- Kategori
- Güncel
Hatay sınırında kaçakçılarla çatışma, üç askerimiz yaralı…

Önce haberimizi verelim, sonra nedenlerine göz atabiliriz. “Hatay'ın Kırıkhan ilçesine bağlı Sucu köyünde 'dur' ihtarına uymayan kaçakçılarla askerler arasında çatışma çıktı. Olayda 2 er ve 1 asteğmen yaralandı.
Edinilen bilgiye göre, ilçenin sınır köyü olan Sucu'da bir grup fark eden askerler, 'dur' ihtarı çekti. 'Dur' ihtarına uymayan kaçakçılar, ateşle karşılık verince çatışma çıktı. Çıkan çatışmada, ilk belirlemelere göre 3 asker yaralandı. Yaralılar, Kırıkhan Devlet Hastane'sine kaldırıldı.
Kırıkhan Kaymakamı Fecri Fikret Çelik, Sucu köyünde güvenlik güçleri ile kaçakçılar arasında çatışma çıktığını belirterek, "Çıkan çatışmada 2 er ve 1 asteğmen yaralanmıştır. Yaralı askerlerimiz şuan Kırıkhan Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alınmış olup askerlerimizin hayati tehlikesi bulunmamaktadır" dedi
Bu küçük olay (yaralanan askerlerimizden özür dilerim) aslında içine düştüğümüz iki yüzlülüğün, şark kurnazlığının bir delili gibidir. Olay kaçakçılık olarak anlatıldığı için önce ekonomik boyutuna bir bakalım. AKP hükümeti yetkilileri ağızlarını her açtıklarında kendilerinden önceki hükümetlere b.k atarlar. Bu iş o kadar sistemli ve sık yapılmaktadır ki, “bir adama kırk gün deli dersen deli olur” misali halkın bir bölümü de okumak araştırmak gibi bir huyları olmadığından bunlara gerçekten inanır.
Oysa güneydoğu halkının büyük bir kısmı dün olduğu gibi bu günde geçimini yasal veya yasal olmayan yollardan güney komşularımızla ticaret yaparak sağlar. Yasal olana kimsenin bir diyeceği yoktur. Ancak yasal olmayanın adı kaçakçılıktır. Denetim, vergi gibi yolların dışında olduğu için bir nevi hırsızlıktır. Vergi, sigorta ödeyen normal vatandaş ile haksız rekabet söz konusudur. Kaldı ki, askerlerimize yapılan terör saldırılarında kullanılan silahlarında aynı yöntemle getirildiği tespit edilmiştir.
Bu itibarla devlet gibi bir devletin yapacağı ilk şey kaçakçılığı önlemektir. Eğer o bölgede yaşayan insanlara insani bir iş sağlayamıyorsanız, onların aç kalmasına göz yumuyorsanız kaçakçılığı önlemenin imkânı yoktur. İcabında adam karnını doyurmak söz konusu olduğunda size ateş açacaktır. Açlık oyunu bozar.
Oniki yıllık AKP iktidarında halkın, özellikle o yöre halkının karnının doymasını sağlayacak hiçbir şey yapılmamıştır. Bu tespitimize seçim rüşvetleri dâhil değildir. Hoş, o yöre halkı için yapılmayan yatırım diğer yörelere yapılmış mıdır? Bu soruya da olumlu bir yanıt vermek ne yazık ki mümkün değildir. Üretim yapan kurumlar vebalı muamelesi görüp satılmış ve yok edilmiştir. Dış ülkelerden alınan devasa borçlarla sadece yandaş zenginler yaratılmış, o borçlar Türk halkının ödeme hanesine yazılmıştır. O borcun nasıl ödeneceği ise sanırım Suriye sınırında emperyalist tetikçisi olarak durmak mecburiyetimizde yatmaktadır. Üretilen yandaş zenginler üretim yapsalar yine büyük problem olmayacaktır. Ancak bunların çok büyük bir bölümü sadece tüketime yönelik ticari faaliyetlerde bulunmaktadır. Ortada görülen ise TOKİ nin yaptığı evler ve bir kısmı çoktan bozulmaya başlamış duble yollardır ki, onlarda atıl bir yatırımdır.
İşin birde insani ikiyüzlülük boyutu var ki, vıcık vıcık arabesk. Uludere’de sınır ihlali yapanlar vurulduğunda bizler konuya ülke bütünlüğü ve menfaatleri açısından bakmış ve doğru bulmuştuk. Oysa gerek iktidar gerek muhalefet Uludere’yi ağlama duvarı haline çevirmişler, ordumuzu adeta düşman ordusu konumuna düşürmüşlerdi. Zaten hain PKK lı katillerin sözüne inanıp ordumuzun değerli mensuplarını hapse atan zihniyetten de ancak bu beklenirdi. O olaylara baktığımızda açıkçası sınırı korumak için orada bulunan ve sınırdan içeri ne ve kim olduğu belli olmayan bu insanları geçirmeyen güvenlik görevlilerinin hakkında soruşturma açılabileceğini düşünüyoruz.
Olur mu öyle şey diyorsanız Uludere olaylarının devamına bir daha bakın.
İzmir 2012-10-15