- Kategori
- Kültür Turizmi
Hafta sonu eko parktaydık

EKO PARKTA BİR YILAN
Pazar sabahı Saklıkent’e çıkıp, karların üzerinde yuvarlanıp, kızak kiralayıp kaymak gibi bir düşüncemiz varken, tiril tiril bir Antalya sabahı ile karşılaştık.
Nede güzel Saklıkent’e gidip eğlenecektik.
Karı nede çok özlemiştim. Ve kızımda müthiş bir heyecanla sabah kalktı ve Saklıkent’e gitmek için hazırlık yaptı.
Eşimi ikna etmekte pek zor olmadı doğrusu. Ama bir varki, bu yakıcı Antalya sıcağında, Saklıkentte doyasıya kar olmaz ve olan karda erir. Nitekim başımızı kaldırıpda dağların doruklarına baktığımızda, karlar erimeye yüz tutmuştu ve bütün hayallerimiz bir anda yıkıldı.
Ve günümüzü nasıl geçirelim diye yeni bir program yapmaya koyulduk.
Sonuçta alternatif turizme örnek bir yerde karar kıldık.
EKO PARK.
Antalya’nın batısında, Kemer ilçesine bağlı Tekirova beldesinde kurulan bir yerdir EKO PARK.
Antalya kent merkezine yaklaşık 50 km uzaklıkta olan ve sanırım 15 dönümlük bir alan üzerine kurulmuş çok farklı bir turistik yatırım EKO PARK.
Bir süreden beri sürekli davet alırım EKO PARK’ın işletmecisi Özgür beyden. Ama bir türlü fırsat olmadı.
Hani terzi kendi söküğünü dikemez misali, bizde güya turizimciyiz ve sadece masamızın başındaki evraklara gömülüp, dışarıda neler oluyor, neler bitiyor haberimiz olmuyor kimi zaman.
Fotoğraf makinelerimizi aldık ve koyulduk yola.
Ve vardık EKO PARK’a.
İçeri girdik ve Özgür bey henüz mesaiye başlamamıştı. Kış ayı olması sebebi ile zaten bizden başka kimsede yoktu ve görevli bir rehber arkadaşın eşliğinde başladık EKO PARK’ı gezmeye.
EKO PARK HAKKINDA
EKO PARK kısa bir süre önce Özgür bey isimli işletmeci beyin babası tarafından açılıyor.
Amaç tümü ile alternatif bir turizm yatırımı.
Bu tip bir yatırım; anlatılanlar çerçevesinde söylüyorum, dünyanın bir başka ülkesinde yokmuş.
Son derece değerli bir arazi üzerine kurulmuş EKO PARK. Ve bu gün arazinin değeri paha biçilmez ölçülerde. Ne varki mülk sahibi baba, arazinin mülk değeri üzerinden bir rant elde etme fikrinden uzak bir şekilde, bir çok zorluğa katlanarak, oğlu Özgür ile birlikte başlıyorlar arazi üzerinde EKO PARK’ı yaratmaya.
Dünyanın bir çok farklı bölgesinden sürüngenler toplayıp bin bir zahmetle getiriyorlar Türkiye’ye.
Onlarca yılan çeşidi, iguanalar, timsahlar, kertenkele türleri, binlerce fare ve kemirgenler.
Yani anlayacağınız EKO PARK’ın ana teması sürüngenler.
Sürüngenlere ilaveten bir çok değişik papağan türleri, maymunlar, süs balıkları, tavşanlar, kaplumbağalar gibi bir çok değişik hayvan çeşidide EKO PARK’ta bulunuyor.
Ayrıca EKO PARK’ın bir başka özelliği bitkileri. Dünyanın bir çok farklı bölgesinden getirtilmiş olan bu bitkiler, EKO PARK’ta yetiştiriliyor ve EKO PARK’ın peyzajında kullanılmak sureti ile sergileniyor.
Ve EKO PARK’ı gezerken adeta büyülendik.
Hayatım boyunca doğru dürüst yılan görmemiştim. Sadece televizyonlardaki belgesellerde izlerdik.
Ama oda ne.
Yüzlerce yılan çeşidinin arasındayız.
Cobra, çıngıraklı, piton, anakonda ve daha bir çok değişik yılanlar. Bir çoğu zehirli. Rehber teker teker sürüngenleri tanıtıyor bize. Büyük bir hayretle izliyoruz. Kızım elindeki fotoğraf makinesi ile hayvanların teker teker fotoğraflarını çekiyor.
Kış mevsimi olması sebebi ile hayvanlar kışlık mekanlara alınmışlar. Aynı zamanda bütün hayvanların birde yazlık mekanları var. Müthiş bir güvenlik tertibatı kurulmuş. Yılanların bir çoğu zehirli olduğundan, kesinlikle tertibatın sağlam olması gerekiyor. Isırarak zehirini salgılayan yılanların yanında, birde zehirini tükürerek gönderenler var.
Yılanlar o kocaman kafeslerin içerisinde hareket halindeler. Ve kafes diye nitelediğimiz yerler aslında küçük boy birer ahır gibi. İçerisine çeşitli türde canlı bitkiler yerleştirilmiş.
Yılanlar bitkilerin üzerine sarmaş dolaş yatmışlar.
Bir başka kafes.
İçerisinde timsahlar. Boyları 1 metrenin üzerinde. Muhteşem bir görüntü.
Bir başka kafesin içerisinde onlarca timsah yavrusu. Suyun içerisinde yüzüyorlar.
Bir başka kafeste kaplumbağalar kış uykusuna yatmışlar. Çok güzel bir görüntü.
Angora tavşanlar. Her biri bir harika tavşanların. Bembeyaz tüylü, kar gibi beyaz her biri. Ama birde öğreniyoruzki, yılanları bu tavşanlarla besliyorlarmış.
İlginçtir yılanlar ölü tavşanda yemiyorlarmış ve illaki canlı olarak yılanlara veriliyorlarmış. Kötü bir durum.
Yaz aylarında eğitici hocalar, yılanlarla gösteriler yapıyorlar. Gelen turistler bu gösterileri ilgi ile izliyor.
EKO PARK’ta muhteşem bitkiler vardı. Her biri bir harika bitkilerin. Dünyanın dört bir köşesinden
getirtilmiş bu bitkiler. Bir arada sergileniyorlar. Hem EKO PARK’ın peyzajında kullanılıyorlar, hemde yetiştiriliyor ve isteyene satılıyor bu bitkiler.
Ve biz yüzlerce fotoğraf çektik EKO PARK’ta.
Ne varki geçtiğimiz yıldan beridirki EKO PARK’ın işletmecisi Özgür bey ile görüşürüz ve Özgür bey sürekli olarak sıkıntılarını dile getiriyor biz turizmcilere.
Özellikle ciddi bir ekonomik bunalım içerisindeler. Çok kısıtlı imkanlarla kurmuşlar EKO PARK’ı.
Ve bir dizi kredi borcuna katlanmışlar. Son derece maliyetli bir iş. Bir çok çalışanın yanında, mekanı koruyabilmek ve geliştirebilmek ve var olanların yanına yeni şeyler koyabilmek hayli külfetli.
Bir çok defa bankalarla ciddi sorunlar yaşamışlar. Sorunları aşabilmek adına Turizm Bakanlığına başvurmuşlar ama sorunlarına sahip çıkan kimse olmamış. Devletin yardım etmesi için bir çok defalar müraacatlarda bulunmuşlar ama ilgilenen olmamış.
Dayanabildiğimiz yere kadar dayanacağız diyor Özgür bey. Ayakta kalmanın yollarını arayacağız. Yok destek alamadık, yok olup gideceğiz.
EKO PARK işletmecileri, büyük paralar kazanma hevesinde değiller. Sadece turizme alternatif bir katkı yapmışlar ve bu alternatif katkınında belirli ölçülerde bir getirisinin olması çabasındalar. Bir çok insan EKO PARK’ta çalışıyor ekmek yiyor. Turizm Bakanlığı bir şekilde, EKO PARK’a yardım elim uzatmak zorunda.
Tabi hafta sonumuz sadece EKO PARK’la sınırlı kalmadı ve sonrasında Teleferikle Tahtalı dağına çıktık.
Onuda yarın anlatayım.
.