Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ekim '06

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
1281
 

Haç kolyeli müslümanlar...

Haç kolyeli müslümanlar...
 

Altı yıl boyunca din dersi öğretiyoruz diye benzer konuları evirip çevirip yedirdiler bize. Peygamberin savaşları, islamın şartları, namaz, zekat, sadaka, oruç, on sure ve on dua vs. vs…

Geçenlerde iki din dilgisi öğretmeni ile sohbet imkanım oldu. Uzun zamandır aradığım bir ortamdı bu, dedim ki!

- Hocam, çocukların zorunlu din eğitimi lise ile birlikte sona eriyor. Öğrencilere altı yıl boyunca evirip çevirip aynı kitabı yutturmak sizce de dini eğitimi geçiştirme sayılmaz mı?

- Biz, Milli Eğitim Bakanlığı’nın onayladığı kitaplarla bize verilen müfredatı uygularız.

- Hocam, ben bunu sormadım!... Siz de bunu sormadığımın farkındasınız, ben gerçek fikrinizi merak ediyorum…

- Ne yapsaydık, Arapça öğretip Kuran’ı mı okutalım, okutalım da başımıza iş mi alalım…

- Evet hocam, evet. Yaklaştınız, Kuran’ı okutmayalım. Onlara okuyalım… Hemde Tefsirini…

Liseden mezun olduğunda geçiştirilmiş bir eğitimle dininin cahili gençler mezun etmeyelim. Kutsal kitabında ne yazdığını bilen, yorumlayan ve kutsal kitabını sindirmiş bir nesil mezun edelim.

Şimdi işi bilenler hemen soracaktır, iyi ama yüz çeşit tefsir var. Hangi birini okuyacağız çocuklarımıza? Cevap çok basit, Milli Eğitim Bakanlığın'dan onaylı olanları…

Milli Eğitim Bakanlığı, seçtiği tefsiri veya tefsirleri, kendi uzmanlarınca uygun görülmüş altı parçaya bölse ve altıncı sınıftan başlayarak onbirinci sınıfa kadar her sene bir bölümünü çocuklarımıza okusa fena mı olur?

Dikkat ettiyseniz okutsak demiyorum, okusak diyorum. Çocuklarımız sessizlik içerisinde sindire sindire dinleseler, anlamadıkları yerde öğretmenlerine sorularını yöneltseler fena mı olur?

Bu noktada, hızla negatif düşünecek bir gurup çıkacaktır. ''O öğretmenleri nerde bulacağız peki Kırkında Levent Efendi'' diye yükses sesle ve alaycı bir yüz ifadesi ile eleştireceklerdir beni. Şahsen bu sorunun cevabını ben de bilmiyorum ama kanımca Türkiye Cumhuriyeti’nde bilen birileri vardır diye düşünüyorum. Bu bloğumla çözüm olamam ama belki çözümün bir parçası olabilirim. Bu konuda diğer insanların da ne düşündüğünü bilmek istiyorum. Yazdıklarımın okunmasını, eleştirilmesini ve yorumlanmasını istiyorum.

Konumuza geri dönelim. Bu metodla liseden mezun olan her öğrenci Kuran’ı sindirmiş olacaktır. Bir sorusu olduğunda cevabını kitabının neresinde bulabileceğini de biliyor olacaktır. Cevaplarını arkadaşlarından ve rastgele çevreden değil birinci kaynaktan öğrenme yetisine sahip olacaktır.

Her ne kadar yazımda Müslümanlık üzerine yoğunlaştı isem de diğer dinlere mensup ailelerin çocuklarının bu programın dışında bırakılacağı muhakkaktır.

Yeni kuşakları eğitemediğimiz için hızla dinden uzaklaşıyorlar. Saç rengini değiştirir gibi dinlerini de değiştirmenin moda olduğu günler uzakta olmasa gerek. Gençlerimizin şık ve farklı görünmek adına boyunlarında haç sembollü kolyelerle sokaklarda gezdiklerini görüyor ve üzülüyorum. Çünkü onlar bunu bilgisizlikten ve cahillikten yapıyorlar. Onları eğiten de eğitmeyen de bizleriz. Onlar bizim aynamız. Kutsal kitaplarını bilmeliler ki dini seçimlerini doğru ve mantıklı bir şekilde yapabilsinler, uygulayabilsinler...

Bizim buradaki görevimiz ise onları hurafelerden uzak tutup doğru bir şekilde eğitmek, bilgilendirmek ve sonrasında yapacakları seçime saygı göstermekten başka bir şey değildir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

sevgili levent bey sizle bir arkadaşımın anlattıgı hem komik hem düşündürücü bir olayı paylaşmak istedim..Arkadaşımın eşi işine giderken yolda üzerinde Arapca yazılar olan bir kagıt bulur ,hemen yerden alır,öper ve başına koyar.Kagıdı titizlikle cebine yerleştirir,işine gelir.Yine aynı titizlik ve saygıyla, içinde bir ayetin yazılı oldugunu sanarak bu kagıdı duvara asar. Aylar geçer ofisine gelen bir arkadaşı o kağıdın ne işi var duvarda neden astın? der.Durumu ögrenen arkadaşı gülmeye başlar ,arkadaşı ilahiyat fak. mezunudur ve çok iyi arapca bilmektedir.Kağıtta nefis Bagdat hurması dertlere devadır yazmaktaymış...Bir ayet kutsallıgında saklanan kagıt bir reklam mış megerse. İşte hurafeler ve yetersiz din egitimi bizleri gördüğümüz her sakallıyı hoca saymamıza sadece müslümanım diyerek bu dini yaşamamıza sebeb vermekte diye düşünüyorum.. yazınıza katılıyorum isterimki aydın, hurafelerden uzak, din egitimi verilsin okullarımızda.Kuran'ın tefsirinin ders olarak okutulması gerekl

