- Kategori
- Gündelik Yaşam
Halk bilimi öldü mü?

Halk bilimi motifleri
Coğrafyamızda hareket halindeki her canlının ölüm riski var ölümle nerde nasıl karşılaşacağımız belirsiz. Sadece canlılar değil kurumlarımızın, kültürlerimizi oluşturan geleneklerimizin, ahlaki normlarımızın, hukuk vb. kavramlarında can çekiştiğini izliyorum.
Toplumların kendine özgü yapılarını inceleyen en temel bilim dallarından biri olarak Halk bilimi, halkın geleneklerini, göreneklerini, inançlarını, törelerini, törenlerini, sözlü ve yazılı halk edebiyatı ürünlerini, maddi ve manevi bütün kültürel değerlerini içine alan, onu araştıran, inceleyen, yorumlayan bilim dalıdır.
Sedat Veyis Örnek’e göre; Bir ülkenin, bir yöre halkının, bir etnik grubun yaşamının bütününü kapsayan ve temelinde o halkı oluşturan insanların ortak ve yaygın davranış kalıplarını, yaşama biçimini, belirli olaylar ve durumlar karşısında tavrını, çevresini ve dünyayı algılayışını açıklamada; geleneksel ve törensel yaşamı düzenleyen, zenginleştiren, renklendiren bir beceriyi, beğeniyi, yaratıyı, kurumu, töreyi, kurumlaşmayı göz önüne sermede; bir ucuyla geçmişe, bir ucuyla da zamanımıza uzanan gelenekler, görenekler, adetler zincirini saptamada; bu zincirin dışlayıcı ya da destekleyici halkalarını tek tek belirlemede, halk kültürünün atardamarlarını yakalayarak bunlardan özgün ve çağdaş yaratmalar çıkarmada Halk biliminin rolü ve önemi birinci derecededir.
M. Şakir Ülkütaşır’a göre ise Halk bilimi, en derli toplu anlamıyla genel olarak sözlü halk edebiyatı, halk musikisi, halk temaşası, halk gelenek ve inançları gibi tamamen fikri ve manevi oluşumları, özetle halkın manevi kültürünü araştıran bir bilimdir. Düğün, bayram, çocuk, cenaze, dini boyutlar vs. türünden halk gelenekleri; cin, peri, büyü, afsun, muska, gibi şeylere inanma biçiminde gündeme gelen bütün halk inançları ile türküleri, maniler, bilmeceler, oyunlar, ninniler, masallar, menkıbeler, deyimler ve atasözleri folklor konusuna girer.
Halk biliminin etnoloji, sosyoloji, sosyal ve kültürel antropoloji, edebiyat, psikoloji, dilbilim, dinbilim, tarih, dinler tarihi, sanat tarihi, coğrafya, tıp, hukuk vb. bilimlerle yakından ilişkisi olup; gerektiğinde bu bilim dallarının yöntem ve bulgularından yararlanır, başka ülkelerin halkbilimi (folklor) ile ilgili verilerinden koşutluklar kurar, karşılaştırmalar yapar, bunların kökenine inmeye çalışır. Böylece yerellikten ve ulusallıktan evrenselliğe geçerek insanlığın ortak kültürüne katkıda bulunmaya yönelir.
Halkbilimi, bugünün halk kültürü değerlerini araştırıp incelediği gibi, geçmişin kültürel değerlerini de araştırıp inceler. Toplumsal yaşam biçimi ile birlikte değişen kültürler arasında karşılaştırmalar yaparak aradaki bağları, geçirdiği evrimi ve değişimi, günümüzde aldığı biçimi ortaya koyar. Bu anlamda geçmişte gelecek arasındaki ilişkinin kavranmasında önemli bir işlev görür.
Halkbilimi araştırmaları yapmak, halkın sorunlarını, çıkmazlarını, çelişkilerini, acılarını, ruh halini, olaylar karşısındaki tutum ve davranışlarının kaynağını, duyuş ve düşüncesini kısacası onun dünyasını tanımanın en iyi yoludur.
Ülkemizde, Halk bilim araştırmalarının Cumhuriyet dönemi ile birlikte bir ivme ve hız kazandığı görülür. Bilimsel yöntemlerle yapılan araştırmaların ilk ve yoğun örnekleri ile bu dönemde karşılaşılır. I. Dünya savaşı ile birlikte Osmanlı Devleti parçalanmış, Cumhuriyet’in kurulması ile birlikte ortadan kalkmıştır. Yeni kurulan devletle hızlı bir uluslaşma sürecine girilir. Böylece yeni bir kimlik arayışı ortaya çıkar. Ve devlet kaçınılmaz olarak halk kültürüne yönelir. Böylece yeni bir kimlik yeni bir kültür oluşur. Bunun için halk evleri açılır, köy enstitüleri kurulur. Üniversite olarak ta DTCF kurulur.
Kültür ve Turizm Bakanlığının Web sitesinde; “Halk Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü tarafından halk kültürünün bütün konularında yapılan araştırmalar, yurtiçi ve yurtdışı olmak üzere folklor araştırmacıları tarafından görüşme tekniği, ses kayıt cihazları, fotoğraf makineleri ve video kamera kullanılarak yapılmaktadır. Ayrıca çeşitli kurum, kuruluş ve üniversitelerle işbirliği içinde panel, sempozyum, kongre vb. yapılmakta, sunulan bildirilerin basımı sağlanmaktadır.” denilmektedir.
Biliyoruz, her şey yenik düşüyor zamana, biz ve dünya kirleniyoruz !
Halk bilimi sadece halk dansları, folklor oyunundan ibaret olmasa gerek, uzun zamandır Halk biliminin varlığını hissetmiyorum, yoksa halk mı kalmadı? Halk bilimi öldü de benim mi haberim yok!
Nizamettin Biber