- Kategori
- İlişkiler
Hayata fısıldıyorum

Resimde de yazdığı üzere Seçil seçti... Seçimleri doğru olmaz insanın bazen, zaman zaman yanlışı doğrusu yapıp yaşamayı pek sever...
Nitekim ellerim cebimde hiç yaşamadım hayatı tozlu raflarada kaldıramadım çoğu insan gibi, hep hayatın orta yerinden tuttum sorunda buydu sanırım orta yerinde olmak, başında olmak varken hep ortasındaydım kocaman bir hayatı sorgulamaktan sıkıldım kaçıp gitmek istedim çoğu kez ama o kaçıp gitmek istediğim hayatın içinde sevdiklerimde vardı yani hayat sıkıntılarının yanında vazgeçilmezlikleriylede bağlıyordu elimi ayağımı...
İki kolumu açıp sığdıramayacağım bir hayatı yaşıyordum hemde isteyip istemediğimden emin olmadan sorgulamayı bırakalı uzunca bir zaman olmuştu sanırım onu bile hatırlamıyorum...
Siz hiç size sağır olan birine ısrarla yılmadan bıkmadan aynı şeyi defalarca kez anlattınız mı? Yani vazgeçemedikleriniz oldu mu?
Ya da alışkanlıklarınızı vazgeçiremedikleriniz...
Ben anlattım ısrarla beklentimi yitirmeden umutlarımı kaybetmeden hayal etmekten hiç usanmadan anlattım, istedim, bekledim güneşten yağmur çalmasını diledim...
Bazı insanlar öyle bir hatadır ki yaşamda gömleğinizin düğmeleri gibidirler son düğmeye gelmeden yanlış iliklediğinizi anlamadan yaşar gidersiniz onlarla... Taki bir konuşma bir söz sizi uyandırana kadar!
Ve hiç bir şey içinizde kırılan onca hayalin hesabını soracak güçte değildir artık!
Tozlu hayallerdir avuçlarınızda birikip kalan üflesinizde uçup gitmezler yapışmışlardır bir kere kaderinize nafile...
Hani kursak diye bir yer var ya, bütün hayallerimiz bütün dostuklarımız ve bütün heveslerimizin orda takılıp kalıyor işte!
Anlamadım bu hayatı ya ben çok derin kaldım ya da etrafımdakiler bana çok sığ kaldılar... Kime ok atmayı öğrettiysem ilk nişanı bana aldı sanırım fazla saftım bu dünyaya...
Sevilmek için insanları kırmamayı amaç edinmeyeceksin bunu öğrendim sonunda, seni hatalarınla bile sevenler olmalı yanında ilk yanlışında onlarca fedakarlığını dürüp büküp çöpe atanlar olmamalıymış bazı insanların ipleriyle kuyuya inmemeliymişsin mesela inmemeliymişsinde insan bunu hep kuyunun dibinde anlıyormuş işte!
Susuyorum artık hayata beklentilerimi rafa kaldırdım kayboldum hayatın bu anlamsızlığında artık anlamlandırmaya çalışmıyorum sadece ve sadece susuyorum ve en çokta sustuğum yerden vuruluyorum hayata...
Aslında hiç bir şeye ait değiliz ya da hiç bir şey bizim değil yaşayıp yaşayıp eskitiyoruz birbirimizi sonra vay şöyleydi vay böyledi! Bırak git işte ip bir kez koptumu hangi düğüm artık onu sağlamlaştırır ki attığın her düğüm bir sonraki fırtınada kopacak ilk yerdir bile bile ladestir ya bazı sevdalar, paramparça olacağını bilsende yine yine yine istersin baştada dediğim gibi herkes kendi hayatını kendi seçer aslında ben mutsuzsam seçimlerimden mutluysam seçimlerimden aradaysam hayatın bana sunduğu ve benim seçmek zorunda kaldıklarımdandır...
Zorunlulukla birleştirilen hayatlar aşk sanılıp edilen büyük büyük yeminler duymuş olan bu kulaklar artık hayata sadece şu iki kelimeyi fısıldıyor " kocaman yalanlar " bunlar!
Herkes bencildir hayatta illaki önceliğidir kendisi, ben ben demekten karşısındakine sağırdır duymaz, anlamaz onun tek derdi kendini aklamaktır, oysa ki her insan biraz çocuktur büyüsede çocuk kalmıştır bir yanı hep, o çocuğun sesini bastıranı değil onu avaz avaz bağırtanı ister hayatında! İfadeleri tutuktur ellerini masanın altında saklayan utangaç bir çocuk misali sadece mimikleriyle fısıldar birazcık " mutluluk " birazcık!
Ve işte tamda o anda düşlerinden vurulurken çocuklar neyin mutluluğundan bahsederdi ki masallar...
Zavallı bir kalem işçisiyim ben bazen anlatamıyorum kendimi acizdir kelimelerim hislerimin yanında laldir dilim söylemek isteyipte söylemekten bucak bucak kaçtıklarıma...
Anlatmaya çabalasamda hayatı, insanları fazla ciddiye almamak ve onlara gereksiz anlamlar yüklememek gerektiğini öğretiyor hayat bana her defasında akıllanmadan devam ediyorum ben hala değmeyecek insanları hayatıma katmaya, oysa yürek her ıslandığında güneşe karşı asılmayacak kadar değerliydi her bir yürek binlerce türkü çalardı içinde kiminin ki kendine kiminin ki sevdiğine, kimininki duymasını bilene! Tahammülsüz olmamalıdır sonra insan sevdiğine kimse sizin hayatınıza zorla girmez, siz kapılarınızı açmadığınız sürece... İnsanları suçlamak geçmişten dolayı günah keçisi ilan etme hakkını kimse size vermez ancak içinizde boğulduğunuz egonuz varya ha işte o öyle pistir ki esiri eder sizi hata asla sizde değildir sizin geç kalınmışlıklarınız yokturya hiç karşıyı suçlarda suçlarsınız artık çünkü siz bulunmaz hint kumaşısınızdır da karşınızdaki ucuz Bursa kumaşıdır...
Yok arkadaş değerimizi bilmiyoruz hiç birbirimizin özür dilemek bir erdem olabilir ama fazla özür arı vızıltısından öteye gitmiyor işte tıkanıp kalıyor bir yerlerde, baştan şarjınız ful olmalı bir ilişkide yorgun tahammülsüz iseniz kurban etmeyin başkasının aşkını kendinize kimse sizin yarabandınız olmak için gelmiyor dünyaya!
Başkalarının yarım bıraktıklarını biz tamamlamaya çalıştık, belki de en büyük hata burdaydı...
Kimbilir...