​ Halkımızın diline düşen o kadar çok türküsü var ki Garibin… / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Eylül '12

 
Kategori
Güncel
 

Halkımızın diline düşen o kadar çok türküsü var ki Garibin…

Halkımızın diline düşen o kadar çok türküsü var ki Garibin…
 

Neşet ERTAŞ


Süleyman ÖZEROL

1972 yılında Akçadağ Öğretmen Okulunu bitirip Urfa’ya atandığımda rahmetlik Polis İsmail’in (İsmail Uçar) önerisi ile Vartolu Mehmet Hakyol (Muhammedi Kaley) Amca ile tanıştım. Yetiştirme Yurdunda göreve başladıktan sonra da zaman zaman yanına uğrardım. Bir gün gittiğimde evleri başka bir yere taşınmıştı, orada bir plak koydu ve dinledik:

Güzel Şah’tan bize bir dolu geldi

Bir sen iç sevdiğim, bir de bana ver

Balım Sultan Kızıl Veli’den geldi

Bir sen iç sevdiğim, bir de bana ver

Payım gelir erenlerin payından

On İki İmam nesli Ali soyundan

Selman’ın içtiği üzüm suyundan

Bir sen iç sevdiğim, bir de bana ver

Beline kuşanmış nurdan bir kemer

Aşkın dolusunu içenler kanar

Herkes sevdiğine bir dolu sunar

Bir sen iç sevdiğim, bir de bana ver

Pir Sultan’ım, hamı, hası seçerim

Hak okurum, aşk kitabın açarım

Yar elinden ağu gelse içerim

Bir sen iç sevdiğim, bir de bana ver

Farklı bir tezene ve okuyuştu. Sesi Neşet Ertaş’a benzettim ama yine de Mehmet Amcaya sordum, o olduğunu söyledi. Daha önce dinlediğim Neşet Ertaş türkülerine benzemiyordu. “Mehmet Amca Neşet Ertaş deyiş okur muydu?” diye sordum. “Elbette yavrum, babası da okur” dedi. Muharrem Ertaş’ı Akçadağ Öğretmen Okulunda İbrahim Güleç öğretmenimin bize Ruhi Su’dan “Kalktı göç eyledi Avşar elleri” adlı bozlağı dinlettiğinde öğrenmiştim. Çünkü Ruhi Su, bu türküyü Muharrem Ertaş’tan derlemiş…

Daha sonraki yıllarda Neşet Ertaş’ın özellikle Orta Anadolu Türk Halk Müziği ürünlerini (Daha çok da Bozlakları) okuduğunu ve bu alanda usta olduğunu öğrendim. Bozlakların, onun kullandığı oldukça uzun kollu bağlama (divan) ile daha güzel çalınıp söylendiğini de…

Neşet Ertaş usta malı okuduğu kadar kendi yapıtlarını da seslendirmiş. Garip mahlasıyla yazdığı-söylediği şiirleri-türküleri nasıl unutabiliriz? Halkımızın diline düşen o kadar çok türküsü var ki garibin…

Zahide kurbanım ne olacak halim-Gene bir laf duydum kırıldı belim

Mühür gözlüm, seni elden-Sakınırım kıskanırım

İki büyük nimetim var-Biri anam biri yârim

Gönül Dağı yağmur boran olunca-Akar can özümde sel gizli gizli

Şu garip halimden bilen işveli nazlı-Gönlüm hep seni arıyor neredesin sen

Tatlı dile güler yüze-Doyulur mu doyulur mu?

Bilemedim kıymatını kadrini-hata benim günah benim suç benim

Aşkın beni deleyledi-Yaktı yaktı kül eyledi

Cahildim dünyanın rengine kandım-Hayale aldandım boşuna yandım

Hapishanelere güneş doğmuyor-Geçiyor bu ömrüm de günüm dolmuyor

Kendi sözüyle, kendi sesiyle soralım: Neredesin sen?

Şu garip halimden bilen işveli nazlı

Gönlüm hep seni arıyor neredesin sen

Tatlı dillim güler yüzlüm ey ceylan gözlüm

Gönlüm hep seni arıyor neredesin sen

Ben ağlarsam ağlayıp gülersem gülen

Bütün dertlerim anlayıp gönlümü bilen

Sanki kalbimi bilerek yüzüme gülen

Gönlüm hep seni arıyor neredesin sen

Sinemde gizli yaramı kimse bilmiyor

Hiç bir tabip bu yarama merhem olmuyor

Boynu bükük bir Garibim yüzüm gülmüyor

Gönlüm hep seni arıyor neredesin sen

25 Eylül günü İzmir’de tedavi gördüğü hastanede aramızdan ayrılan Türk Halk Müziği bestecisi, söz yazarı ve yorumcusu Neşet Ertaş ustaya saygılarımla…

Neşet ERTAŞ

1938 yılında Kırşehir’in Çiçekdağı ilçesi Kırtıllar’ köyünde dünyaya geldi. Babası saz ustası Muharrem Ertaş, annesi Döne hanımdır. Abdallardan olup, “Bozkırın tezenesi” adıyla anılır. Çocukluğu köyünde geçti, ilkokula gittiği yıllarda önce keman, sonra da bağlama çalmayı öğrendi. Babası Muharrem Ertaş ile birlikte yörenin düğünlerinde sazı ile çalıp sesi ile türküler söylemeye başladı. “Babamla ben aynı ruhun insanlarıyız” der.

1950'li yılların sonunda İstanbul’a gelerek “Neden Garip Garip Ötersin Bülbül” adı ile ilk plağını çıkardı. Daha sonra birçok plak çıkardı. Ankara’ya yerleşti. Sağlık sorunları ve çocuklarının eğitimim nedeniyle bir süre Almanya’da kaldı. 2000 yılında İstanbul’da verdiği konserle sahne hayatına geri döndü.

Demirel zamanında kendisine sunulan ‘devlet sanatçılığı’ unvanın, ,”Hepimiz bu devletin sanatçısıyız, ayrıca bir devlet sanatçısı sıfatı bana ayrımcılık geliyor’ diyerek geri çevirdi. UNESCO tarafından yaşayan insan hazinesi kabul edilen Ertaş, 25 Nisan 2011 tarihinde İTÜ Devlet Konservatuarı tarafından fahri doktora ödülüne layık görüldü.

25 Eylül 2012'de İzmir’de tedavi gördüğü hastanede hayata gözlerini kapadı.

BOZKIRIN TEZENESİNE

Sensiz yanık bozlaklar o tadı vermez artık

O güzelim nağmeler sensiz yeşermez artık

Bülbüller kara giydi gülleri dermez artık

Türkülerin avazı bozlaklar efsanesi

Mezarın ışık olsun bozkırın tezenesi

Nice kitaplar yazdı insanın hası diye

Nefrete yer vermezdin gönüller pası diye

Yaşar kemal demişti bozkırın sesi diye

Türkülerin avazı bozlaklar efsanesi

Mezarın ışık olsun bozkırın tezenesi

Sen en güçlü ozandın bunu herkes bilmeli

Sanatçıyım diyenler önünde eğilmeli

İnsanı sevmek derdin insanlığın temeli

Türkülerin avazı bozlaklar efsanesi

Mezarın ışık olsun bozkırın tezenesi

Yıllardır feyz aldık sazın ile sözünden

Asla fire vermedin garip denen özünden

Yürüdün ustaların âşıkların izinden

Türkülerin avazı bozlaklar efsanesi

Mezarın ışık olsun bozkırın tezenesi

Halkın has kovanına bal yapan bir arıydın

Türkülerin ustası bozlağın mimarıydın

Baba Ertaş’ın bize garip yadigârıydın

Türkülerin avazı bozlaklar efsanesi

Mezarın ışık olsun bozkırın tezenesi

Fikret dikmen düşünüp sırra ermeye geldim

Türkülerin bağından güller dermeye geldim

Mezarıyın taşına yüzüm sürmeye geldim

Türkülerin avazı bozlaklar efsanesi

Mezarın ışık olsun bozkırın tezenesi

 

Fikret DİKMEN, 25 Eylül 2012, Niğde

 

Şiirini yayınlamam için gönderen halk ozanı Sayın Fikret Dikmen’e teşekkürler…

 
Toplam blog
: 11
: 589
Kayıt tarihi
: 29.11.11
 
 

1953 yılında Hekimhan-Ballıkaya (Mezirme) köyünde doğdu. Akçadağ İlköğretmen Okulunu bitirdi, 197..