- Kategori
- Antalya
Karın yağışını ne de güzel anlatmışlar; kıskandım valla

KARIN YAĞIŞI
Antalya!
Güzel bir kent.
Hatta ve hatta Türkiye'nin en güzel kentlerinden birisi.
Çıkın Anadoluya ve sorun vatandaşa;
Nerede yaşamak istersin diye.
Alacağınız yanıt kesinlikle Antalya olur.
Ama be kardeşim, Antalya'nın ne soğuğu soğuğa benziyor, nede sıcağı sıcağına benziyor.
Kış oluyor soğuktan donuyoruz; çünkü Antalya'nın en önemli sorunu ısınma sorunudur. Klima sıcağının saçmalığına mahkum kalmışız...
Yaz olur, alabildiğine bir sıcak ve oturduğunuz yerde dondurma gibi erirsiniz. Plaj kenarı dahi kesmez. Denize girseniz çözüm değil. Gece uyuyamazsınız. Yolda yürüyemezsiniz. İllede klimayı açacaksınız. Klimanın serinlettiği ortamdan es kaza adımınızı dışarıya atarsanız sanki savunaya girmiş gibi olursunuz.
Yani dostlar ben anlamadım Antalya'nın hava durumu vaziyetini ve bu günkü okuduğum blogların bir çoğunu kıskandım.
Herkes karın yağışını yazmış ve mutluluktan uçuyor. Yıllar oldu karın yağışını izleyemedim. Parlak Işık yazmış en son dolu dolu İstanbul'a karın yağışını ve tarihler vermiş ama tarihlerde anlaşamadık. Ahmet Balcı bey 1986 diyor. Parlak Işık diyor ya 1986 veyahut 1988. İlginç benim aklımdada kalmış 1987. O zamanlar İstanbul'da yaşardım ve aklımda kalan tek kar yağışı o zamandı ve son oldu. Bir dahada kar görmedim. Yani karın yağışını görmedim.
Ama Antalya'da karın yağdığını ancak kafamızı kaldırıpda bey dağlarına baktığımızda anlıyoruz.
Kar yağdığında bey dağlarının doruğuna, Antalya taç giymiş gelin gibi oluyor. Çok güzel bir görüntü, ama ben yinede karın yağışını seyrederek, hamsi tavanın yanında, raki içmeyi tercih ederim.
Hakikaten çok özledim. Hem kar yağacak, hem kenarda yanan güzel bir odun sobası ve cam kenarına kurulu masanın üzerinde rakı, roka ve balık.
Bazen hayıflanmıyor değilim Antalya'da yaşıyor olmaktan. Ama tek tesellim, güya yurdumun insanlarının hepsi Antalya'da yaşamak istiyormuş.
Gelsin yaşasınlar ve görsünler anyayı, konyayı. Yazın sıcağını ve kışın ısınamamanın ne demek olduğunu.
Ama bir kez daha ve net bir şekilde itiraf ediyorum...
Ben yağan karı özledim ve dolu dolu kar yağışını izlemek istiyorum ve yağan karı izlerken rakı, roka ve balık yemek istiyorum.
Ve alabildiğine çakır keyif olup, karların üzerinde yuvarlanmak istiyorum.
Yarın sabah erkenden kalkıp, Saklıkent'e gitmesem ne olayım.
Zaten kızımda gitmek istiyor. Tek sorun annesi. Onuda ikna edersek ver elini Saklıkent.
Kıskandım valla.
Herkes nede güzel anlatıyor karın yağışını.
Ayıb oluyor ama. Bizde insanız.