- Kategori
- Sosyoloji
Hayata tutunuş

Hayat bir ağaca benzer...
Her geçen zaman kök salar, emek verdikçe ise dallanıp budaklanır, kocaman olur gider....
Ama bir amacı olmalı bu ‘’hayat’’ ağacının dallarında tutunmanın...
Yoksa dalsız gövdesiyle, bir ‘’ağaca’’ benzemez ‘’hayat’’...
Amaçlar; insan oğlunun varoluş biçimleridir. Yaşadığı sürece bu varoluşun bitmemesi, tükenmemesi gerekir. İnsan oğlu yaşadığı sürece; çalışmalı, kazanmalı, terfi etmeli, aile kurmalı, çocuk büyütmeli, kısacası hep bir hedefi olmalı ve hedefe doğru yelken açmalı, yol almalı, var gücüyle çalışmalıdır...
Hayattan keyif almayı, küçük şeylerle mutlu olmayı, elindekilerle yetinmeyi, sahip olduklarının değerini bilmeyi, paylaşmanın hazzını öğrenmelidir...
Sevmek, aşık olmak, aile kurmak, çocuk sahibi olmak, çalışmak, kazanmak, paylaşmak’’ insanın hayatta tutunduğu dallardır....
Dalları olmayan bir ağaç, ağaç değildir ve kurumaya hatta ölmeye mahkumdur...
Ağacın kökünde ‘’amaç ‘’yoksa yeşeremez, dallanıp budaklanamaz.
Ağacın ayakta kalabilmesi için; kökünün amaçlarla beslenmesi gerekir... Aksi halde ağaç kurur, kaybolur gider...
Amaçsız bir insan büyük boşluklara, telafisi olmayan hatalara düşer. İnsanın başına ne gelirse boşluklardan gelir...
Hayatta her şeye kolay sahip olmuş, hiçbir emek sarfetmemiş ya da hayattan hiçbir beklentisi olmayan insanlar, mutsuzluğa, sevgisizliğe ve boşluklara düşmeye mahkumdurlar...
İnsanın başına ne gelirse; ilki sevgisizlikten, diğeri ise amaçsızlıktan gelir...
Var olmak emek ister, çaba ister, amaç ister..
Var olmak sebep ister...