- Kategori
- Anne-Babalar
Hastanede karışmış olsa da çocuğumu vermem!

Geçenlerde bir haber okudum. Türk bir çiftin çocukları bir Arap ailesinin çocuğu ile doğum sırasında karışmış. 4 sene sonra fark edilen bu durum kesinleştikten sonra aileler çocukları değiş tokuş yapmışlar.
Allah (CC) kimsenin başına vermesin!
Gerçekten zor bir durum.
Zor olmasına zor da...
Çözüm çocukları değiştirmek mi?
Al çocuğunu, ver çocuğumu!
yoksa şöyle mi?
Al çocuğumu, ver çocuğunu!
Bu kadar basit ha?
İlk çocuğumun doğduğu günü hatırladım. Eşim sezaryen ile doğum yapacaktı. Bizler de ameliyathanenin kapısının önünde bekliyorduk.
Birden kanatlı kapı açıldı. Bir arabanın içinde iki hemşire oğlumu dışarı çıkartıyorlardı.
Yanlarına gittim, durdurdum ve oğluma baktım.
Öyle bir baktım ki, hala o resim gözümün önündedir, aynı şekilde 4 sene sonra kızıma baktığım gibi...
O bakışlardan sonra çocuklarımın karışması olası değildi bir daha...
Sonraki günlerde hastaneye sabah erkenden gidip, bebeklerin durduğu yerde camekanın arkasına geçip çocuğumu seyrederdim.
Bazen başka odalara geçen ziyaretçiler bir bana bir de bebeğe bakıp sorarlardı:
- Allah (CC) bağışlasın, sizin çocuğunuz mu?
"Benim" demek kolay değildi. Nasıl benim oluyor? Tamı tamına bir insan. Gözleri var, elleri, parmakları, kirpikleri, tırnakları...
Ben böyle bir şeye nasıl sahip olabilirim? Olsam olsam emanetçiyimdir.
Yaradan yaratmış, bana da emanet etmiş.
Sonra günler, haftalar geçti.
Önce evimize götürdük. Yıkadık, gazını çıkardık, besledik, altını değiştirdik.
Göbeği düştü. Gözleri açıldı.
Geceleri uyutmadı, hiç kızmadık.
Hastalandı, sabaha kadar başında bekledik.
Bizi tanımaya başladı. Gülücükler attı. Zevkten dört köşe olduk.
Dişi çıktı, ağladı, huysuzlandı. Dua ettik, bir an önce çıksa da şu diş. Çocuğumuzun sıkıntısı geçse diyerek...
Emeklemeye başladı. Televizyonu falan kapatıp, onu seyrettik.
Hastalandı, sabaha kadar başında bekledik.
Yürümeye başladı. Eyvah! Düşecek. Bir yerini çarpacak!
Hastalandı, sabaha kadar başında bekledik.
Sonra bir takım sesler çıkarmaya başladı. Kendine göre konuşuyodu galiba ama biz anlamıyorduk.
Anlamasak da zevkle dinliyorduk.
Bir gün,
"Baba" dedi. "Anne" dedi. "Ya rabbim dünyada daha büyük mutluluk var mıdır?" diye sorduk.
Sonra yine hastalandı. Yine sabaha kadar başında bekledik.
Bu böyle devam etti.
Şükür ki kimse gelip kapımı çalmadı.
- Çocuklar karışmış da; Al bunu ver onu!
Zor biraz!
Hangi kuvvet o çocuğu alabilir benden, Yaratandan başka?
Yemişim DNA'yı da biyolojik babayı da...
Olmuş bir karışıklık. Eğer verirlerse biyolojik çocuğumu da alırım.
Ama kendiminkini vermem!
Çünkü,
O artık "benim" oldu!