​ Hasan Pulur'un eksik tesellisi... / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ekim '08

 
Kategori
Siyaset
 

Hasan Pulur'un eksik tesellisi...

Hasan Pulur'un eksik tesellisi...
 

Aktütün Karakolu'nda şehit olan Mehmetçikler'in haberi geldikten sonra, golf partisini sürdüren Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aydoğan Babaoğlu hakkında köşeyazarlarımızın neredeyse tamamı yazı yazdı. Bugün bu konuda yazı yazan iki yazar daha dikkatimi çekti. Biri Hasan Pulur ağabeyimiz, diğeri de Okay Gönensin.

Hasan Pulur yazılarında hata yapmamaya çok dikkat eden bir yazar. Okay Gönensin Vatan'da yazmaktadır. Okay Gönensin, pazar günleri ders verici tarihi hikayeler yazar. Bu tarihi hikayelerin devamı için okuyucularından destek istedi. Çünkü bulabildiklerinin çoğunu yazdı. Hepsi de oldukça güzel hikayelerdi.

Şeyh Sait İsyanı'nın haberi geldiğinde zamanın devlet erkanı briç oynuyormuş. Orgeneral Babaoğlu hakkında yazı yazanlar, o dönemde yaşanan bu briç oyununa atıfta bulundular. Hasan Pulur'un bu konudaki bugünkü yazısı şöyle:

"ŞİMDİ, kim inanır, kim inanmaz bilemeyiz ama, “Yukarıda Allah var, Allah şahit” diye de bir deyim vardır.
Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aydoğan Babaoğlu için yazı yazmakta gecikmemizin iki nedeni vardı.
Birincisi, ihtimal dahi olsa, olayın duyulmasından sonra Orgeneral’in istifa edeceğiydi.
Yazıyı yazarız, bırakırız, arkadan orgeneral istifa eder, adama “yaya kaldın tatar ağası” derler.
* * *
BİZ en iyi niyetimizle, Orgeneral’in istifa edeceğini sanmıştık, hatta beklemiştik.
Düşünün, Aktütün sınır karakolunda 17 er şehit oluyor, cumartesi sabahı duymayan kalmıyor, paşamızın haberi yok, golf oynuyor; elinde sopa, topu deliğe sokacak... Baskın cuma günü öğle üzeri başlıyor, cumartesi günü Orgeneral’in olaydan haberi oluyor, 30 saat sonra. Bu da Genelkurmay Başkanlığı’nın açıklaması...
* * *
BAKTIK ki Orgeneral’in istifa edeceği filan yok, biz yazalım dedik, alışageldiğimiz üslupla “Kıssadan Hisse” diyerek.
Cumhuriyetin ilk yılları, Çankaya Köşkü’nde Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları briç oynuyorlar. Uygun bir alan, düzlük olsaydı golf de oynayabilirlerdi, “Golf zengin oyunudur!” gibi saçmalıklara tahammül etmek de zor...
Neyse, briç kurmay oyunudur, ayrı masalardadırlar. Yaver girer, Mustafa Kemal Paşa’ya yanaşır, bir telgraf uzatır.
Telgraf doğuda Şeyh Sait isyanının başladığını bildirmektedir. Gazi, telgrafı dikkatle okur; yavere, Ali Fethi Okyar’ı işaret eder:
“Başvekil hazretlerine götür!”
* * *
YAVER, telgrafı alır, Başbakan’a götürür. Ali Fethi Okyar telgrafı okur, geri verir, oyuna devam eder. Yaver, Mustafa Kemal Paşa’ya döner, Gazi, diğer masada oynayan İsmet Paşa’yı işaret eder:
“İsmet Paşa’ya götür!”
İsmet Paşa (İnönü) telgrafı alır, sandalyesini biraz geri çeker, okur. Bir daha okur, bir daha okur, sonra Gazi’ye “Müsaadenizle!” diyerek oyunu bırakır, dışarı çıkar.
* * *
İSMET Paşa’nın o sırada resmi bir görevi yoktur, Ali Fethi Bey başbakandır, İsmet Paşa’nın resmi görevi yoktur ama, devlet adamı olmanın sorumluluğu vardır, üstelik devleti kuranlardandır.
Gazi Paşa, olayı gülümseyerek izler...
İki gün sonra Başbakan Ali Fethi Okyar istifa eder, İsmet Paşa başbakandır.
* * *
EVET, bu olayı yazacak ve “golf oynayan paşa” ile “briç oynayan paşa”yı “Kıssadan Hisse” diyerek karşılaştıracaktık.
Kitaplığımızdan Şevket Süreyya’nın “Tek Adam” ciltleri ile “İkinci Adam” ciltlerini indirdik; olay bu kitaplarda vardı, biliyorduk.
Cuma sabahı bir baktık ki fena atlamışız.
Biz Orgeneral Babaoğlu “İstifa eder mi, etmez mi?” diye papatya falı açarken Ali Sirmen, Cumhuriyet’teki köşesinde bu tarihi olayı yazmış...
Fena atladık, hem de bile bile atladık.
Neyse “tekrarında fayda vardır” dedik.
Züğürt tesellisi..."(Hasan Pulur; 12.10.2008. Milliyet, "Golf oynayan paşa, briç oynayan paşa)


