​ Hakem saymasa da yılın golü / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Aralık '08

 
Kategori
Futbol
 

Hakem saymasa da yılın golü

Hakem saymasa da yılın golü
 

HAKEM SAYMASA DA YILIN GOLÜ...


Fenerbahçe, her Avrupa maçı öncesi puan yitirmeyi, sanki “geleneksel hal”e getirdi. Uzağa gitmeyelim; Turkcell Süper Ligi’nin 12. haftasında Ankaragücü ile oynadı; Ankara’da bir puana razı oldu. Argones, “İki puan kaybettik ama bir puan da kazandık. Porto maçı bizim için çok önemli ve taraftarımız ve sahamızla bütün riskleri alıp bu maçı kazanmaya çalışacağız." dedi.

Porto maçının önemini düşünen Aragones, bir puana seviniyordu.
Ankaragücü maçında futbolcuların kendileri sahada, akılları Porto maçındaydı.
Ama Porto karşısında umutlar gitti.

Futbolcuların “kendileri sahada, akılları başta maçta” yaklaşımı, ne yazık ki, puan kayıpları için hafifletici bir neden olarak görüldü/görülüyor. Bu puan kayıplarını Porto maçından öncekilerde de gördük. Lig sonunda ise, yitirilen bu puanların ne denli önemli olduğu anlaşıldı. O bakımdan, gerekçeleri/bahaneleri bir yana bırakıp işe dört elle sarılmak gerekiyor.

Fenerbahçe, yine bir Avrupa maçı öncesi deplasmanda Denizlispor karşısında olacak.

Bakalım, bu kez nasıl bir oyun tarzı tutturacak. Denizli, şu ana kadar en çok gol yiyen takım. Geçen Eskişehir’de , daha oyunun başında, 3-0 öne geçmelerine karşın sahadan 4-3 yenik ayrıldılar. Bu da, çok rahat gol yediklerini gösteriyor. Fenerbahçe, Dinamo Kiev’i yenerse, UEFA’da yola devam edecek. Şimdi kendileri sahada, akılları Dinamo Kiev maçında olursa, üç puan “hane”ye yazılmazsa... “Yandı keten helvası” dememek için, işi sıkı tutmalı. Lig’in en çok gol yiyen takımından mutlaka üç puan almalı.

Biliyoruz ki, Fenerbahçe, işi sıkı tuttuğu zaman üç puanı alacak güçte. Artık, “küçük” takımlara puan verme dönemi sona ermeli.

Önce, Denizli’den üç puanla dönmek; Kiev’e üç puan kazanmak için gitmek gerekiyor.

Fenerbahçe’nin taraftarını üzme limiti dolmuş olmalı!

Üç puan almak için, ille de, “derbi” mi olması gerekiyor.

Maç Sırası

“İlk yarından aklıllarda kalan ne?” derseniz, üç “şey” hatırlanır:

İlki, Fenerbahçe’nin bir ara Denizlispor sahasında 4 dakikaya yakın top gezdirmesi...

Eğer, Fenerbahçe önde olsaydı, neler söylenirdi neler!

Fenerbahçe, Denizlispor’la dalga geçti; futbolcular arkadaşlarına “hakaret” ettiler.
Artık, “yorumcu uleması” bir haftayı bununla doldururdu.

Gel gör ki, ortada gol yoktu; kuşkusuz bu da Fenerebahçe’nin işine yaramıyordu.
İkincisi, Volkan, kaleci /“kurtarıcı” olduğunu gösterdi; ağlara giden topu kornere çıkardı.

Üçüncüsü, Volkan’ın topu kornere çıkardıktan sonra, art arta gelen kornerlerden üçüncüsünü Aytekin Durmaz’ın önce vermesi, sonra autu göstermesi...

Fenerbahçe, iyi yarıya canlı başladı; bir an önce sonuca gitme çabası vardı.

“İki yarıdan akıllarda kalan ne?” derseniz, yine “üç” diyeceğim:

Birincisi, Emre’nin oyuna girdikten 2 dakika sonra attığı muhteşem gol.

İkincisi, golden sonra, Güiza’nın gollük akınının ofsayt olarak kesilmesi.

Üçüncü ise, Deivid’in çok uzaklardan attığı, ama sayılmayan golü.

Deivid, öyle güzel vurdu ki...

Top önce direğe vurdu, yarım metre içeri düştü, içeriden zıpladı, tekrar direğe vurdu ve dışarı çıktı. Hakemler, bu güzel golü, yok saydılar.

Maç Sonrası

Fenerbahçe, ikinci deplasman galibiyetini aldı.

Avrupa maçı öncesi, Kiev’e mutlu gidecek.

Hakemler, Denizlispor gol atamayınca, bu kez Fenerbahçe’yi yıkamadılar.

Bu blog Canlı Maç Anlatımı sayfamızda da yayınlanmaktadır

 
Toplam blog
: 2458
: 2418
Kayıt tarihi
: 10.11.08
 
 

24 Kasım 1944'te İspir'de doğdum. Ankara Kurtuluş Lisesi'ni, Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Tü..