- Kategori
- Anılar
Hasret tarlaları

Sevinçler uğramazdı bizim köye, aşklar uğramazdı, özlemini çekmeye alıştığımız hasret tarlalarımız vardı güzün yüreğimizi eker her yaz hasret biçerdik...
Herkes yabancıydı birbirine ve de bize, tek yakınımız eski bir radyodan dinlediğimiz yanık türkülerdi, ve zamanla herşey türküye benzerdi türkü tadında sevdalar, umutlar, tarlalar...
Sonra gözlerimizden yaş diye dökülürdü türküler, örüp iki yana attığımız zülüflerimizden süzülür, yüreğimize inerdi sımsıcak...
Saklı kalan herşeyi eritir, ekin başakları gibi eğerdi. Sonra yine taş olurdu yüreğimiz, ne göğsümüzü ıslatan göz yaşımız kalırdı ne de türküler.
Gizli yaşardık sevdalarımızı, kimseye belli etmezdik. Harman yerinde gördük mü sevgiliyi, bütün yüzünü doldururduk içimize, tenini, gülüşünü, gözlerini....
En çok gözlerini.
Sonra gizliden gizliye severdik, aşk perileri oynaşırdı yüreğimizde, yüzümüz kızarırdı...
Bizim hasret tarlalarımız vardı, güzün yüreğimizi eker, her yaz hasret biçerdik...
Şu anda herhangi bir tarlada çalışan tüm emekçi kadınlara itafen....
Azıksız bir gün gittiğim tarlada benimle paylaştıkları domates ve ekmek için de ayrıca hepinize küçük ellerinize ve kocaman yüreğinize bir daha teşekkür ediyorum....