​ Halk bunu istiyor! / Basın Yayın / Medya / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ağustos '07

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
 

Halk bunu istiyor!

Halk bunu istiyor!
 

Düzenli bir şekilde dizi kanallarındaki dizileri seyrediyorum.Önceleri kendimin de içinde bulunduğu bu sektöre ait gelişmelerin yabancılar tarafından nasıl ilerlediğini görmek için seyrediyordum. Sonraları bu gelişmelerin uzağından yakınından geçemediğimizi ve hatta geçemeyeceğimizi anladım. “Halk bunu istiyor” mantığıyla yaklaşılan bir sektörün ilerlemesi mümkün değil çünkü. “Bunu yeni mi anladın?” diyebilirsiniz. Ben cnbc-e altyazılı dizileri yayınlamaya başladığı günden hatta eyçbibi(hbb) den beri izliyorum bu dizileri.

1992 den beri bu sektörün içindeyim.O yüzden paralel giden bir zamanda bir takım gelişmelerin olmasını bekledim ne yalan söyliyeyim.Türkiye’de Televizyon Dizileri’nin, “iyi” den “kötü” ye doğru bir grafik çizeceğini tahmin edemezdim.İnsan zaman ilerledikçe bir takım şeylerin teknoloji ve tecrübeyle iyiye gideceğini sanıyor çünkü. Aksini düşünmek saçmalık oluyor.

Halk’ın bir dönem için bu tip dizileri istediği doğrudur. Şu aralar yayınlanmakta olan Türk dizilerinin içeriğine bakacak olursak,bu tip dizilerin startını vermiş olan Asmalı Konak’ın izlerini taşıdığını görürüz.Hatta karbon kağıdı koymuşçasına konular,tipler,evler,karakterler aynıdır. Sanki bir senaryo yazılıyor ve sadece isimler değiştirilerek yeni bir dizi çıkarılıyor(ya da çıkarıldığı sanılıyor) Arkadaşlar arasında işi dalgaya vurup yazılımcıların bir takım plug-inler yarattıklarını bile söylemiştik.Kalıp bir senaryoya uygulayacağınız Töre Plug-in’i, Mafya Plug-in’i, Derin Devlet Plug-in’i ,her hafta senaryo yazma işini hafifletecektir.

Tabii bu işin kolay ve garantili yolu olduğu için böyle yapılıyor..Reytingi garanti bir konunun üzerine gitmek mali açıdan da batmamayı garanti ediyor.

Fakat madem televizyon denen renkli kutuyu biz icad etmedik,madem bazı programları hep taklit ediyoruz neden Sektör’ün mantığını da taklit etmiyoruz.

Televizyon sadece eğlence ve uyuşturma amacıyla kullanılmıyor ki dünyada.Televizyon aynı zamanda bir eğitim aracıdır da.”Halk bunu istiyor “diye sadece istediğini vererek bir zaman sonra halkın fenalıklar geçirdiğini görmezden nasıl gelebilir sektör.

Farklı konuları olan ve gayet de güzel işlenmiş nice işin reytingi kötü diye yayına son verildi.Gözyaşı Çetesi bunlardan biri.Zuhal Olcay’ın dizisi Geniş Zamanlar bir diğeri. Zamanında TRT de yayınlanan Şapkadan Babam Çıktı bir başkası.Hayatın içinden ,herkesin başına gelebilecek doğal konuların işlendiği bu tip diziler nedense Halk tarafından istenmiyor.

Bir fark yaratacaksa söylemek istiyorum.Ben de bu halkın içinden biri olarak ben istiyorum bu tip dizileri.Farklı birşeyler seyretmek istiyorum.Yabancı dizileri seyredip seyredip “Abicim.Adamlar bu konuları nerden buluyorlar” demek istemiyorum.Çünkü hayatın içinden her konu doğru işlenirse 40 dakikalık şahane bir bölüm haline dönüşebilir.Yeter ki hazırlık aşamasına biraz daha özen gösterilsin.Senaryo gruplarına müdahale edilmesin,bütçeye hazırlık aşaması için de maddeler konsun..İş senaryoda biter hepimiz biliriz.İyi bir senaryoyu güzel çekemeyecek bir yönetmen yoktur.Varsa da o onun sorunudur.Keyifle okuduğu bir senaryoyu keyifle çekmeyecek bir ekip yoktur. Devamında ne olacağını merak etmeyecek bir montajcı da yoktur.Şahane bir diyaloğa sallapati ışık yapacak bir ışık ekibi de yoktur. Gece gündüz çalışmak zorunda da kalsa çalıştığına değdiğini hisseden her ekip canını dişine takıp çalışır.15 senelik TV tecrübemde gözlemlediğim ve öğrendiğim şey budur.

