- Kategori
- Gündelik Yaşam
hayat

Hayat bildiklerimizin hiç biri bilmediklerimizin hepsiymiş. Hayattan öğrendiklerimi dostaların masasında kurduğumuz cümleden ibadetmiş.
Hayat bir uçurumdur. Sonunu hiç bir zaman göremeyeceğimiz. Dümdüz toprak duvarlarda yetişen dallardır bizi hayata tutan. Öyle zamanlar olur ki tutunduğumuz dallar kırılır. Düşeriz uçurumdan aşağıya yaralar alarak. Eğer gözümüzü kapatmazsakkorkudan, tutunacak bir dal mutlaka buluruz. Düşerken tutmak istediğimiz ama ellerimize dikenlerini batıran bir sürü dalın üzerine basarak tuıtunduğumuz daldan güç alır tekrar tırmanırız yukarı. Ve bir gün kırılan o dalın üstüne basar aydınlığa kavuşuruz. Hayat bizi üzüp uçurumdan aşağı atanların üstüne basarak yükselme fırsatı her zaman verir. Eger değerlendirebilirsek bu anılar bizim güçlülük temsilimiz olur ve onlar tatlı bir tebessümle anarız.
Hiç bir zaman düşerken aldığımız yaraların izi geçmez. Geçmez ama canımızıda acıtmaz. Hatta yaşlandığımızda yaşanmışlıklardan kalan dostlarımızla sahil kenarında tebessümle anar. Yaşamışız, der. Hafiften da gurur duyarız.
Bunları yapmak için hayatı sevmek gerekir. Bir kadının bir erkeği sevdiği gibi ya da bir erkeğin bir kadını sevdiği gibi… Belki de bir annenin çocuğunu sevmesi gibi…