- Kategori
- Gündelik Yaşam
Hangi dürtü blogçuları benzer bir rumuz almaya iter
Efendim, ilginç bir başlıkla öne çıkıp okuyucuyu tedirginliğe itecek bir konuyu irdelemek ve bundan nemalanmayı düşünmek gibi bir kaygı taşımadığımın bilinmesini isterim önce. Fakat bir şekilde belkide pek çoğumuzun aklının bir köşesinde beliriveren bu tür şüphe ve sorulara muhatap olsaydım bunlara ne gibi bir cevap verebilirdim düşüncesi, konu üzerinde yoğunlaşmama neden oldu. Şahsımla ilgili olarak önce şunu söylemeliyim; yazmak, hiçbir iddia taşımadan kendi kendimle baş başa kalabildiğim huzur dolu anlardan başka bir değer taşımıyor benim için. Yazmak, nefes almak kadar vazgeçilmez bir sorgulama sürecini üzerimde yoğunlaştırdığım dakikalardır. Bu zaman dilimlerini süreç tamamlanıncaya kadar yakınlarımdan dahi kıskanır, yalnız kalmak isterim. Ortaya koyduğum değerleri, orijinal biçimleriyle saklarım. Üzerlerinde oynamam. Doğrularıyla, yanlışlarıyla, eksik ve yeterli yanlarıyla o bana ait bir birikim, kalemimin ucundan beyaz sayfaya dökülen düşüncelerimdir. Kendime ait özellikleri olduğu gibi okuyucu ile paylaşmakla onlara verdiğim değeri ortaya koyduğumu düşünüyorum. Düşüncelerime değer verilmesi ya da reddedilmesi arasında çok fark gözetmiyorum. Çünkü ben hayatın merkezi değilim. Bilmek iddiasında olamayacak kadar mütevazi, bilgelik iddiası içinse gerekli ruhsal donanımdan uzaklığımın farkındayım. Sıradan biriyim işte. Hayattan, insanlardan öğrenilecek o kadar çok şey var ki! Bunları görüp fark etmenin sağladığı mutluluk, öğretme iddiasının sorumluluğu altında ezilmekten çok daha çekici geliyor bana. Şimdi bu durumda, okuyucu kazanmak için benzeşen rumuzlardan medet ummak akıllıca bir iş midir? Hayat görüşlerini, zekâsını, bilgisini, yeteneklerini, nezaketini yazdığı yazılarıyla ortaya koyup aldığı tirajla okuyucunun haklı teveccühünü kazanmış bir rumuzun ardına sığınmak yanıltıcı bir ilgiye neden olur. Bu imajı taşıyamayan kişi okur gözünde tüm güvenilirliğini yitirir. Akıllı bir insanın asla düşünmemesi gereken bir çaredir; taklit. Eğer benim rumuzumun tercih nedeni merak ediliyorsa hemen söyleyeyim; “a.akdeniz” ismimin ilk harfi ve soyadımın yazılışından ibaret. Bu rumuz; bir yıldır daha düne kadar kullandığım “ puslugeceler.com” isimli web sitemde kullandığım e-mail’imden alıntı bir rumuz. Şimdilerde beceriksizliğimden domainlerini kaybettiğim için transferi sırasında kullanım dışı kaldı sitem.
Eğer insanlar yukarıda belirttiğim duruma kasten ve bilerek düşüyorlarsa Nasreddin Hocanın bindiği dalı kesmesi gibi kendi kendilerine zarar verecektir yaptıkları. Yargılamaya değmez bile. Yaş ve tecrübe yetersizliği ile bu yapılmışsa, o zaman deneyimli olan arkadaşların biraz hoşgörülü ve geniş olmaları, genç arkadaşların heveslerini kırmamaları kendilerine yakışacak tutum olacaktır. Hem sonra içinde yaşadığımız şu ortamda hep birlikte algıladıklarımızla şekillenmiyor mu havsalamız? İnsanlar elbette benzeşen kavramlara yöneleceklerdir. Bu eğilimleri hemen tanımlama, yargılama acelemiz neden? Hatalara kendi sınırları içinde ve ancak değeri kadar prim vermeyi öğrendiğimizde hayatla olan kavgamızda bir cephe daha kapanmış olacaktır. Kusurlarım, açık sözlülüğüm affola.