Yapımcıların ve televizyon sahiplerinin artık sektörü, zaman doldurmak için bir araç olarak görmekten vazgeçmesi gerekiyor.Bir işe ne kadar para yatırırsanız o kadar iyi bir iş çıkarırsınız.Haliyle de daha çok para kazanırsınız.

Ekibi insanlıktan çıkaracak bir çalışma sistemiyle değil gerekli zamanı onlara vererek ekipten çok daha iyi bir performans alırsınız. Çok para yatırmakla kastım, mekanlara ya da aksesuarlara harcanan paradan bahsetmiyorum.Ekibe harcanan paradan bahsediyorum.Hazırlık ve çekim aşamasına harcanan paradan bahsediyorum.Başrol oyuncularının aldığı para telaffuz edilemeyecek rakamlarda olurken yan rollerdeki oyuncuların ve ekibin aldıkları paranın diğerlerinin 1/20’si olmasından bahsediyorum.Bütçe dengelemesinden bahsediyorum.2 bölüm sonra “tutmadı” diyerek işin yayından kaldırılmasından , oyuncuların ve ekibin zor duruma sokulmasından bahsediyorum.Bir diziye adaptasyon ancak 6 bölümde olur.Türkiyenin 500 evinde olan reyting cihazlarıyla elde edilen verilerin güvenilir olmadığını düşünüyorum.

Yanılmıyorsam 1993 senesiydi.Kelime oyunlarını halkın anlamayacağını iddia ederek işine son verilen, bugünün televizyon,sinema ve tiyatro sektörünün bir numarası sayılabilecek Yılmaz Erdoğan, halkın istemediği(!) kelime oyunlarıyla Bir Demet Tiyatro’yu yarattı ve BKM ‘nin temelini attı.Bütün Türkiye de ekranın başından kalmadan senelerce izledi.Halktan biri de çıkıp “Biz bunu istemiyoruz” demedi. Bundan da çıkacak sonuç “Halka ne verisen onu alır.Bu alıştırma,geliştirme ve eğitim”işidir.

Sektörden kopmaya başladığım şu zamanlarda artık sadece bir izleyici olarak televizyonun karşısındayım.Ve tekrar söylüyorum.Artık değişik şeyler izlemek istiyorum.Sadece ben değil bunu bir çok kişi istiyor.

İnanın bana Töre konulu diziler arttıkça kaybolmaya yüz tutmuş Töre mantığı tekrardan hortladı.Mafya dizileri yayınlandıkça silah satışları patladı. Her televizyon açışımda karşımda lüks ve sefahat içindeki evlerde yaşanan, bu ülkenin küçük bir kısmının yaşadığı trajedileri görmekten içime fenalıklar geldi. Ayaklarımı uzatıp iki dakka beynimi başka bir şeyle meşgul etmek istediğim bir gecede saat 20:00’de başlayıp 23:00’te ancak biten dizileri takip etmeye çalışmaktan yoruldum...Bu yüzden artık sadece yabancı dizileri seyrediyorum...40 dakikaysa tam 40.dakikada biten süresinin hiç şaşmadığı diziler.”Keşke bitmeseydi” dediğiniz tadının damağınızda kaldığı diziler.Bizim gibi “Artık bitse de gitsem yatsam” deyip esneye esneye seyretmeye çalıştığınız diziler değil.

Dizi sektörüne emek veren bütün arkadaşlarımdan özür diliyorum.Yeditepe İstanbul, İkinci Bahar, Sultan Makamı’ndan beri hiç bir Türk dizisini izlemiyorum.İzlemeye çalıştıklarım da vakitsiz bir şekilde sonlandırıldığı için yeni başlayan ve iyi olan hiç bir diziyi de takip etmiyorum. Ciddi bir pazar olan dizi sektörünün artık aklını başına devşirmesi gerekiyor.


Denk gelirseniz: Crossing Jordan, Reba, House, Criminal Minds, Men in Trees, Cold Case, Prison Break

Eskilerden: Seinfeld, Married with Children , My Wife and Kids

 
Toplam blog
: 82
: 1186
Kayıt tarihi
: 22.06.06
 
 

İstanbul'da yaşanan tüm aşkların, tüm ayrılıkların, tüm özlemlerin, tüm nefretlerin, tüm eğlenceleri..