​ Halaybaşı kim çeker ? / Müzik / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ocak '09

 
Kategori
Müzik
 

Halaybaşı kim çeker ?

Halaybaşı kim çeker ?
 

Yeşim E. Narter dostum yakıştırmaya çalıştı bu sıfatı bana. Tekbaşına kalmış bir dostumuzun peçeteye yazıp gönderdiği istek üzerine.

Halaybaşının ne olduğunu bilirim. Ama hiç olmadım.

Talimat dostlarımdan gelince bakındım ve halaybaşı için şu tanımları buldum:

- Genelde halay konusunda bilgiye sahip, bu konuda köylerde, kırsal kesimlerde gerekli lisansı almış ya da her halta zıplayan kişi.

- Sağ gözü kalk gidelim, sol gözü ''otur lan oturduğun yerde'' diyen kişi

- Her daim yanında mendil bulundurma potansiyeline sahip kişi..

- Tim komutanı

- Talihsiz kişi

- Islak mendille modern hale getirilebilecek kişi.

Vesaire vesaire.

Ama bu tanımların hiçbiri bana uymuyor.

O zaman?..

O zaman sadede geliyor, Tekbaşına dostumuzun isteğini yerine getirmem gerektiğini düşünüyorum. Söz verdiğime göre yapmam gerek.

Ama peşin pazarlık: Artık istek olmasın. Çünkü dansın ucu bucağı yok. Halayı bile beceremezken; kimselere kaşık oyunu, karşılama, hora horon, zeybek, kılıç kalkan, harmandalı, fidayda falan anlatamam. Bilmem. İzlemeyi severim, izlerken kıpır kıpır olurum, ama bilmem.

Yeşim dostumuz da mealen aynı şeyi dedi: ''Tango tamam. Gerisi yalan''.

Tango da dans, halay da.

Ortak yanları çok.

Önce bir tangoya bakın Yeşim Hanım’ın tango yazılarında ve onun beni konuk ettiği yazımda: http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=151697

Sonra…

Sonrasını şöyle anlatayım:

Halay denince aklıma en önce davul ve zurna geliyor.

Tabii yukarıdaki tanımlara uygun bir halaybaşı.

Elindeki mendille.

Teyy teyyyy’ler geliyor.

Halayın "edildiği'' değil, "çekildiği'' geliyor.

Serçe parmağı temasları geliyor. Kimi yörelerimizde erkek erkeğe, kimilerinde kız kızan karışık; zaman zaman omuzdan temaslı, halayına göre kol kola, gözler daha çok ya karşıda ya yerde…Kıpır kıpır, ama kız kızan karışıksa, nedense mahcup.

Böyle bir grup dansı geliyor aklıma.

Tek çizgi, yarım çember, tam çember…

Mendil sallamalı, tey teeyyyli.

Ve tabii düğünler, nişan törenleri, kına geceleri geliyor aklıma. Ya da asker ocağına tertip uğurlamaları.

Bildiğim kadarıyla, düğün dernek işlerinin dışında bir başka işlevi daha var halayın:

Protesto gösterilerinde, sendikal etkinliklerde, üniversite kampüslerinde, diskoteklerde bile yerini bulabiliyor. Halayı bu haliyle, linkteki dans yazımda. Fanon ve Sartre’ın anlatmaya çalıştığı rolde görüyorum. Zıplayarak, yer yer koşar adımla, kol kola, omuz omuza dayanışma rolünde.

Yani halayın bizde ideolojik bir yönü de var tangodan farklı olarak.

Yine örneğin, bir tangodan farklı yanı daha var halayın bu bağlamda:

Tangoda kontrol tamdır.

Halayda ise ipin ucu kaçabiliyor. Bir yılbaşı gecesi bir mekânda halay çekilirken, halaybaşı promil seviyesi alıp başını gittiğinde grubuyla birlikte sokağa fırlayıp üç beş kişinin ölümüne, bir o kadarının da yaralanmasına neden olabiliyor. Halay eşliğinde maganda kurşunları vızıldayabiliyor havada.

Halayda daha masumane kazalar da var elbet: Biri ötekinin kolunu çıkartabiliyor ya da serçe parmağını kırabiliyor delilo delilo derken.

Kurban Bayramı kazaları gibi…

Bir de halaya zorla, çekiştire çekiştire kaldırmalar vardır. Kaldırırlar. Bilmediğiniz işi yaparken kol çıkarır, serçe parmağı kırarsınız, olan size olur. Tangoda ayağa basmak gibi birşey yani.

Tangoda yoktur böyle şeyler.

Halayın hası eskidendi. Düş dünyan yıkılsa bile (Bakınız: Yukarıaki linkte ZORBA), aç kalsan, tarlan kuruyup yağmur duasına çıkma ihtiyacı duysan bile, Anadolu’da sığınabileceğin bir yerdi halay. Halay o zamanlar vardı.

Bunu da Tekbaşına dostumuzdan okuyun. Çünkü bu kadar nostalji beni aşıyor. Linkini veriyorum:

http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=136851

Doğusuyla, içiyle dışıyla Anadolu’ya özgüdür halay. Anadolu’nun halk oyunları laboratuvarının baş köşesinde durur. Yukarıda verdiğim bir iki aykırı örnek dışında özel kıyafetlerle icra edilir.Yani lacivert takım elbisesiz, kravatsız ve alkolsüz. İnsanın beyin-beden koordinasyonu, zaman ve mekân ustalığı, sağlığı, cinselliği, iletişim ihtiyacı, kaynaşma ve dayanışma vb. konularında tango neyse, öteki dans türleri neyse, halay da odur.

Sadece biraz farklıdır.

Mendil şarttır.

Erkek erkeğe çekilirse teyteylidir.

Karma olunca biraz daha utangaçtır halay.

Orada "bacım” kültürü ağır basar.

Halayda serçe parmağın acıyabilir.

Yoksa, o da danstır.

O da türkü çığırtır sana bana.

Mesela:

Aynam düştü yerlere

Karıştı gazellere

Tabiatım kurusun

Bakarım güzellere.

gibi.

Yaani mesela.

Ben mi?

Halaybaşı olamam.

Ama bakarım.

Bakar bakar yazarım.

Pirmete

10.Ocak.2009 / Cumartesi

 
Toplam blog
: 262
: 1569
Kayıt tarihi
: 27.09.07
 
 

Anadolu'nun doğusunda sonradan ismi değiştirilen köylerden birinde zemheri zamanına denk gelen bi..