​ Güz sancısı / Sinema / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Şubat '09

 
Kategori
Sinema
 

Güz sancısı

Güz sancısı
 

bendeniz


Yılmaz Karakoyunlu’nun aynı adlı romanından uyarlanan Güz Sancısı filmini keyiflenerek izlemeye koyuldum; sinema sahnesinden beyaz perdeye düşen karelerde…

Romancı yanım, yakamı bırakmadığından olacak, film ile romanı bağdaştırmaya, ezbere bildiğim roman karakterlerini ister istemez irdelemeye; koyuldu. Netice itibarıyla da beni başka diyarlara götüren bu edebi yapıttın altını çizdiğim her tümcesini film karelerinde de görmek istedim.

Güz Sancısı romanına sadık kalan ancak film karelerindeki kısıtlı zamana bölünen edebi nitelikteki kurgunun çoğu makaslanmış, bazı roman karakterleri pas geçilmiş!

Behçet’in Madam Rhea ile olan diyalogları, Hacı Kamil Efendinin karısından sonraki aşkı Madam Rhea’nın üzerindeki etkisi ve Madamın Ester’e, o karışık zamandaki sahiplenmesi; romanda olan betimlemelerden bir haberdi filmin kareleri…

Kısacası romandaki kurgudan nasibi kesikti, Madam Rhea ile yaşanan bir yaşam kesiti…

Fakat romancılığı tartışılmaz usta yazar Sayın Yılmaz Karakoyunlu’yu burada anmadan geçemeyeceğim ve Tomris Giritlioğlu’ndan çok kendisinin her ne kadar övülmeye ihtiyacı olmasa da övmekten maada buradan kendisinin iyi yazarlığını, usta kalemini, söz sanatlarına yüklediği sıfatları alkışlayacağım…

Sinemayı derinlemesine bilmem ama iyi bir sinema izleyicisiyimdir ve roman ile sinemanın buluşmasını sevinçle karşılayanlardanım…

Çünkü her yazar, kendi eserinin görsel yanını görmek ister ve edebi eserini görsel sanattaki arşivinde yerini bulmasını arzu eder kanımca.

Cinsellik teması iyi işlenmiş oyuncular iyiden öte pekiyi ama Beren Saat çok iyi…

Güzel mi güzel…

Rolüne iyi yapışmış ve yakışmış bir kalıcı sinema sanatçısı adayı…

Tomris Hanım’ın senaryoları tartışmasız rakiplerine fark atacak boyutta ama, doğrusu; Yılmaz Bey’in romanı da daha iyisini kaldırabilecek bir roman…

Onun için ve sinema tekniğini bilmediğim için önce edebiyat sonra sinema geliyor diyorum…

Çünkü özünden ayrılmayan, ticari kaygısı olmayan tek olgu, edebiyatımız ve dolayısıyla da romancılığımız az biraz da elimizde kalanda.

Edebiyatta teslimiyet yoktur, edebiyatta sapmalar yoktur, edebiyatta makas yoktur ve yazar edebiyatta; özgür, özgündür…

Bu bağlamda, edebiyata toz kondurmam, kondurtmaz edebiyatla haşır neşir olan edebiyatın edep kökünden geldiğini anlamış tüm edebiyatçılar…

Yılmaz Karakoyunlu’nun Güz Sancısı adlı eserini sinemaya taşıyan ve çok önemli bir zamanın, sosyolojik olayına parmak basan Türk sinemasına, Tomris Giritloğlu’na ve filme katkı sağlayan herkese teşekkür ediyorum.

Bir teşekkür de eser sahibi Yılmaz Karakoyunlu’ya…

İyi ki 1955 olaylarını yazmışsınız…

İyi ki de romancılığınız ve kurgu biçiminiz harika…

Roman yazmak herkesin harcı değil ise ustalardan harç öğrenmek için veya iyi bir okuyucu olmak için ustaları okumak, kelime tekrarları olmayan kelime hazinelerini görmek için okumak lazım…

Sağ olun, var olun kaleminiz daim olsun efendim.

Şadıman Şenbalkan

 
Toplam blog
: 24
: 579
Kayıt tarihi
: 05.10.08
 
 

İşletrme  ve sosyoloji okudu, halen Ege Üniversitesi İktisat Fakültesi Yüksek Lisans  öğrencisidi..