Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ekim '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
444
 

Halk Koşusu'ndaki Hallerimiz

Malum geçtiğimiz Pazar günü Halk Koşusu yapıldı. Bendeniz de sporcu kimliğimle bu etkinliğe katıldım. Eleştirel bir göz olarak Halk Koşusu'nun öncesinde, sırasında ve sonrasında dikkatimi çekenleri sizlerle paylaşmak istedim. Gören gözler bakınca hangi krallar çıplakmış beraberce saptamaya çalışalım.

Koşu öncesi dağıtılan broşürde otobüs, metrobüs gibi toplu taşım araçlarının koşuya gidecek olanlara ücretsiz olacağı yazıyordu. Ancak benim gibi trenle gitmeye çalışanlar istasyonda ilk tokadı yiyorlardı. Yani gerçekten koşuyu ciddiye alıp, rahat koşabilmek için yanınıza eşya veya para almazsanız istasyonda kalıyorsunuz. Cevizli Tren İstasyonu'ndan gençlerle beraber trenle yola çıktık. Söğütlüçeşme'de indiğimizde ikinci sürpriz bizi bekliyordu. Söğütlüçeşme'den koşunun başlangıç yeri olan Altunizade'ye metrobüs yoktu. Haydaa! Ben bütün bunları tahmin etmiş olmanın pişkinliğiyle "Kızmayın çocuklar. Ben 45 yaşında bunları önceden tahmin edecek seviyeye geldim. Siz de ilerde öğreneceksiniz" diye böbürlendim biraz. Yolda çocukları gözledim. Hepsi de pırlanta gibi; zeki ve esprili. Kadıköy'de bindiğimiz otobüsün muavinine "kanka" diye sesleniyorlar. Gırgır şamata. Hiç sululuk yapmadılar yolda. Hatta yanıma oturan Emre ile biraz memleketin hallerini konuştuk. Ne yalan söyleyeyim, gıpta ettim. Eleştirel bakabilen, ancak bunları paylaşmaya hasret bir gençlik gördüm Emre'nin şahsiyetinde. Grup içinde "harala gürele" takılan gençlerimiz birebirde ne kadar yaratıcı oluyor, şaşırırsınız.

Neyse koşu son derece güzel bir havada yapıldı. Tabi intihar eden kardeşimizi sonradan öğrenince içim ezildi. Oradaki 90.000 kişi arasında insan ister istemez kendine de pay biçiyor. Bir de sıradışı etkinliklere ne kadar özlem dolu olduğumuzu bir kez daha anladım.

Yolda birkaç uyanık 1 TL'ye su satıyorlardı. Böyle fırsatçılara çok kızıyorum. Orada insanlar gerçekten susuyorlar ve ücretsiz su standları taa Beşiktaş'ta var. Tabi anında kapışılmış ve bütün şişeler yerlerde; boşu da dolusu da. Yazık! Neyse "O kadar kusur kadı kızında da olur." diyelim, devam edelim. Koşunun bitişinde madalyalar ve tişörtler dağıtılıyor. Mikrofonu eline alan bet sesli adamlar gereksiz anonslarla milletin tadını kaçırıyorlar. Yok efendim madalya ve tişört dağıtan öndeki minibüslere yığılma olmasın, yok daha ileri gidilmesin. Sevimsiz bir görüntü yani. Minibüsleri paralel koyarsın, millet hepsini görür ve yığılma olmaz. Ya da bir iki görevli ile daha ileri gidilmesini engellersin (o da niyeyse?).

Bu arada bazı uyanıkların koşuya başlangıç noktası olan Altunizade'den değil de bitişe yakın yerlerden başladığını, yarışı tamamlayanlara verilen madalya ve tişörtleri de cebe attığını gördüm. Herkesi kandırabiliriz belki ama önce kendimizi kandırırız. Bu "yalan " dünyada bir yalan da kendimiz yaratmaya ne gerek var değil mi? Neyse onu yarışmadan madalya alanlar düşünsün. Üzüldüğüm nokta; bu hediyelerin bir maliyeti var ve hepimizin vergileriyle ödeniyor.Yani tüyü bitmemiş yetimin hakkı var. Faturayı şişirdiğimizde bir sonraki yıl yapılacak masrafı da gereksiz yere arttırmış oluyoruz. Yani kendi kendimizi soymuş oluyoruz. Sonra da hırsızları eleştiriyoruz. O da işin başka bir acıklı tarafı. Saygılarımla.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Haklısınız...Elbette,iyimser bakalım.Ama,"iyimserliğe" yaşarken ve koşarken bakalım, bilmem olur mu?O zaman,ne bir diğerinin kopyası olacak kadar uzun ve fakat heba edilmiş zamana,ne de "insan"ın kendiliğini "aynasında" göremeyeceği kadar kısa zamana razı olmak zorunda kalırız...İnsan,kendi varlığına ve duyumsadığı hayatına da iyimser olabilmeli...Koşarken bakmayı ihmal etmeden...Kİm bilebilir ki? Bir de bakmışız;ayı,yıldızı,kuşu,güneşi,gülü,kediyi "kendi ölçüsünce" net görür ve onlara dokunacak uzaklıkta buluveririz kendimizi...Çok mu iyimserdi:) Sevgilerimle....

RANA İSLAM DEĞİRMENCİ 
 20.10.2009 18:20
Cevap :
İyimser olmak çok mu sıradışı kaldı bu zamanda? Belki de haklısınız. İyimser olmak ayıp değil. Ama "şeytanın gör dediği"ni de yok saymamalı. Eleştiriden beslenmeyen erdeme ulaşamaz. Bunu yapmaya çalışmalı. Teşekkürler.  20.10.2009 22:09
 

Ölçüsüz harcanan kamu malı keşke o kadarcık olsa. Deveyi hamuduyla götüren niceler ne olacak? Bu ülkede yaşıyorsak bunlara göz yummak zorunda bırakılıyoruz. Basından takip ediyorsunuzdur mutlaka, ülkeye 2TL'ye giren domuz gribi aşısı Sağlık Bakanlığına 49 TL'ye kakalanıyor. Gelişmekte olan ülkelerde "denenen" bir aşı üstelik. Çocuklarıma kesinlikle yaptırılmaması için okullarına dilekçe sunduğumda evrak kayıt numarası vermek istemediler.Tabiri caiz ise "çingeneliğim ile" aldım evrak kayıt numarasını. Benim ülkemin çocuklarını kobay olarak kullanamazlar. Keşke o koşudaki kadar masum olsaydı hırsızlıkları. Kim bilir hangi firma zengin olacak o aşıları S.B.'na kazıklı kakalayarak. Yazıklar olsun.

lale tuz 
 20.10.2009 16:36
Cevap :
Ah ah! Hepimizin yarası bu. Kamu hakkının kullanımını ellerinde tutanların işi gerçekten zor. Bu dünyanın insanının en acınacak hatası kamu hakkına el uzatmaktır diyorum. Çünkü -inananlar için- öbür tarafta telafisi yok. Keşke biz de sizin gibi "çingenelikler" yapabilsek. İsmet İnönü:_" Bir ülkede namuslular da en az namussuzlar kadar cesur olmalıdır." demiş. Ne güzel söz değil mi?  21.10.2009 10:01
 

Uğur Bey, çok örnek bir davranış sergilemişsiniz koşuya katılarak, tebrik ederim. Bitirmişsinizde büyük ihtimal, onun için ayrıca tebrikler:) Tabii organizasyon kötü yapılırsa, yapılan spor, spor olmaktan çıkar ve eziyete dönüşür bilirim. Yine de bitirmenin o tatlı heyecanı varya, madalya önemli değil, kendinizle gururlandığınız kısım, o herşeye değer. Kendilerini kandıranlar, onlar o kadar çoklar ki, Türkiyenin dört yanındalar:)) Doktor kimliğinizin ayrı bir önemi var benim için, insanları teşfik açısından. Saygılarımla.

SINIR 
 20.10.2009 1:03
Cevap :
Eksik olmayın. Bitirdim tabi. Hiç zorlanmadan 55 dakikada koştum 8 km.yi. Ne de olsa eski atletiz:)Organizasyonlar iyi de ölçüsüz harcanan kamu hakkı olursa o içini sızlatıyor insanın. Kendimizi kandırma konusunda çok haklısınız. Lenin:_"Din en iyi afyondur." demiş. Ne de güzel söylemiş. Yorumunuz için teşekkürler.  20.10.2009 12:36
 

MB'nin çok kıymetli doktor yazarı, millet burada "domuz gribi nedir, ne değildir" diye birbirini boğazlarken, hatta domuzun kutsal kitabımızda öldürülmesi gerektiği bile söylenmişken (Bakınız blog kategorisine), asıl konuyu bilen uzmanın koşu yazıları yazması mübah mıdır:))) Şaka tabi, takılmak istedim biraz... Selamlar efendim...

vakayinüvis 
 19.10.2009 23:45
Cevap :
Walla malzeme bu:) Beğenen alır, beğenmeyen yolda kalır. Hayata dair saptamalar yapıyoruz burada. Kan ter içinde o 8 km.yi dedeniz koşmadı hanımefendi:))Bu da şaka..Esenlikler dilerim efendim...  19.10.2009 23:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 68
Toplam yorum
: 164
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 642
Kayıt tarihi
: 17.11.08
 
 

1964 İstanbul doğumluyum. Bekarım. Çocuk hastalıkları uzmanıyım. Halkla İlişkiler ön lisans ve İk..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster