Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Mart '18

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Hayat

Hayat
 

Çünkü hayat hiç bir şeye çok takılacak kadar uzun değildir…


Gözlerinden yaşlar süzülürken, telefonu kapattı,  cam kenarına gelip alnını cama dayadı, derin bir nefes alıp, gözlerini kapattı…

Kız hayal kurarken, çocukluğunda huzur bulduğu minicik göl kenarına gitti… Çocukluğunu görür görmez yüzüne huzurlu bir tebessüm yerleşti, saçı tepeden bağlanmış tek örgü, örgüden bağımsız rüzgardan uçuşan saçlar,  üzerinde açık pembe pazen kumaşın üstünde, küçük kırmızı çiçek desenli, kolları dirseklerine kadar çekilmiş uzun kollu bir elbise, önündeki küçücük su birikintisine hızlıca ellerini daldırıp, parmaklarını suda açıp kapattığında çıkan su seslerini, gözeleri kapalı başını gökyüzüne çevirip, gülümseyerek  dinliyor,  bir ara kafasını kaldırdığında yorgun kızın ona baktığını fark ediyor sonra oyununa birinin onu izlediğinin farkında daha havalı devam ediyor.

Küçük kız, bir süre sonra kafasını hafifçe yana eğip kısık gözlerle yorgun kıza doğru bakıp, ellerini suya daldırıp çıkartarak yavaşça ayağa kalkarak,  yerde oturmuş ellerini dizlerine kenetlemiş gözleri yaşlı ona bakan kıza,  çekingen adımlarla yürümeye başlıyor Kızın yanına geldiğinde dünyanın en şefkatli bakışıyla kızın kalbini ısıtıyor; kızda uzun zamandır kimseye tebessüm etmediği kadar sıcak ama buruk bir tebessümle onu selamlıyor, küçük kız minicik elleriyle kızın gözyaşlarını siliyor, bakışlarıyla neden ağladın ki baksana gökyüzüne der gibiydi,  o kadar ince dokunuşları vardı ki  sanki kızın  kalbinde coşkun şaleler aktı, yüzünde kocaman bir gülümseme belirdi görseydiniz sizde eşsiz bir gülümseme olduğunu anlardınız… Kız, sırt üstü toprağa uzanıp, güneşin tüm vücudunu ısıttığı ve ruhundaki yaraları iyileştirdiğini hissedip, çimlere dokunuşunda, hayatta her şeyin dikenli değil zaman zaman böyle huzur veren yumuşak anlarında olduğu hissiyle içten içe huzur buldu güçlendi. Güneşten kapattığı gözlerini, cesurca açtı başucunda onu bekleyen küçük kıza enfes bir tebessüm fırlatarak  yattığı yerden kalktı, dizlerine çökerek küçük kızın avuç içlerinden öptü; ihtiyacım olduğu her zaman beni burada beklediğin için teşekkür ederim  dedi, ona sıkıca sarıldı küçük kız yorgun kızın saçlarını okşadı öptü…

Geçti dedi…

Kız camın önünde gözlerini açtığında, hızlıca sildi gözyaşlarını elini yüzünü yıkayıp kendine yaşattıklarının üzerine bir bardak soğuk su içerken yaz kış demeden açan hülya’dan aldığı kırmızı sardunyanın hiç çiçeğinin olmadığını fark etti ne zamandır bu çiçek,  çiçek açmıyordu diye aklından geçirdi…ama hatırlayamadı.

Hülya’yı uzun zamandır aramadığını hatırlayıp, onu arayarak, sevdiği kurabiyeden yapmasını istediğinde, hülya hangisiydi sevdiğin kurabiye artık eskisi kadar iyi değil hafızam deyince birlikte, güldüler. Kız, hepsi dedi, hepsini çok seviyorum; neyse gel dedi hülya, geçen gün yaptıklarımdan var;  ya aşk olsun hülya o kadar çiçeğine bakıyorum teyzelik yapıyorum gördüğüm muameleye bak.

Hülya gülerek; o çiçeği benden zorla almıştın.

Evet çünkü senden bir hatıra kalsın istemiştim, bide sen varken hep çiçek açıyordu, ama artık çiçek açmıyor…Gelirken sana geri getiriyorum.

Telefonu kapattıktan sonra, hakikaten ben neden mutsuzdum dedi…giyindi çıktı…hayatın tadına vardı…

Çünkü hayat hiç bir şeye çok takılacak kadar uzun değildir…

iyi hayatlar…

 

https://hayatguzelse.com/2018/02/25/hayat/

 
Toplam blog
: 36
: 176
Kayıt tarihi
: 09.08.14
 
 

İçinizde susmak bilmeyen, yazma hayali, söz dinlemez başedilemez bir ruh taşımanın gizli büyüsü....