- Kategori
- Psikoloji
Hayattan kesitler...

Bir anda açtı gözünü. Hep yaptığı gibi penceresine baktı. Kapalı perdenin ardında güneşin konumunu ve saati düşündü ve hemen ardından gün içinde sızmış olduğunu hatırladı. İşe gitmemiş olduğunu, neden gitmediğini ve bu zinciri düşündü... Off düşünmek istemiyordu. Hiçbişey yapmak istemiyordu. Hatta yataktan kalkıp bişeyler atıştırmak bile işkenceydi şimdi. Gerek yoktu derken doktorun söyledikleri aklına geldi. Yorganını özensiz bir şekilde üstünden atarak doğruldu. Bu sefer yavaş kalkacaktı, artık öğrenmişti. Hipotansiyonu olmamalıydı. Daha havalı bi kelimeydi düşük tansiyondan diye düşündü ve gülümsedi.
‘’Ne iş!’’ dedi. Nerden çıktı şimdi bu? Kime nasıl söyleyecekti? Söylese ne olacaktı ki? Hastalığı hiç kendine konduramayan birine nerden musallat olmuştu bu şimdi! İşinin stresi mi etkiliydi yoksa. Ama yorucu da olsa, o telaşeyi seviyordu. Ha tamam, kısmen genetik olduğunu da biliyordu da yine de sıra kendisine hiç gelmeyecek diye düşünmüştü. Bu beni atlar diyordu. Bir zamanlar acaba ‘’evet’’ deseydi herşey çok mu farklı olacaktı. Tüm yaşamı çok daha farklı mı gelişecekti? Acaba evet deseydi bu hiç olmayacak mıydı? Yoksa daha mı çabuk olacak ve belki de çok daha sevdiği insanlar varolacaktı hayatta. Belki de daha çekilmez olacaktı. Gitmek değil de ardında bırakmak yıkacaktı belki de! Aaaaaaa hemen de pes ettiğini, bunun kabul etmese de böyle olduğunu düşündü. Bilinçli olarak ‘’hayır tabii ki iyileşeceğim’’ diye düşünemiyordu. Çünkü sonucunu biliyordu. En azından teyzesi gözünün önüne gelmişti. Ama o zamanki tıp ile şimdiki tıp arasında çok fark vardı. Hem kontrollerini de yaptıran iyi bir hastaydı. Erken teşhisin ne kadar önemli olduğunu, bunun tedavisini de çok olumlu etkileyeceğini doktoru üstüne basa basa söylemişti. Yine de psikolojik destek iyi olabilir diye geçirdi içinden.
Teyzesini anımsadı. Fakir köhne evinde son defa yatakta görmüştü onu. Annesine benzetmişti. Annesini atlamıştı bu hastalık. ‘’Çok şükür’’ dedi derin bir iç geçirerek. En azından kendisinin başa çıkabileceğini düşünüyordu. Belki de doktorun ona söyledikleri, evet evet onun söyledikleri sayesinde bu kadar pozitifti. Sonra biraz önce bu kadar pozitif düşünemediğini düşündü. Düşünceleri, duyguları anlık değişiyordu!... Neyse hayat herkeste farklı seyrediyordu. Bu da benim, ne olursa olsun benim hayatım dedi. Halbuki kadercilik oyununu da bilirdi ya neyse... Oyun oynama vaktiydi belki de...
En çok da gözünü ameliyat korkutuyordu korkutmasına da doktorunun söylediğine göre, göğsünün muhtemelen hepsini almayacaklardı. Bu bile teselli verici baksana diye kendi kendine söylendi. Suyundan bir yudum daha aldı...