- Kategori
- Güncel
Hadi Köyümüze Geri Dönelim

1984 Yılı Ocak ayında 2972 sayılı yasa ile 195 sayılı kanun hükmünde kararname ile üç büyük ilimiz için çıkarıldı Büyükşehir Yasası.
Gerek Dünyada, gerekse Türkiye de büyük kentlerin nasıl yönetileceği konusunda birçok uygulama geliştirilip denenmiş. Londra, Tokyo, Paris, Toronto, İstanbul gibi.
Bu konu ile alakalı 2012 yılında çıkarılan 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu olmak üzere birçok konuda değişiklik yapan 6360 kanun ve önceki düzenlemelerden yola çıkılarak Büyükşehir Belediye sayısı 29’a çıkarılmış ve İl Özel İdareleri ortadan kaldırılmıştır.
Bu kapsamda 16.082 köyün tüzel kişiliği sonlandırılarak mahalle statüsüne dönüştürüldü. Bu da yaklaşık Türkiye’deki köy sayısının yaklaşık % 47’sine tekabül etmektedir. Bu değişikliği basit bir idari, değişiklik olarak görmemek lazımdır. Tüzel kişiliği olan köy yönetimleri birer özel yönetim birimi olarak gelenek ve tarihsel bir yaşam biçimi üzerine kurulmuşlar ve yüz yıllardır bu sistem üzerine yaşam biçimlerini sürdürmektedirler.
Bu uygulamalarla idari yapıda ve yönetim kapsamında etkinlik, imar yasalarının uygulamaları ile teknolojiden yararlanılması, imar bütünlüğünün sağlanması ile ilgili faydalar amaçlanmıştır. Mahalle olduktan sonra da tüzel kişiliği ortadan kalkmaktadır.
Köylerimiz tüzel kişiliklerinden dolayı farklı hak ve ayrıcalıklara sahip olup; kendilerine ait mal varlıkları olan, meralarını, ormanlarını, su kaynaklarını kullanma hakkı bulunan yerel yönetim birimleri iken; Bu haklarından yoksun bırakılmışlardır.
Bu kapsamda fakirleşen köylülerin topraklarının satışının kolaylaşacağı, tüm alanların bu gün olduğu gibi ‘’Rant’’ a açılarak köylünün yaşam alanlarının kaybedileceğinin görülmesi gerekirdi.
Bugün Büyükşehir Belediye Yasasının yürürlüğe konulması ile imar yasasından tutun, temizlik, çöp, çevre ve su vergileri gibi sosyal hizmetler için vergi ödemeye mahkûm edilmişlerdir. Yıllar önce kendi imkânları ile getirip kullandıkları sulardan bile vergi alınır duruma getirilmişlerdir. Bu da dar gelirli her tarafı kuşatılmış bir köylü ortaya çıkarmaktadır.
Hayvanlarını otlatacağı mera kalmamasından dolayı hayvancılık can çekişir hatta yok olma durumuna gelmiştir. Köyler kendi kendine yeten bir yaşam biçiminden, her yönü ile bağımlı hale gelmiş olup dayanamayanlar köyleri terk etmeye başlamışlardır. Topraklarını ve mal varlıklarını satıp terk edenler artmaya başlamıştır.
‘’Mera Kanunu’’ ile kısıtlanan mera ve otlak alanlarının bitirilmesi besicilik ve hayvancılığı tam anlamı ile bitirme noktasına getirmiştir.
Şu an 50 yaşın üzerindeki Jenerasyonun varlığı sona erdikten sonra, pesinden gelecek genç neslin buralarda yaşamayı cezbedici bir yaşam tarzı kalmıyor. İşsizliğin had safhada olduğu bu yıllarda istihdam alanları daralmıştır. Bu arada sahipsiz kalan arsa ve araziler büyük bir Rant ekonomisi doğurarak o yörenin tarihsel yaşamı ve kültürü, sosyolojik yaşam biçimini tamamen yok etmektedir.
Oysa bir yeri ayakta tutan en önemli unsur, kültürel yaşayış biçimi, gelenek ve görenek Bazlı, nesilden nesile aktarılarak gelen değerlerdir. Bu değerler hızla yok olup gitmektedir. Son yıllarda görülen manzara işsizliğe istihdam yaratıp, kendi tarımsal ihtiyaçlarını karşılayamayan bağımlı bir yaşam biçimine evrildi.
Vizyonel Projeksiyonlu projeler üretilip uygulanmalıdır. Neredeyse varoş kentlere dönüşen Metropollerden… ‘’Hadi gelin köyümüze geri dönelim’’ kampanyalarına dönüp bakan bile olmayacak. Hep kaybedilen değerlerimize üzülüp dizlerimizi dövmekten başka bir şey de kalmadı artık. Bu gidişle sonumuz hayırlara vesile olsun demekten başka çare kalmadı…..
Bu Pazar gününde yaptığım beyin fırtınasından kadraja yansıyan düşüncelerim bunlar… Sevgi, saygı ve hürmetlerle hoş olun, hoş kalın….26.11.2017 Adil Bozkurt