​ Hasankeyf için umut var mı ? / Tarih / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Şubat '07

 
Kategori
Tarih
 

Hasankeyf için umut var mı ?

Hasankeyf için umut var mı ?
 

Hasankeyf’i bilirsiniz muhakkak. Bilmeyenler, görmeyenlerse son bir-iki yıldır gazete sayfalarındaki, televizyon ekranlarındaki görüntülerden ve haberlerden tanıyordur en azından. Konunun özeti kısaca şu: Hasankeyf kalıntılarının üzerine baraj inşa edecekler ve maalesef bir tarih sular altına gömülecek. Biraz Hasankeyf’i tanıyalım :

Sarp kayalar üzerine kurulan şehir Hasankeyf, Batman-Midyat karayolu üzerinde yer aldığından önemli bir geçiş noktasıdır. Kimler tarafından kurulduğu tam olarak bilinmeyen bu tarihi kentin günümüze kadar gelmiş ve geçmişe ışık tutabilecek bir miktar kalıntılar da yakında tamamen sular altında kalacak ve gün yüzüne çıkmış tarih ile, toprak altında kalan tarih kalıntılarla birlikte boğulup gidecek.

Anadolu bir medeniyetler yuvası. Zengin toprakları, bol su yatakları bir çok kavimi bu topraklara çekmiş. Bu gün Anadolu’da bilinenlerin ötesinde bilinmeyen daha nice medeniyetlerin izi var toprak altında. Birilerinin bunu çıkartmasını bekliyor.

Hasankeyf’in tarihi geçmişi ve kimler tarafından inşa edildiği tam olarak bilinmese de bazı tarihçilerin yorumlarına göre, şehir kalıntılar arasında kaya mezarları, mağaraların olması, kiliselerin olması, insanların buraya binlerce yıl öncesinde gelmiş olabilecekleri söyleniyor.

Hasankeyf, insanlığın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Mezopotamya bölgesinde yer alan bir kent olup, içinden Dicle nehrinin akıp gitmesi, korunmaya müsait coğrafi yapısı, mesken olarak kullanılan binlerce mağarası hep dikkatleri çekmiş ve çağlar boyunca stratejik önemini korumuştur. Yekpare taştan meydana gelen kalesi nedeniyle “Hısn Keyfa” adı verilmiş, Türklerin Anadolu’yu keşiflerinden sonra “hasankeyif” adını almış, ancak başka isimler de kullanıldığı bilinmektedir.

Milattan önceki dönemlerde Hasankeyf’in ne gibi tarihi gelişmelere sahne olduğu, kimlerin burada hüküm bilinmiyor. Bu kısımlar tarihin karanlık sayfalarından kalmış. Bu konuda yazılı herhangi bir kaynak olmaması da düşündürücüdür. Eğer müsaade edilirse, yapılacak arkeolojik çalışmalar bu konuya ışık tutacaktır. Yalnız Mezopotamya bölgesine hakim olan kavimlerin en gözde yerlerinden birinin Hasankeyf olduğunu söylemek mümkündür. Geçmiş yüzyıllarda Hasankeyf, Bizanslılarla Sasaniler arasında el değiştirmiş. Zaman zaman Bizanslıların zaman zaman da Sasaniler’in elinde kalmıştır. Miladi dördüncü asrın ortalarında Hasankeyf’e sağlam bir kale yapan Bizanslılar, hemen hemen burayı bir daha Sasaniler’e hiç kaptırmamışlardır. Bu hakimiyet Müslümanların burayı ele geçirdiği 7. Asrın başlarına kadar sürmüştür.

Hasankeyf’in İslami dönemdeki durumu ise şöyle: Müslümanlar burayı ikinci halife Hz.Ömer döneminde M.638. yılında fethetmişler. Halifeler döneminin ardından sırası ile Emeviler, Abbasiler, Hamdaniler, Mervaniler, Artuklular, Eyyubiler ve Osmanlılar buraya hakim olmuş.

Hasankeyf, tarihi önemini Artuklular’ın M.S.1101 yılında buraya hakim olması ile kazandı. Bu tarihten itibaren o günkü ismi ile HISN KEYFA, ortaçağın önemli şehirlerinden biri oldu. Kuzeyden güneye kıvrılıp giden Dicle nehri üzerinde yer alması ve o günlerde ticaretin önemli bir kısmının nehir yoluyla yapılması nedeniyle Hasankeyf, ticaret ve ekonomik olarak da gelişmiş. Hasankeyf’i Artuklular’dan alan (M.1232) Eyyubi Kürtleri, henüz bölgeye tam hakim olamadan Moğol istilası ve harabiyeti ile karşılaşmış. Maalesef ki, birçok yerleşim yei gibi burası da savaşlar ve istilalar yüzünden karma karışık olmuş.

Hasankeyf’in tekrar imar edilmeye başlanması, Kürt Eyyubiler, Moğol şokunu atlattıktan sonra 14. Asrın başlarına rastlar. Özellikle bugün Hasankeyf’te bulunan birçok eserde imzası bulunan Eyyubiler’in, Sultan Süleyman zamanında bu imar faaliyeti hat safhalara ulaşmış ve Hasankeyf, Eyyubiler zamanında tarihinin en parlak dönemlerinden birini yaşamış, fakat Osmanlılar’ın gücüne karşı direnemeyen, Safeviler’in baskıları ve iç hesaplaşmalarla iyice yıpranan Eyyubiler, 1515 yılında burayı Osmanlılar’a bırakmış. Bu tarihten sonra da şehir ve üstündeki kalıntılar günümüze kadar gelmiş.

Birkaç yıldır süregelen bir mücadele var Hasan Key’in sular altında kalmaması için. Birkaç gün önce de biraz sevindirici bir haber vardı gazetelerde. Diyordu ki habede : Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Danıştay 10. Dairesi'nin kararını bozdu... Pekala bu ne anlama geliyor ?

Umarım, herkesin anlayabileceği bir dilde, barajın yapılması kararı iptal edilmştir ve bu tarihi kent sular altında kalmaz, kalamaz, kalmamalı. Gün ışığında olan yerleri ve sonradan ışiığa kavuşturulacak yerleri herkesin ve gelecek kuşakların görüp bu tarihi öğrenmeye hakkı vardır. Bu bir tarihi mirastır.

Böylece, kim bilir tarihin karanlık sayfaları da bir bir aydınlanmış olur.

 
Toplam blog
: 671
: 2572
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..