalancıktan bir anma, denizde saklı mermi veya bir bomba ve var olan rejime bir balta unutturur bütün olanı biteni. Görevi vatandaşının canını, malını ve namusunu korumak olan yöneticilerin kavgalarının gölgesinde kalır ucuz ölümler. Sizden başsağlığı temennisi, acı paylaşım bereketi ve kuru sıkı bir kaç söz duymak isteyen yok. Asıl demokrasiye ihaneti insanınıza değer vermeyerek ve onun ucuz ölümlere marruz kalmasına göz yumarak zaten siz yapıyorsunuz. Ölümle senkronize olan bizleriz kendi çıkarlarınıza organize olanlarda sizlersiniz. Kavgayı bırakın insanınıza bakın......