- Kategori
- Deneme
Hangimiz engelli?

Bilinci, daha yukarılarılara taşıma yolculuğundaki uçuşlarında, irtifalarını yükseltmeye gönüllüler var mı?
Varsa buyrun bu kapıya. Kapıda sizi karşılayacak ilk görevli MELE(K)e FARKINDALIK olacaktır.
Evet, sevgili Hocam Psikiyatr sayın Erol Göka'nın dediği gibi 'iki elimizi kafamızın arasına alarak üzerinde deriiince düşünmemiz gereken bu sihirli sözcük bizi yükselişe geçirecek bir itme gücü.
Şimdiye kadar bu kapıdan çoktan girmiş ve işe koyulmuşlara, 2009 yılı yeni bir görev veriyor(FARKINDA OLDUĞUN YANLIŞLARI HEMEN DEĞİŞTİR). Önsezilerimin tahmini yeni yıl hava raporuna göre; yeni yıl bizi değişim performansımızla güçlü bir sınamadan geçirecek. Dileğim bir kamış çubuğunun esnekliğiyle, üzerimizden bizi sökmek istercesine geçen fırtınalara dimdik kalabilmek. Esnek ve dik.
Diyorum ki; Engelliler Günü nedeniyle yaşadığımız şu günlerde işe ordan başlayalım. Beynimize sözcüklerin kullanımıyla yaptığımız anlam yüklemeleri, yanlış ya da doğru algılara sebep oluyor.
Engel ve özür sözcükleri üzerinde düşünelim.
Engel; sözcük anlamı, bir işi yapılamaz duruma sokan mâni, mahzur, müşkül, yapılmasını zorlaştıran.
Özür; bir kusur ya da suçun, hoş görülmesini gerektiren, neden, mâzeret.
Evet sözcüklerin anlamı bize ipucu veriyor. Benim bilincim ''engel''i benimsiyor, sizinkini bilmiyorum ama ''özür''sözcüğünü onaylayanlara soruyorum, ''yaşama engelli bedenle gelen insanların, hangi suçlarını hoş göreceğiz?
İki koşucu düşünelim, birisi normal diğeri engelli koşuyor. Sonuçta aynı hedefe ulaşacaklar. Burada kimin koştuğu koşu özel oluyor? Düz yolda herkes koşar dostlar önemli olan engelli koşmak.
Ben bu insanları yürekten kutluyorum, böyle bir yaşam yoluna engelli bir koşuyla gelmenin cesâreti adına, beşer insandan, çoktan KÂMİL sıfatı kazanmış, bizim empati duygularımızı geliştirmek, duygu ve algılarımızdaki kör noktaları düzeltmek adına, ENGELLİ BEDENLERİ giymeye gönüllü olarak gelişlerini. Karşınızda eğiliyorum sevgili engelliler. Bilincimin karanlık koridorlarına, giyindiğiniz bu elbiseyle ışık tutmaya geldiğiniz için. Ben bunun ayırdına varmış, bu incelikleri bilmiş olsaydım, siz çekeceğiniz onca engelin zorluk ve acısını çekmeyecektiniz. Çünkü bunu anlatmak için sizin engelli elbiseyi giymenize gerek kalmayacaktı. Siz benim EMPATİ duygularımı geliştirmek için, böyle bir ömürlük yaşam savaşcılığına soyunup, benim; kör, sağır, duygusuz algılarımı açmaya geldiğiniz için.
Evet, ENGELLİ OLAN SİZ DEĞİL BENİM. Sizden özür diliyorum, engellerimin, özürlü algılarımın öğretmeni olduğunuz için. VEEEEEE o kacaman yüreklerinizden öperek;
Yaşamın arenasına
Engelli bedenle
soyunanlara,
İthaf ediyorum,
Duyguarımı,
Bu koca yürekli,
İNSANLARA...
Biz yaşamı,
Dört işlemle,
Çözmeye geldik,
Onlar karekökünü almaya,
Gönüllü oldu,
Yaşamı denemeye,
Engelli bir bedenle,
ÖĞRETMEYE,
Yaşamı zorluka başetmeye,
Basamazken
Ayakları yere,
Kök salabilmek
Derinlklere,
Tutamazken,
Sevgilinin elini,
Kavrayabilmek
Gökyüzü mavisini,
Ve görebilmek ,
Engelli gözlerle,
Yaşamın en ince
Çizgisini.
Avuçlayabilmek
Yaşamı YÜREKLE,
Meydan okuyabilmek,
ENGELLERE ERKLE...
03/12/2003 Çıralı
Şerife Karaçayır Mutlu