- Kategori
- Ekonomi - Finans
Haçlı ekonominin dayandığı kaya
Dünya yanıp kavruluyormuş… Haiti, Mısır gibi ülkelerde isyanlar çıkıyormuş…
Dünyada hububat ve pirinç krizi oluyormuş…
Çeşitli ülkelerde insanlar gıda fiyatlarının aşırı artışı nedeniyle isyan etmişler; her şeyi yerle yeksan...
Bunu dinleyen hükümet büyüğü daha fazla dayanamamış atılmış:
“Kim uyduruyor bu zırvaları kardeşim? Bu yalanlar ulusalcıların işi…”
Tarım Bakanı, aldığı bir kararla TMO’nin depolarında bulunan pirincin satılmasını sağlayarak hükümete likidite sağlamıştır. Hiç öyle yapar mı böyle bir şey olsa?
Yani depolarda ihtiyacı olan pirinci mi sattırmış Bakan?
Hadi canım sende; hatalı stok politikası mı demek istiyorsunuz?
Başka ne anlama gelir peki?
İMF stoklara karşı zira.
Ama Çin gibi dünya pirinç ihracatını elinde tutan pirinç büyükleri, küresel gelişmelerin fevkinde olarak, kendi halkını besleyebilme kaygısı nedeniyle –bizimkilerde olmayan bir haslet- pirinç ihracatını durduruyorlar. Bizimkiler pirinç silolarını boşaltıyorlar.
Hem n’olmuş pirinç depolarını boşalttırmış da sanki? Türk milleti sallar bulgur pilavına kaşığı, bakarsın birkaç gün sonra fiyatlar başlar düşmeye!
Ama kazın ayağı öyle değil işte!
Ya ne?
Bakan mehdi Eker, Mart başında silolardaki 31, 4 ton çeltik stokunu tüccara sattırınca pazardaki belirleyiciliği tüccarlara kaptırmış oldu.
Eeeeee?
Sonrası malum… Pirinç fiyatları iki ay içinde tam iki katına fırlayıverdi.
Hiç durup dururken fiyatlar artar mı kardeşim? TMO’ni sen yanlış stok politikasıyla çökertirsen tüccar da tabii ki durumdan yararlanacak, fiyatları yukarı çekecektir.
Mehdi Eker emir vermiş şimdi de TMO’ne; 20 ton pirinç ithal edilmesi için…
Bizim gazetenin Haber Koordinatörü Hasan Türkel’in 18 Nisan 2008 tarihli gazetedeki köşesinde yazdığına göre, Burdur TMO’ne sormuş buğday ve arpa stok miktarını; bizim Ofis’te hiç arpa ya da buğday stoku yokmuş! Hububat alımı yapılmamış.
Eski Bakan devreye giriyor burada.
Hüsnü Yusuf Gökalp diyor ki, TMO’nin stok ve fiyat bağlamında “çökertilmesi operasyonu”nu bizzat hükümetin kendisi yönetmektedir.
Yani?
Gelinen nokta hükümetin “acziyeti” ve bir de tüccarla işbirliği politikası…
Niçin acizlik?
Çünkü Bakan diyor ki, “fiyatların artmasının nedeni spekülatörler… Değilse pirinç var ellerinde…”
Gökalp soruyor, “niye önlem almadılar?”
Gerçekten de, niye ellerindeki çeltiği satıp piyasanın denetimini tüccara teslim ettiler? Eleştiri gelince de niye pirinç dışalımı için emir verdiler?
Çünkü AKP hükümeti tüccarın hükümeti de ondan. Ama vurguncunun, ithalatçının hükümeti… Dört sülüklerin hükümeti…
Bunun başka izah tarzı yoktur.
GERÇEK ENFLASYON/ HALKIN ENFLASYONU
17 Ocak’tan 21 Nisan’a kadar 3 içinde;
Trakya baldo pirinci 1, 40’tan 3, 20’ye (artış %120)
Nohut, 2, 60’tan 4, 60’a (artış oranı %76)
Kuru fasulye 3, 20’den 6, 70’e (artış oranı %109)
Un 1, 20’den 1, 70’e (% 41)
Bulgur 1, 60’tan 2, 90’a (%81)
Mercimek 2, 45’ten 4, 50’ye (%83)
Çay 7, 45’ten 8, 99’a (%20)
Salça 1, 90’dan 3, 20’ye (%68)
Ayçiçeği yağı 11, 00’den 23, 00’e (%109)
Mısır yağı 14, 50’den 25, 95’e (%70)
Zeytin 7, 70’ten 12, 80’e (%66)
Makarna 7, 00’den 11, 20’ye (%71)
Şeker, kutu süt, beyaz peynir, sucuk, salam gibi ürünlerde de artış oranları yüzde 50’ler civarındadır.
