- Kategori
- Siyaset
Hadi ordan!

28 Haziran 2008 tarihli Star gazetesinde Ahmet Kekeç Beyefendi, bizim üzerine çok tartıştığımız ve savunduğumuz, AKP ve destekçisi koalisyonunsa adını dahi ağzına almadığı, yok etmekle övünç duyduğu devletçilik konusunu tek cümleyle açıkladı ve hepimizi aydınlattı; dedi ki:
"'Büyük Dünya Krizi’ konjonktürel olarak devletçiliği (devletçi ekonomiyi) zorunlu kılmış, aradan fırlayan birileri bunu altı oktan birine isim yapmıştır ama, Mustafa Kemal için devletçilik ‘geçici’ ve ‘arızî’ bir uygulamadan başka bir şey değildir."
Bak Allah’ın işine!
Bak sen şu Mustafa Kemal’in dikkatsizliğine!
Dilinden tarihine, sanayisinden tarımına, eğitiminden ordusuna her konuda uykusuz geceler pahasına titizlikle çalışıp, her ayrıntıyı düşünen; Türkiye’nin geleceği için, kısa ömründe yapabileceği her şeyi yapıp, alabileceği her önlemi alan Mustafa Kemal; birilerinin aradan fırlayıp, kendisinin ‘geçici’ ve ‘arızî’ kabul ettiği devletçiliği altı oktan birine isim yapmasını fark etmemiştir!
Ya da, fark etmiştir de bunu değiştirmeye gücü yetmemiştir!
Ve hatta, devletçiliğin de aralarında bulunduğu altı ok’un 1937’de Anayasa hükmü haline getirilişini; devletçiliği ‘geçici’ ve ‘arızî’ bir uygulama olarak kabul etmiş olan Mustafa Kemal, elinden bir şey gelmemesinin üzüntüsüyle bir kenardan sessizce izlemiştir!
Kim bilir, belki son anlarında bile liberal Türkiye’nin hayalini kuruyor, devletçilik konusundaki dikkatsizliğinin acısını çekiyordu!
Ve hatta belki de tüm ömründe, o aradan fırlayıp, altı ok arasına bu devletçilik denen meredi katanı araştırdı… Uykusuz geçen geceler aslında bunun için olabilir mi?!
Bu araştırmalar sonunda, aradan fırlayın konusunda İsmet İnönü’den şüphelendiği için onu başbakanlıktan indirmiş olabilir örneğin!
…
Geçiniz efendim, geçiniz!
Tarihi saptırmanın, insanların hele Mustafa Kemal’in gerçek kimliğini kendi politik menfaatleriniz yönünde ordan oraya çevirip, halkı kandırmanın da bir sınırı var!
Tarihi yalanlarınızla karalayabilirsiniz, ama saçmalıklar bir noktadan sonra sırıtır!
Ve birileri çıkıp der ki size:
Devletçilik ha?
‘geçici’ ve ‘arızî’ ha?
Aradan fırlayanlar ha?
Hadi ordan be adam!
Hadi ordan!