- Kategori
- Gündelik Yaşam
Güzel ülkem Türkiyem...

Orda, bir köy var uzakta.....
Gitmesek de, kalmasak da o köy bizim köyümüzdür.....
Bağırırız....
Çağırırız....
Kavga ederiz.....
Döğüş ederiz.....
Ama, O köy, bizim köyümüzdür....
Trafik işaret lambasını yeni koyarız, onlarca yıl sonra......
Sanki Edisson, lambayı yeni keşfetmiş.....
Sanki, o yollar yeni yapılmış gibi.....
Sonra da sorarız.....
Kırmızı ne...." Geç...."
Sarı ne......"Dur...."
Yeşil ne...." Geç!!!!!!...."
Aaaaa olmadı....
Niye?
Çünkü " geç ", 2 tane oldu.....))))
Sonra bir gülüşme, bir gülüşme.....
Evet, güleriz ağlanacak halimize....
Şimdi kara kış kapıda.....
Tırlarla kömür dökülüyor kapı önlerine....
Kolilelerle gıda yardımları.....
Sosyal Yardım Vakfı 100 YTL vermeye başlamış bile, yeşil kart sahiplerine....
Kuyruk, almış başını gitmiş, çamur deryası içerisinde olmuş 1 kilometre....
Bu yardımın arkasındakiler ise, mutlu, gururlu ....
Vatandaşına hizmet götürmekten....????
Ve de umutla bekliyorlar, vatandaşa getirdikleri hizmetin karşılığının.....
" Oy " olarak geri dönmesini....
Çünkü, 29 Mart'ta seçim var....
Yani, vatandaşın hatırlanması gereken bir süreç başladı....
Olasıdır ki, ev ziyeretleri de hızlanmıştır....
Eve de ev dense bari....
Çoluk çocuk ana baba....
Belki de, 8-10 nüfus tek oda da....
Bir an da, milyon dolarlık havuzlu villalardaki yaşamlarını anımsarlar, bu ziyaretlerde...
Eşinin aldığı milyon dolarlık perdesinin çok yakıştığını düşünürler.....
Şunların haline bak, " Hamdolsun halimize derler " içlerinden.....
Acırmış gibi gözükürler onlara, sinsice....
Sonra birden o ana dönerler.....
Hal, hatır sorarlar.....
Bir ihtiyacınız var mı derler....
Bugünlerimize şükürler olsun derler....
Allah beterinden saklasın derler.....
Sizden daha kötüleri var derler....
Vatan sağolsun derler....
Şehit öğretmeni unutmamışlardır elbet.....
Koymuşlardır bir trafonun üzerine....
" Şehit ..........trafosu" diye....
Sanki konacak başka bir yer kalmamıştır, koskoca ülkemizde.....
Şehit olan öğretmenimizi yaşatacak ismini.....
İzlerken güleriz bu manzaraları, içimiz burkularak.....
Utanın demek gelir içimizden.....
Ama kime, nasıl ulaşırsınız ki....
Ulaşsanızda, sesinizi duymazdan, gerçekleri görmezden gelirler.....
Orda bir köy var uzakta.....
O köy bizim köyümüzdür, gitmesek de kalmasak da.....
O köy bizim köyümüzdür....
Kriz gelmiş O'na ne....
H. Üzmez olayından sonra, 14 yaş altı tecavüz olaylarında patlama yaşanıyormuş..
Dedeler, torunlar, üvey babalar....
Kimin ne yaptığı belli değil....
Kimin eli kimin cebinde hiç belli değil....
Kız evlatlar kaçırılıyormuş....
Para alabilmek adına, 2 çocuk yakılıyormuş....
Patronlar, dükkan kapatıyormuş, işçi çıkartıyormuş.....
O'na ne, onlara ne....?
Onlar hamdolsun iyiler.....
Başbakanımız G-20'ye gider....
Hazır giderken, eşimi de götüreyim der.....
Nasıl olsa, Devletimizin uçağı da gidiyor....
Bu kadar hizmetten sonra....
Eşin götürülmesinde sakınca da yoktur.....
Nasıl olsa bir kişilk ter bulunur koskoca uçakta.....
Onlar eşleriyle birlikte, seyahatteler, ABD, Hindistan....
Mesut ve mutlu bir şekilde, çocuklarını görürler, torunlarını severler....
Yerel seçimler 2 yıl da bir, genel seçimler ise 3 yılda bir yapılmalı....
Yapılmalı ki, halk sık sık hatırlansın......
Ve halk unutulmasın....
Yapılmalı ki devlet, adı, ekipleşme, ya da kadrolaşma ya da çeteleşme gibi kavramlarla yönetilmesin...
Sonrasında ise okyanus ve benzeri opersyonlar düzenlenmesin.....
Orda bir değil, bir çok köy var......
Hem uzakta hem yakında,
Bizim dediğimiz, ancak ihmal ettiğimiz.....