Sonuç olarak, son üç aylık dönemde Ocak-Nisan arasında, halkın günlük ihtiyaçları bağlamında yukarıda belirlenen 17 ürün ya da tüketim maddesi bazında enflasyon ortalaması yüzde 66, 9 gibi bir rakam ortaya çıkmaktadır. İşte gerçek enflasyon oranı budur. Çarşı pazardaki, insanlarımızın ceplerine yansıyan daha doğrucası cep yakan hayat pahalılığı budur. TÜİK’in hesapları asma yaprağıdır, o da Havva anamızda kalmıştır. Yani gerçeği yansıtmamaktadır. Halkı kandırmaya yönelik uydurmalardır.
AÇLIK SINIRI
Türkiye'deki ekonomik durumun en kısa özeti şu: "İnsanlar aç. "İki kelimelik cümleyi doğrulayan olgu ise Memur-Sen'in yaptığı araştırma. Araştırmaya göre Mart ayı için dört kişilik ailenin açlık sınırı 788, yoksulluk sınırı 2 bin 24 YTL olarak hesaplandı.
Memur-Sen'in araştırmasına göre, mart ayında 4 kişilik bir ailenin tüketmesi zorunlu gıdalar için harcaması gereken ve açlık sınırı olarak belirlenen tutar 788 YTL 98 Yeni Kuruş oldu. Gıda, giyim, sağlık, barınma ve eğitim başta olmak üzere, "vazgeçilmesi mümkün olmayan" 14 zorunlu harcama kalıbı esas alınarak belirlenen 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı ise 2 bin 24 lira 45 kuruş olarak hesaplandı. Araştırmaya göre, gıda maddelerinin fiyatlarında ortalama yüzde 0.12'lik artış gerçekleşti.
HAÇLI EKONOMİ POLİTİKALARININ BİR SONUCU
Bu enflasyonist baskı sadece dünyadaki kuraklıkla ya da Sayın Mehdi Eker’in deyişiyle üç beş “spekülatör”ün işiyle açıklamak mümkün mü? İktidarın 5 yılı aşkın süreyle uyguladığı Haçlı ekonomi politikalarının bir sonucu olarak gözükmektedir. TZOB genel Başkanı Şemsi bayraktar, son bir yılda tarımdan, köyden 527 bin kişinin ayrıldığını belirtmektedir. Bu tarım istihdamının 2–3 puan azaldığı anlamına geldiğini ifade etmektedir.
Pirinç gibi buğday üzerinde de sorunlar çıkabileceğini belirtmektedir uzmanlar. Yıllık buğday ihtiyacımız olan 18, 5–19 milyon tona karşılık yerli üretimimiz 17, 2 milyon ton da kalmıştır. Dünyada aklı başında tüm ülkeler ne olur ne olmaz anlayışıyla ve güvenlik nedeniyle stokta bol miktarda ürün tutarken biz buğdayda da stok tutmamışız. Dışarıya muhtaç hale gelmişiz.
Türkiye’nin yıllık pirinç ihtiyacı 500 bin tondur. Bu yıl üretilen ise 400 bin civarındadır. Zaten üretim açığın varken ve dünyada da bir kaos bulunurken, bundan dolayı da Çin gibi halkını besleyebilmek için en büyük ihracatçı ülkeler pirinç ihracını durdurmuşken, İMF’ye teslim olan hükümet, onun “stok tutmama” ve “fiyatları ve kuralları serbest piyasanın belirlemesi” direktifleri doğrultusunda TMO’nun elinde bulunan 31 bin ton pirinci vurguncu tüccara, bu arada çoğunu yandaş şirketlere sattı. Ondan sonra vaveylaya başladı, fiyat artışlarına fırsatçı ve stokçular neden oluyor diye! TMO’yu devre dışı bırakırsan vurguncunun insafına kalırsın işte böyle!
Ama Sayın Eker çözümü bulmuş:
“Birkaç gün pirinç yemeyin.”
Onun patronu da daha önceleri böyle parlak ve dünya ekonomi tarihinde pek raslanmayacak derecede parlak düşünce yaratımları olan bir liderdir. İşsizliğin nasıl önleneceğini soran gazetecilere;
“Türkiye’de 5 milyon işletme var. Her bireri 5’şer kişi alsa işsizlik biter.” Demişti.
Ne zekice bir buluş değil mi?