Hasan Pulur ağabeyimizin tesellisi eksik. "Fena atladık" demiş; ben de kendilerine diyorum ki, fena değil çok fena atlamışsınız. Neden derseniz?!.. Onu da yazayım:

Hasan Pulur'un bahsettiği Ali Sirmen'in "Her Şeye Hazırlıklı Olmalıyız" başlıklı yazısında konu edinen briç olayını, aynı gün; yani 10 Ekim 2008 Cuma günü Arslan Bulut da Yeniçağ'daki köşesinde yazmıştı. Arslan Bulut da mutlaka dikkatle okunması gereken; Türkiye'de akılları başa aldıracak yazılar yazan bir yazarımızdır.

"Falih Rıfkı Atay, Çankaya adlı eserinde anlatıyor:
"Bir akşam Atatürk'e davetliydik. Birkaç oyun masası kurulmuştu. Fethi Bey, İsmet Paşa ayrı ayrı masalarda briç oynuyorlardı. Bir aralık yaver Atatürk'e bir şifre getirdi. Şeyh Sait İsyanı'na ait son rapor. Bir cephe düşer gibi Şark düşüyordu. Atatürk yavere usulca, 'Al bunu Fethi'ye götür' dedi. Fethi Bey, oyunun en heyecanlı yerinde gelen şifreye şöyle bir göz attı, 'Sonra bakarız' deyip geri uzattı. Mustafa Kemal bunun üzerine yaveri yanına çağırıp, 'Şimdi bunu İsmet Bey'e götür' dedi. İsmet Paşa, şifreyi okur okumaz oyunu bırakmış ve iskemlesini çekip çare düşünmeye başlamıştı. Mustafa Kemal, uzaktan 'İşte farkları' diye mırıldandı."(Arslan Bulut; Yeniçağ 10.10.2008. "Şeyh Sait İsyanı'nda Fethi Okyar da briç oynuyordu)

İşte Hasan Pulur ağabeyimizin bu konudaki kendi yazısını yazmadan önce atladığı yazılardan biri de bu...

Bu nedenle de Hasan Pulur'un tesellisi, bana göre eksik bir teselli...

Bugünkü Vatan'daki köşesinde bu konuyu işleyen Okay Gönensin de Fethi Okyar ile Bayar'ı karıştırmış. Bunu yarınki yazısında düzelteceği muhakkaktır.

Gazetecilik de, köşe yazarlığı da çok zordur. Yazarken kılı kırk yarmak gerekir. Bundan birkaç ay önce okuduğum bir gazetenin köşeyazarı, kendisine gelen bir elektronik postayı konu edinen bir yazı yazmıştı. Bir gün sonra aynı gazetenin başka bir köşeyazarı aynı elektronik postayı köşesine taşıyarak yorumlamıştı. Anladım ki benim ülkemde aynı gazetede yazan yazarların bazıları birbirlerinin yazılarını okumuyorlar. Bu briç konusu da öyle. Fethi Okyar ile Celal Bayar'ı karıştıran bile var. Biz Milliyet Günlükçüler halimize şükredelim; bizden beter köşeyazarları da varmış. Ancak asıl yazmak istediğim bu da değil!..

Türkiye'de belli görevler ifa eden herkes; makam ve mevkisi ne olursa olsun vatanını ve milletini düşünerek hareket etmelidir. Milletini asla unutmamalıdır. İsmet Paşa örneğinde olduğu gibi, değil oyun oynamayı; uykusunu, yemeğini, tatilini ve gerektiğinde canını feda etmelidir.

Bir de şu var ki uzun süren bu terör mücadelesi hiçkimseyi yormamalıdır. Hiçkimse kötümser olmamalıdır. Bu savaşın destekçilerini Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek açıkladı. Türk Milleti zekidir, düşmanını anladı; düşmanını tanıyor. Bu savaş emperyelizmin Türkiye'ye açtığı çok sinsi bir savaştır. Bu savaşı mutlaka kazanacağız. Ancak çok kısa zamanda kazanmalıyız. Yeniden; az zamanda çok ve büyük işleri de başarak... Birbirimizle kenetlenerek... Birbirimizi daha çok severek...

fot.www.itunit.net

 
Toplam blog
: 323
: 2029
Kayıt tarihi
: 04.09.06
 
 

Yaşanan her hayat en iyi hayattır; yeter ki içinde kötülük olmasın!.. ..