​ Hayat dediğin / Kişisel Gelişim / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ocak '17

 
Kategori
Kişisel Gelişim
 

Hayat dediğin

Hayat dediğin
 

Çok değil bir kaç sene öncesine kadar dünyanın yükünü kendime yük ederdim. Hiç unutmam bir gün işten çıktım, hava buz, kar yağıyor. Eve giderken benzin almak için benzin istasyonuna uğradım. O kadar soğuk ki arabadan inip kart ile ödemeye erindim. Cüzdanımdaki nakitim kadar benzin aldım. Gencecik bir çocuk benim arabanın benzinini doldurdu. Elleri soğuktan kıpkırmızı olmuştu. Boğazım düğümlendi, gözlerim doldu. İstasyondan ayrılır ayrılmaz bir başladım ağlamaya. Vay ben bu soğukta sıcacık arabadaymışım da insanlar soğukta çalışıyorlarmış, bu hakmıymış!
Bu anlattığım şeyi yapabilmeyi bir şey sanırdım önceden. İnsanlar için üzülen, üzülürken hayatı yaşamayan, hayatı yaşamazken en yakınlarıma da bir nebze hayatı zehreden ben sözde “insanlık” yapıyordum. Acıyarak.
 
Hayatımın neredeyse tümü birilerine üzülerek geçti. Kazancımın bir bölümüyle birilerine iyilik yapmayı görev edinmiş olsam da yaptığım iyilik kocaman bir denize çalınan bir kaşık yoğurt gibiydi. Ne denizin tadını çıkarıyordum ne de denize bir nebze yardım edebiliyordum.
Çocukluğumdan sonra belki de ilk defa geçtiğimiz hafta yağan karın keyfini doyasıya çıkarttım. Karın içine attım kendimi. Tam 5 tane kardan adam yaptım. Üzerimi kirlettim. Üşüdüm. Sıcacık evimde ısındım. Fotoğraf çekindik sevgilimle, kocaman gülüşlerimizle. Kahkahalara boğulduk. Yuvarlandık. Bugün geçen hafta yuvarlandığım yerlere baktım. Karlar erimiş, betonlar yeniden çıkmış ortaya. Sadece 3 günlük bir keyifi doyasıya yaşadığımız ve kendime bu izni verdiğim için çok mutlu ve tatmin oldum. Bir doğa harikası gerçekleşti ve biz bu fırsatı “keyif alarak” değerlendirdik. Başka türlü de değerlendirebilirdik tabii ama biz keyif almayı seçtik.
 
Tüm bunları yaparken, sokakta kalan insanları ya da hayvanları düşünmedim mi? Karın eğlence olduğu kadar eziyet olacağı hiç aklıma gelmedi mi? Tabii ki geldi. Bunlar için ne yapabilirdim? Ya da yapabileceklerimi yapmış mıydım? Evet. Daha fazlasını yapamıyorsam, eğlenmeyi seçebilirdim.
 
İnsan olarak, bir takım yükleri öyle üzerimize alıyoruz ki sonrasında altında ezildiğimizi farketmiyoruz ve hayatı suçluyoruz. Karların 3 günde yok olup gitmesi gibi hayat da böyle değil mi? Bu hayata sürekli negatif olarak değerlendirdiğimiz bakış açısı ile mi bakacağız, yoksa keyfini mi çıkartacağız? Pozitif ya da negatif durumlar, kime göre negatif, neye göre pozitif? Hiç düşündük mü ya da hiç düşünüyor muyuz?
 
Karlar yerlerden kalktığında hiç üzülmedim. Yaz sona erdiği gün de hiç üzülmemiştim. Önceden olsa üzülürdüm. Bir şey gelip geçtiğinde üzülürdüm çünkü bunlar bana zamanın geçtiğini hatırlatırdı. Üzülmem zamanın geçtiğine değil, tüm bu zaman geçerken onu sadece izlediğim içindi. Şimdi ise, yazı da kışı da aynı coşku ile karşılıyor ve yaşıyorum. Gerek yazın gerek kışın, gücümün yettiği kadar zor durumda olan insana yardım ediyor geri kalanı için bir şey yapamıyorsam kendime “iyi” bakıyorum. Çünkü biliyorum ki “ben” yoksam “benim dünyam” da yok. Aynı şey her insan için ayrı ayrı geçerli. Siz yoksanız sizin dünyanızda yok.
Dünya 3 günlük, kar-kış 3 günlük. Birileri için birşeyler yapmanız gerekiyorsa, elinizden geleni yapın, fazlası için gücünüzü tüketip, kendinize zarar vermeyin. Kendinize nazik olun ki, daha çok kişiye nazik olabilesiniz.
 
Her iki durumu da deneyimleyen biri olarak söylüyorum ki, hayatı keyifle yaşamak daha neşe dolu dolayısıyla çevreme daha faydalı bir insan olmamı sağlıyor.
Sizlerin de kendinize bu “iyiliği” yapmanız dileklerimle…
 
Toplam blog
: 7
: 182
Kayıt tarihi
: 02.10.16
 
 

Kişisel gelişim hakkında aldığım eğitimlerden, okuduğum kitaplardan öğrendiklerimi hayatıma uygul..