- Kategori
- Dostluk
Hani aklınıza bile gelmez ya...
Sanki en yakınımdakiler ölümsüzmüş gibi gelir bana, bırakın aklıma getirmemeye çalışmayı, düşünemem bile...
Ama o gitti...
İki buçuk senedir sadece sesini duyduğum arkadaşım, sesini kulaklarımla bırakarak gitti.
Üniversitede bensiz hiçbir yere gitmezdi o...
Aynı sınıftaydık ama üçüncü sınıfta çok yakınlaşmıştık.
Sessizdi, gülümserdi ama herkesle konuşmazdı. Belirli arkadaşları vardı. Ben onu çok iyi tanımıştım daha sonra... Birbirimize sürekli "yaa nasıl biz bu kadar geç tanıştık, ne eğlenirmişiz birlikte" der dururduk. Sadece bir yıl herşeyi birlikte yapabildik. Üniversite bitti... O memleketine döndü, ben İzmir'de devam ettim. Telefonlarımız sıklığını yitirdi. Birbirimize sitem ederdik "aramıyorsun hiç", "sen de aramıyorsun" diye... Sonradan sitemlerimiz kesildi, ayda bir de olsa konuşuyorduk ama saatlerce... Hayatımın düzene girmesine seviniyordu. Kahkahalar attırırdı bana telefonda, mutlu ederdi. Mutlu olmasa bile mutluluk saçardı.
Hayallerimiz vardı. İlk fırsatta Yunanistan'a gidecektik. En sevdiğimiz film "Vicki Cristina Barcelona"ydı. Filmden sonra planlarımıza Barcelona'ya da gitmek eklendi. Vapura binmeye, aptalca fotoğraflar çekmeye bayılırdık. İki kız gece korkusuzca sokaklara atardık kendimizi. Ne zaman ağlamaklı olsam soluğu yanında alırdım. Dinlerdi. Dosttu.
Sonra halsiz düşmeye başladı. Geçen yıldan beri doktora gelir giderdi. Doktorlar da bir teşhis koyamıyor, derdi mutlu bir ses tonuyla... Birkaç gün önce aradım dedikodu yapmak için, telefonu kapalıydı. Bir gün sonra yine aradım. Telefonu değiştirip bana mı haber vermedi diye içten içe kızdım. Erkek arkadaşını arayınca koyulan ama çok geç koyulan teşhisin ne olduğunu öğrendim. Ona rağmen aklıma bile gelmedi en kötüsü. Dualar ettim. Birkaç gün geçmedi ki İzmir'den ev arkadaşından haber aldım. Yakıştıramadım.
Benim arkadaşım esmerdi. Güzeldi. 23 Yaşındaydı.