- Kategori
- İnançlar
Hayatın matematiği

suda iz bırakarak havalanmak
İnsan mutluluğu kendi içinde mi yaşamalı, yoksa sevdiği sevmediği paylaşabileceği herkesle paylaşmalı mı? İnsan doğası hangisinden daha çok keyif alır? Ya acılar, üzüntüler, mutsuzluklar? Beklentilerin gerçekleşmemesi yüzünden, başarısızlıklar yüzünden, sebebi hiç de biz olmadığımız olaylar, başkalarının müdahaleleriyle başımıza gelenler? Bildik bir söz var: mutluluğu paylaşırsan çoğaltırsın, acıyı paylaşırsan azaltırsın. Ama hayat hiç de bu düz mantığa göre işlemiyor. Bazen mutluluğu paylaştığına pişman oluyorsun. Acını açtığın zaman yaran daha derinden kanıyor. Hayat dümdüz sözlere, mantıksal çıkarımlara uymuyor. Bir zamanda ve bir yerdeki olay, başka zaman ve başka yerde farklı sonuçlara yol açabiliyor. Hayatın matematiğini kim çözebilmiş ki, biz çözelim. Şöyle olursa böyle yaparım, demek; şartlara göre davranmak, ne kadar iyi planlarsak planlayalım istediğimiz sonucu veriyor mu? Evdeki hesap çarşıya uymuyor, gerçekten de böyle.
Bir arkadaşım vardı, kimle arası bozulsa kafasına takar, haftalarca unutamazdı. Bir diğer arkadaşım gidenin ardından en fazla bir-iki cümle sarfeder, sonra hayatına hiç birşey olmamış gibi devam ederdi. Düşündüm, hangisi daha çok mutlu? Haftalarca huzursuz olan arkadaşım daha mutluydu. Çünkü ilişkilerine çok önem verir, tahlil ederdi. Hatalı yanlarını bulur, tekrar etmemeye çalışır, doğru ve güzel şeyleri de çoğaltmaya çalışırdı. Analitik zeka işe yarıyor. Bozulan, biten, kaybolan bir ilişkiyi, hiç takmadan yaşamına devam edenler, aynı hataları tekrar ediyorlar. Dışarıdan daha mutlu görünseler de aslında mutsuzluğu içinde biriktiyor, her dem acı çekiyorlar.