- Kategori
- Güncel
Hasta adam iyileşiyor

Yıl 2012 Sözde Ermeni soykırımının inkârını suç sayan yasa tasarısı Fransa Senatosu'nda kabul edildi. Gelin daha önce bu konu hakkında bu sözde tasarıyı kabul eden ülkeleri bir sıralayalım. Uruguay (1965,2004,2005), Kıbrıs Rum Kesimi (1982), Arjantin (1993,2003,2004,2005,2006), Rusya (1995,2005), Kanada (1996,2000,2004), Yunanistan (1996), Lübnan (1997,2000), Belçika (1998), İtalya (2000), İsveç (2000), Vatikan (2000), İsviçre (2003), Fransa (2001), Slovakya (2004), Hollanda (2004) Polonya (2005), Almanya (2005), Venezüella (2005), Litvanya (2005), Şili (2007), Galler (2010), İskoçya (2010) (Hürriyet) Evet, 22 ülke Türkiye Cumhuriyetinin bütün politik karşı duruşlarına rağmen Sözde ermeni iddialarını tanımışlardır. Bunlara daha nice ülkenin katılacağının adımlarının yavaş yavaş atıldığını da görüyor, duyuyoruz.
Kısaca bu iddiadan da bahsetmek gerekirse; Osmanlı İmparatorluğu’nun I. Dünya Savaşı esnasındaki İttihat ve Terakki iktidarı döneminde Ermeni tebaasına karşı uyguladığı tehcir esnasında meydana gelen ölümler. Tehcir: bir topluluğu yaşadığı yerden göç ettirme, göç etmesine sebep olma, sürme. Kimi tarihçiler tarafından bu dönemde Osmanlı İmparatorluğu'ndaki Ermenilerin devlet yönetimi tarafından kasıtlı ve emirler dâhilinde öldürüldüğü ve bu sebeple olayların ilk modern soykırımlardan biri ve bir etnik temizlik olduğu iddia edilir. Bazı tarihçiler ise olayları I. Dünya Savaşı'nda dağılmakta olan Osmanlı İmparatorluğu'nun cephe gerisini güvene almak için uyguladığı tehcir sonucunda milletler arasında gerçekleşen bir iç çatışma olarak değerlendirmekte ve devlet duruşunun bu yönde olmadığını ileri sürmektedir. (Vikipedi)
Şimdi günümüz dünyasında bilgiye erişme konusunda teknolojinin nimetlerinden faydalanmamak sanırım aç bir insanın önüne konulan kuzu çevirmesini görmemesi anlamına gelir ki bu da artık günümüzde bir utanç kaynağı haline gelmiştir. Şüphesiz doğru veya yanlış bilgi olabilir lakin araştırmak ve en azından herhangi bir konu hakkında yanlışta olsa söz söyleyebilmek sizleri medeni dünyanın bir biriye haline getirmektedir. Bu bilgiler ışığında bu konu hakkında hiç bilgisi olmayan, ya da araştırma gereği duymayanların önünde bulabileceği bir yığın bilgi mevcut dijital dünyada.
Konumuza geri dönersek yıllardır tarih derslerinde okutulmuştur büyük bir imparatorluğun küçük torunu haline gelmiş Türk devleti için “hasta adam” yakıştırması yapan Avrupa, son zamanlarda artık iyileşmeye başlaması daha yataktayken bile onları korkutmaya başlamış ve uyandırmamak için ellerinden gelen her şeyi yapmanın beyhude çabası içerisine sokmuştur. Neden çünkü viyana kapısında bıraktığımız ayak izlerimizin varlığı üzerinden yıllar geçmiş olsa bile hala onları ürkütmekte. Peki, bu korkularını şimdiye kadar nasıl teselliye çevirdiler birde onu görelim.
Darbeler tarihi; Öncelikle hiçbir darbe ya da darbe girişimi ABD’den habersiz olmaz çünkü NATO üyesi Türk ordusunun ABD’den habersiz darbe yapmasını düşünmek sanırım saçmalık olur… bunlar 60, 70, 80, ve 28 şubat süreci olmak üzere çeşitli dönemlerde demokrasimize vurulmuş birer hançer yaralarıdır. Sadece bunlar mı elbette değil birde başımıza bir çorap ördüler ki en az elli yılımızı alacak olan PKK yani sözde Kürt sorununun kendisine mal etmek isteyen silahlı gurup.
Şimdi darbeler dönemini kapattık varsayıyoruz. Gerçek demokrasiye ulaşmak için elli yıldır kapısında beklediğimiz Avrupa’nın hadi artık seni çok beklettik artık içeri girebilirsin deme vakti yaklaştıkça bu seferde birliğin üyeleri kendi aralarında yavaş yavaş çatışır olmaya başladı, en büyük etken ekonomi çünkü düzelmeye başlayan Türkiye ekonomisi birliğin içinde en büyük söz sahibi olan ülkelerin arasında yer alacakta ondan. Bu arada biz ne yapıyoruz başımıza ördükleri Kürt sorununu çözüm noktasına vardırmaya başlamışken kirli eller devreye giriyor ve her zaman yaptıkları gibi bize hasta yatağımızda morfin vermeye devam ediyorlar. Oysa biz kendi geçmişimizle bir kere yüzleşmeye karar verdik, evet zamanında olmaması gerekenler olmuş mu olmuş artık inkâr etmek çabası gütmüyoruz çünkü artık biz bölgede iyileştiğimizin işaretini vermeye başladık. Biz de söz hakkına sahibiz demeye başladık ki tekrar etekleri tutuşmaya başladı ve başta Kürt sorunu olmak üzere bir de Ermeni sorunuyla uyutmaya çalışıyorlar ama artık yemez beyhude çabalar içine giren Türkiye karşıtları eninde sonunda bu büyük ülkenin varlığını kabul edecektir. Önümüze sözde haritalar koyarak bizleri parçalamaya çalışanlar bugün kendi birliklerinin dağılma noktasına geldiğini göremeyecek kadar kör olmuşlardır. O yüzdendir ki suni gündem yaratarak bizleri oyalamaya çalışanlar yirmi bin kilometre öteden gelip sizlere demokrasi getirdik bahanesiyle bir milyona yakın Müslüman’ı katledenlerden, bir bütün olan toprak parçasını üç bölgeye ayırarak kargaşa çıkartanlar; öyle ki başka bir ülkenin belini bükmenin hesabını yapmaya başlayanlar günü geldiklerinde kendi planları içerisinde ezilip büküleceklerinden bi haber yaşamaktalar.
Şimdi varsın önümüze bütün engelleri koysunlar, varsın bizi yok saysınlar kendilerince çalıp kendilerince oynuyorlar bir kere hasta adam artık uyandı isteseniz de uyutamazsınız. Sözde Ermeni soykırımı yapmışız bizler o kadar yürekli bir neslin torunlarıyız ki sizlerden kaçanlara kucak açmışız, görmek istemeyebilirsiniz ama bunu asla unutamazsınız; Türkiye Cumhuriyeti evlatları ecdatlarının bıraktığı yerden bu şanlı bayrağı, bu kutsal görevi layığıyla yerine getirmekte kararlı sizde biliyorsunuz ama inanmak istemiyorsunuz.
Hamdi YÜCESOY