- Kategori
- Felsefe
Hayaller hakikatlerden daha hakikidir

Gündelik hayatın monotonluğu içinde sıkışmış, kapana kısılmış modern insana yaşama hazzı veren şeyi merak etmişimdir hep. Çünkü bana korkunç ve dehşet verici olan tek şey nedir diye sorsalar hiç düşünmeksizin "monotonluk" derdim. Benim için sıradaşı bir gün birbirinin aynı binlerce günden evladır ve yine bana göre klişelere sadece aptallar katlanabilirler. Ancak buna rağmen hayatımın pek de sıradışı olduğu söylenemez. Çevremdeki çoğu insan fikirlerimin keskinliğinin yanında bu kadar yavan bir hayata nasıl sığabildiğimi sormuşlardır hep. Gerçekten de önceleri birbirinin aynı iki günden ikincisini yaşanmamış sayardım. Ama artık anladım ki hayat "eyle"mekten ibaret değil. "Söyle"mek de en az "eyle"mek kadar, "hiss"etmek de en az "akl"etmek kadar ehemmiyetlidir hayatımızda. Ehemmiyetlidir, aynı zamanda da daha az külfetli.
Hayatı hep kıyısından köşesinden yaşamışımdır. Çünkü pek de bir mükemmeliyet beklentim yoktur hayattan. Biz bu dünyaya cennetten kovulduk da geldik dikkatinizi çekerim tatile gelmedik. Zahmetsiz birşey var mı Allah aşkına? Ekmeği bile çiğnemeden yutamıyoruz? Sevgilinin sevgisi bile karşılıksız değildir hiç kimse için hiç şımarmaya gerek yok. Ne dedin ne dedin? Siz birbirinizi karşılıksız mı seviyorsunuz? Oğlum bulmuşsun ilik gibi kızı daha ne karşılık isteyeceksin ki. Hadi bakalım kamburu çıkmış, yüzü çiçek bozması kızı sevmeye çalış bakalım, adına aşk dediğin ürolojik hormon buna izin verecek mi?
"Hayat" böyledir işte, Yorucu, ızdırap ve zahmet yüklü, iki yüzlü ve kirli. Oysa "hayal" öyle mi? Berrak ve belirgin. Açık ve net. Zahmetsiz, dertsiz, tasasız, tertemiz.
Kesin yargılardan kaçınırım ama şunu rahatlıkla iddia ederim ki hayal kurmayan insan yoktur. Her an her saniye hayal kurarız. Hayal deyince öyle uzun boylu kurgular değildir tek kastettiğim. Öğlenin sıcağında terin, suyun içinde kalmış vaziyette alışveriş yaparken, kendimizi bir an önce eve atmak istememiz bile bir hayaldir. Ramazanda oruç tutarken iftarı düşünmeyen yoktur. Diyebiliriz ki her zaman bir adım ötesinin hayalini kurarız ve esasen hayatı katlanılmaz olmaktan çıkaran da budur. Biz bu dünyaya kovulduk da geldik dostlarım, ne bekliyorduk ki. Ekmek bile çiğnemeden yutulmuyor.