- Kategori
- Felsefe
Hayatımızın yasaları-3
-Bazı kavramlar ne kadar soyutsa, zaman gibi, bazı kavramlarda bir o kadar soyuttur. Bizlere realiteyi olduğu haliyle yaşatır ve de hatırlatır. İşte bedenimizin de yaşadığı Şimdiki andır. Sabırsızlıklarımız, pişmanlıklarımız şimdiyi İdrak edince biter. Hayatımızın en önemli gerçeği ŞİMDİKİ AN Yasasıdır.
-Günlük hayatımızda kazanacağımız en iyi şey erdem ve gelişim olduğuna göre, herşey de uygun ve de makul olmak durumundadır. Ancak kusurun mükemmelliğini, hayatın onları doğru zaman ve yerde karşımıza çıkardığının anlaşılmasında yatar. Bu bile bizlere KUSURSUZLUK Yasasının “yeterli” demeyi öğrenmemizde saklı olduğunu gösterir.
-Duygularımızı önce kendimize sonra da başkalarına itiraf etmek…. DÜRÜSTLÜK Yasası kendimizden başka kimseyi kandıramayacağımız gerçeğinin ta kendisidir. Bu yasaya uymamanın cezası, karşılaşılacak eylemin kendisi kendisidir zaten.Bu sonuç doğal akıştır ve kaçılamaz.
-Canlıda var olan enerjilerin bazen önleri kesilebilir. Bunu Yargılarla yapıyoruz. İç savunmalar ve dirençler oluşturarak olumsuz kalıplardan kurtulmamızı neredeyse imkansız hale getiriyorlar. Kimin standartlarına göre yargılıyoruz. Çünkü evrende Yargı yoktur. Evren YARGISIZLIK Yasasına uyar. Yargı insanoğlunun icat ettiği bir olgu.
-Hepimiz bir şeylerin beklentisi içindeyizdir. Beklediğimiz şeyde karşımıza çıkınca şaşırırız. Oysa evrende benzer benzeri çeker. Çünkü BEKLENTİLER Yasası gereği beklentilerimizle bazı süptil psiko-fiziksel güçleri harekete geçirir ve onları hayatımıza sokarız. Psikoloji Bilimi bu duruma “ kendi kendini gerçekleştiren kehanet” demiş. Kaynağını da bilinçaltı olarak göstermiş.
-Hem özgür olduğunuzu düşünüp hem de istemediklerinizi yaptığınız anlarda ne hissedersiniz? ” Mecbur muyum yaaa ?” DİSİPLİN Yasası ile bu paradoksu aşmaya çalışırız. Öncelik oluşturmayı, elimizdekini, doğru yapıncaya kadar ona odaklanmayı, kısacası yapmaktan hoşlanmasak da, yaptıklarımız ya da yapacaklarımızı bir zorlanma, bir mecburiyet görmemeyi öğrenmeliyiz.
-Tabiidir ki anlamaya, sonra da uygulamaya (başta ben olmak üzere) çalışacağımız bu yasalar bütününü, inanç olmadan başaramayız. Önce kendimize olmak üzere başkalarına da inanmalıyız. Sandığımızdan daha çok şey bildiğimize olan inancımızı, içimizdeki Tanrıya(Öz’e), kendimize, zihnimize itiraf etmeyi İNANÇ Yasası ile kavrarız.
İnsanların hayatta belirleyebildikleri ve de paylaştıkları bu yasaların uygulanma kapasitesi hepimizde var. Ve de bu kapasite insan olarak bize verilmiş bir yetenek aslında.
“Yetenekler ortaktır; herkes onlara sahiptir. Ama nadir olan yeteneklerimizin bizi götürdüğü yere gitme cesaretidir” ANONİM
Başka paylaşımlara kadar sevgiyle kalın.