​ Hasat zamanı yaklaşıyor / Tarım / Hayvancılık / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Eylül '08

 
Kategori
Tarım / Hayvancılık
 

Hasat zamanı yaklaşıyor

Hasat zamanı yaklaşıyor
 

ÇELTİK


Yaşadığımız yer şehir merkezine hızlı trenle 45 dakika uzaklıkta. Eskiden özellikle savaş zamanında gerçekten köy gibiymiş. Belki o nedenle burada yaşayanlar bombardıman vs den etkilenmemişler ama koyun diğer tarafında savaş uçaklarının uçuşunu ve bombardımanı görmüşler, yangınları gözlemişler. İnsanların yaşamı tarıma ve özellikle çeltik üretimine bağlıymış.

Devlet çeltik ekilen bölgelerde yapılanmayı engellemiş yasalarla. İthal etmedikleri tek ürün pirincin üretimine özen göstermişler. Yeni nesil bu konuda o kadar duyarlı değil ama büyüklerimiz taslarındaki pirinci tek bir tane bırakmadan yer bitirirler. Biliyorlar ne denli zahmetli bir iş olduğunu.

Eşimin ailesi ile kendimize yetecek kadar pirinci yetiştiriyoruz. Ben pek yardımcı olamıyorum ama eşim hem ekim hem de hasat zamanında anne ve babasına yardımcı olur. Su gerekli çeltik için. Bölgedeki üreticiler barajdan verilen suyu arktan sırayla alır ve topragı suya doyurup "ine" dediğimiz pirinç tanelerinin başaklarda büyümesini sağlarlar. Tabi gübreleme, yabancı otların büyümemesi ve böceklenme için ilaçlama ..ZOR ÇELTİK İŞİ. Bu yıl yağmurlu günler çoktu yaz mevsimi olduğu halde. Başaklar taneler yüklendi, şimdi büyüyorlar.

Bir iki haftaya kalmadan başaklar sararır ve eylül sonu ve ekim başlarında hasat başlar. Ardından hasat için şükran duygusunu göstermek için yerel festivaller yapılır . Festival hazırlıkları başladı bile.

Biz Türkler için ekmek ne ise, burada pirinç o. Günde üç öğün sıcak ve de soğuk yenilebilen ana besin. Her ne kadar ekmek ve benzer ürünler yakın zamanda çokça tüketilir hale geldiyse bile özellikle yaşlılar için pirinç hala temel besin. Hiç katık olmasa bile özel işleme tabi tutulmuş denız yosununa sarılıp yenilir. SUHANKİ dediğimiz özel pirinç tenceresinde yeni pişmiş pirinç ve yosunun bileşimine doyum olmaz. Ben çok severim.

Türkiye'ye turistik amaçlı gidenler ilk bir iki gün pilavımızı severek yediklerini söylüyorlar ama sonra kendi alıştıkları tadı arıyorlar. Sanırım biz Türklerde buraya ilk geldiğimizde benzer sorunları yaşıyor özellikle soğuk olarak yenmesine alişamıyor hatta şaşırıyoruz. Ama inanın pikniklerimizin ve çocuklarımızın beslenme kaplarındaki haşlanmış pirinçten yapılan değişik tatlar eklenen, balık vs bazan yuvarlak bazan üçgen şeklinde hazırlanan ONİGİRİ dediğimiz yiyecekler çok güzel. Bir tanesi ile bile karnınız doyabilir.

Bir kardeşim o kadar sevdi ki şimdilerde pirinci bizim yediğimiz gibi yosuna sarıp yiyebiliyor . Afiyet olsun mutlumavi :))

 
Toplam blog
: 397
: 1111
Kayıt tarihi
: 16.05.07
 
 

1955 Niğde doğumluyum. Ancak Japonya'ya gelene kadar yaşantımın büyük bir bölümü Ankara'da geçti. Ka..