- Kategori
- Şiir
Hamza Bey'in yorgun zamanları...

taşın soluklandığı
bir akşamdı
ve güne karşı
gürleyen bir muradın
sırlattığı
tek katreli çiçekti
zaman.
kozanın ipeğe
severek gittiği
doygun tezgahların
kuytuluğunda
ve sessiz avludaki
kuşların
ve su seslerinin
donduğu
bir sabah alacasıydı
zaman.
ilk gün ışığıyla
yıkanan
o ulu
güzel çamın
koruyan dallarında
onda saklı
bir serçenin
hızıyla yüreğinin
dostluklarıydı
zaman.
Olimpos'un yükünü
kaç bin yıldır
gözlerinde taşıyan
ışıltılı hünerin
ve belirgin giysisiyle
çok yorgun
Hamza Bey'in
ve merdivenlerinden
kente inen
bıçkın iki topuğun
gürültüsüydü
zaman.