- Kategori
- Güncel
Güzel günlerden, nasıl intikam almaya geldik?

Tarih 8 Mart 2009 Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, uçakla Tahran’a giderken, ayağı yerden kesildiği için (yemin etse başı ağrımaz)uçakta gazetecilere ne demişti?
“Kürt sorunu konusunda güzel şeyler olacak.”
Tarih 30 Eylül 2011 yine Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, BDP’li milletvekillerini Çankaya Köşkü’nde kabulünde ne demişti?
“Güzel şeyler olacak.”
Yani bundan 20 gün önce BDP’lileri kabul eden Sayın Cumhurbaşkanı, güzelliklerden söz ediyor, karşısındakileri cesaretlendirip, her gün bölücü söylemlerini arttırarak sürdürmelerini teşvik ediyor!
Tarih 19 Ekim 2011 Sayın Cumhurbaşkanı bu kez ne diyor?
“İntikamımız büyük olacak.”
Sayın Cumhurbaşkanı bu konuşmayı niye yapıyor?
19 Ekim 2011 günü Çukurca’da 25 askerimizin şehit, 22 askerimizin yaralanması üzerine.
Şimdi Sayın Cumhurbaşkanına sormak lazım. 19-20 günde ne değişti de, güzelliklerden söz ederken, birden intikam ateşi ile yanıp tutuşmaya başladınız?
Öncelikle şunu belirtmekte fayda var. Devlet intikam alır mı? Bizim bildiğimiz devlet intikam almaz... Devlet babadır, soruşturur, hesap sorar, ceza verir, yol gösterir, suçu önler, suçluları yakalar adalet önüne çıkartır... Gerçi bu günkü adalet ve asayiş anlayışımız değişti. Artık suçu oluşmadan önleme veya suçüstü kurallarını çalıştırma gibi bir derdimiz yok! Sonradan kendi eklediğimiz bazı ek delillerle toplu dava açıp, olayları çete veya terör örgütü kapsamına sokuyoruz! İntikam almak kişilere has bir özelliktir. Hele askerlerimizin öldüğü bölgede, aşiretler birbirini kırıp geçirirken, tek amaçları var. O da kan davasını sürdürmek ve intikamlarını almak!
Terör konusunda asıp, kesip, biçen Sayın Cumhurbaşkanı 30 yıldır bu ülkenin yönetiminde sanki görev almamış gibi davranıyor.
İktidarı soracak olursanız, onlar aşağı yukarı 30 yıldan beri süren terörü bitirmek yerine, terör haberlerini bitirmek üzere harekete geçip, öncelikle yandaş ve merkez medyanın patronlarını ve genel yayın yönetmenlerini toplayıp, terörle ilgili haberleri yaparak, terör örgütünün reklâmını yapmayın diye uyardılar.
Oysa basının belli bölümünden yardım istemeden önce, bu ülkede uygulamaya konulan bazı kanunların değiştirilmesi gerektiğini görmezden geldiler. Örneğin; ömürlerini PKK Terör Örgütü ile mücadeleye adamış insanları gizli tanıklarla, imzasız isimsiz ihbar mektupları ile şüpheli delillerle tutuklayıp cezaevine gönderdiklerini unuttular.
Daha açık söylemek gerekirse, iktidar vatana ihanet edenlerle müzakere, vatana hizmet edenlere zulmeder hale geldi...
Daha vahimi ne biliyor musunuz? Sözde istihbarat paylaştığımız, güçlerini arkamızda hissettiğimiz bazı dostlarımız bizi arkadan vurup, bizden aldıklarını anında terör örgütünün değişik yerlerdeki merkezlerine ulaştırdılar.
Bir zamanlar BBG evi gibi izlediğimiz terör örgütünü son dönemlerde izleyemez olduk. Ağır silahları bir hafta boyunca sınırdan geçiren terör örgütü üyelerini bir türlü tespit edemedik. Termal kameralarımız resmen kör oldular!
Hep konuşuyoruz…
Her hangi bir eylem yok…
Terörü önlemede bir ilerleme yok...
Gencecik çocukların ölmesi hep kolayımıza geliyor!
İnsanın aklına, akıl mantık kabul etmese de şu geliyor.
Bir veya birkaç asker ve polis için bazı müttefiklerimizle ile aramızı bozmayalım mı deniliyor?
Saldırıların geldiği adres belli…
Bu güne kadar o topraklara alınan ‘sınır ötesi operasyon izini’ niye kullanılmadı?
Yoksa orada iş yapan Türk firmalarını korumak için mi?
Ortadoğu’da Ağabey rolüne soyunmuş bir iktidar, Hamas’a gösterdiği özeni, maalesef Türk askerine göstermiyor. Görünüşe bakılırsa; Melih Âşık’ın dediği gibi, “Filistinlilerin hamisi, Suriye halkının banisi, Libya halkının abisi” rolünü oynuyoruz.
Artan terör olayları nedeniyle iktidar halkımıza şu mesajları veriyor.
Analar biraz metin olup gözyaşlarını silsin, şehit olanların yerine yeni Mehmetler yapsın!
Değerli yandaş ve merkez basına gelince; siz de sakın pireyi deve yapmayın. Yangına körükle gitmeyin. Benim halkım şehitleri birkaç gün içinde unutur gider. Sakın ikide bir şehitleri hatırlatıp, terör örgütünün reklâmını yapmayın. Şehit haberlerini görünmeyecek yerlerde veya üçüncü sayfanın en alt bölümünde küçük puntolarla verin! Hatta mümkünse şehitleri görmezden gelerek, anaları ağlatmayın!
Analar ağlamasın! Onların yerine bizim ağlamadan sorumlu Başbakan Yardımcımız ağlar! Ülkeyi sakın ayağa kaldırmayın. Uluslar arası arenada bizleri mahcup etmeyin. Birkaç asker, pardon kelle verdik diye bize bu kadar yüklenmeyin.