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 10.11.2006 14:07
Cevap :
Sevgili Serap İnce Arkadaşınızın başına gelen olaya bende çok güldüm gerçekten. Benim bir blogda yazdığımı sen bir yorumda özetlemişsin gerçekten... İlgine çok teşekkür ederim. Yazılarını merakla bekliyorum...  10.11.2006 16:38
 

ne kadar doğru şeyler yazmışsınız. ne kadar güzel anlatmışsınız. keşke bizler de öyle bir eğitimden geçmiş olsaydık. aslında bulduğunuz çözüm uygulanamayacak bir şey değil. fakat; aman kitapları MEB belirlemesin. bir fiyaskoyu daha kaldırmaz bu millet bence...

OynamıYorum 
 22.10.2006 12:51
Cevap :
Duyarlılığınız için teşekkür ederim. Kitap seçimi konusunda yazdığınızı yorumsuz geçiyorum.  22.10.2006 17:02
 

Yazınıza sonuna kadar katılıyorum. Hayattaki tüm eksiklikler ve yanlışlar bilinçsiz toplumdan kaynaklanmıyor mu? Din bir felsefedir ve ezberle çözülecek, anlaşılacak bir konu hiç değildir. Duaları ve sureleri bile ezberlerken yorumlarını bir kenara itiyor öğrenciler. Sadece sözlüden ya da sınavdan geçer not alabilme adına. Ben de bilinçsiz müfredatın kurbanlarındandım ta ki bu iş böyle gitmez kendi öz iradenle işin derinine inerek doğru algılamayı başarabilirsin dedim ve gördüm ki "ne kadar zenginmişiz!" Bir kapıyı açtığınızda karşınıza yeni bir kapı daha çıkıyor ve merakla onu da açıyorsunuz ama elinizde doğru anahtarların bulunması gerekiyor. Bu da bilinçli bir eğitimle sağlanabilir ancak..Yoksa yobaz hurafeler ile kimbilir kaç kişi daha soğutulacak? Uzun zamandır sosyal çevremde üzerine basarak durduğum bir konudan bahsettiniz..Duyarlı insanların olduğunu bilmek büyük mutluluk verdi. Çok teşekkürler... Sağlıklı günler...

Ebru KELEBEKLİOĞLU 
 21.10.2006 14:06
Cevap :
Vakit ayırıp bloğumu yorumladığınız için teşekkür ederim. Bazan, hatalı olduğunu idda ettiğm bu modelin aslında toplumu bilinçsiz bırakmak için kasıtlı yapıldığını düşünüyorum. Sizin yazınızdan da bu sonucu çıkartmak mümlün.  21.10.2006 19:29
 

Ben gerçekten şanslı bir insanım. Çünkü bu konuda bilinçli ve bilgili bir aileye sahibim. Ailemden aldığım bilgileri de hiçbir zaman körü körüne kabul etmedim. Okulumdan, kitaplardan... bulabildiğim her kaynaktan bu konu hakkında bilgi aldım. Herkes de böyle yapmalı. Araştırın! O zaman İslam'ın ne kadar mükemmel bir din olduğunu da kavrayabiliyorsunuz ve müslümanlık sadece dilinizde bir süs olarak kalmıyor. tüm kalbinize yayılıyor. Sizin yazınıza gelince, şu anda bazı insanlar bu ülkedeki zorunlu din eğitimini bile kaldırmak istiyorlar. Sizin sözünü ettiğiniz şeyin en azından bu ülkede gerçekleşiceğini sanmıyorum. Ama bu konuda zaten eğitilmesi gerekenler gençlerden önce ailelerdir. etrafımda birçok örnek var. gerçekten aileniz sizin tüm geleceğinizi belirleyen etkili bir faktör...

Nehirnas 
 20.10.2006 17:15
Cevap :
Konuya gösterdiğiniz duyarlılık için teşekkür ederim. Yazınız, benim yazımdaki boşlukları tamamlamış gibi sanki. Mesajınız da çok yerinde ve çok anlamlı.  20.10.2006 20:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 30
Toplam yorum
: 125
Toplam mesaj
: 56
Ort. okunma sayısı
: 4617
Kayıt tarihi
: 09.09.06
 
 

1968 yılı Ocak ayında Bursa'da doğdum. Çiftçi bir babanın iki erkek çocuğundan biriyim. Askerliğim..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster