- Kategori
- Siyaset
Halktan Kaçmayın…

Sayın başbakan değişik isimlerle adlandırdığı açılım politikasına bütün partileri katmak istiyor ki doğru olanı da budur. Bu bağlamda, “Bu konuda sizinle konuşacak bir şeyimiz yok” diyen sayın Baykal’ı bir şekilde ikna etmek gerekiyordu. Sayın başbakan son derece doğru yaparak israrla görüşme istedi. İçeriği hiç bilinmeyen ve israrla açıklanmayan bir durumda sayın Baykal’la ne konuşacağı gerçekten merak konusu idi.
Giderek sert bir zıtlaşmaya dönüşen konu, ufukta görünen erken seçim propogandaları için iyi bir koz niteliği taşımaya balamıştı. Düşünüldüğünde, “ben açılım yapmak istedim ama CHP engel oldu, benimle görüşmekten bile kaçtı” mealindeki yakınmalar madur edebiyatını çok iyi kullanan bir kişi için hiçde yabana atılacak bir konu değildi.
Atlanan tek nokta sayın Baykalın çok deneyimli ve bu tür oyunlara gelmiyeceğinin anlaşılamaması oldu kanımızca. Karşı atak tam zamanında geldi. “Buyurun görüşelim, ancak kameraya kaydedilsin” Bu sözlerin anlamı, “ben size güvenmiyorum, yarın bu görüşmeyi istediğiniz gibi kullanabilirsiniz” gibi algılanıyordu.
Politikalarına güvenen, halk yararına politika ürettiğinden emin olan birisi için hiç sorun değildi. Zira orada halk ile ilgili konular görüşülecekti ve gerektiğinde halkın bunu bilmesi son derece doğaldı. Bu teklifi kabul etmek sayın başbakana tahmin edemiyeceği kadar artı puan getirecekti. Ama cevap “Kameralı olmaz” oldu.
Bu da demektir ki sayın başbakan, halkın ne konuştuklarını bilmesini istemiyor. Adeta satranç oyununa dönen konu, kimine göre tahmin edildiği gibi, kimine göre sürpriz bir şekilde noktalandı. Ancak görünen o ki, sonuç: Şah ve mat.
Cuma,
16/10/2009