- Kategori
- Öykü
Hazanım-lll

’’Nasıl olduğunu anlayamadım, zayıf bir anıma denk geldi, hata yaptığımı bile bile engel olamadım.Kendimi tanıyamaz hale geldim, beni ben olmaktan çıkaran bir durumun içine girdim.Bu çıkmazdan kurtulmaya çalışıyorum.Ne söylesem boş biliyorum, ama biraz müsaade et her şey düzelecek............’’ şeklinde sözler, kelimeler uzayıp gidiyordu .
Mümkünü yoktu böyle bir müsaadenin artık. Kulaklarımla duymuştum, hiçbir kadının duymak istemeyip, diğer taraftan da neyin ne olduğunu duymak için elinden geleni yaptığı olayları…
İçim acımış, kalbim onarılmaz derecede kırılmıştı, fakat bunu belli etmiyor, onun karşısında soğuk, güçlü ve dimdik, duruyordum. Bu duruşum onu ürkütüyor, demir gibi soğuk oluşum onu daha da eziyordu Madem o bir başkasını tercih etmişti. Benim de artık o na ne serzenişte bulunmam ne de yapıcı bir şeyler söylemem gereksizdi.
Sadece soğuk ve tepkisiz bir şekilde, ‘’En kısa zamanda dilekçelerimizi verelim. Zorluk çıkarmadan bitirelim bu işi’’ dedim
Ona bunları dedim... Dedim ama bir yandan da Allah’a dua ediyordum ‘’Allah’ım aklıma mukayyet ol ‘’ diye. İsyanlarım ile dualarım birbirine karışıyordu. İçimde fırtınaları kopartıyordum kendi kendime.
‘’Hadi benden vazgeçtin, hadi bana kıydın, ya o minik yavrularımıza nasıl kıydın. Allah’ım bunlar birer kâbus olsun ve ben bu korkunç kâbustan uyanayım yine her şey eskisi gibi olsun ne olur’’ diye ilahi güçle konuşuyordum.
Maalesef ki kâbus değildi yaşadıklarım. Acı bir tokat gibi yüzüme vuran gerçeğin ta kendisiydi olanlar.
Mahkeme günü hâkim şiddetli geçimsizlikten tek celsede boşadı.
Ve boşandık,
Üstelik birbirimizi seve seve, içimiz kan ağlaya ağlaya…
Çocukların velayeti bana verildi. Sadece hafta sonları babalarıyla görüşebileceklerdi.
Of yaa!
Nerden takıldı aklım şimdi bu düşüncelere, içinde bulunduğum durumu ben istedim ben karar verdim, içim daralmamalı, sıkıntılı da olmamalıydım. Çocuklar babalarında ya, yalnızlık duygusundan dolayı böyle hissediyorum diye teselli ettim kendimi.
Çayımı yudumladım, etrafa daha bir alıcı gözle baktım. Bahar mevsimiydi, hava pırıl pırıl, güneş sıcak yüzünü göstermeye başlamış, içimi hafiften ısıtmaya başlamıştı.
Hayat her durumda devam ediyordu.
Balkonumdan uzak da olsa deniz masmavi görünüyordu. Denizin maviliği, büyüklüğü bana her zaman huzur vermiştir. İçimden çıkıp dolaşsam mı acaba diye geçirdim. Sonra vazgeçtim. Çocuklar yok içime sinmedi onlarsız gitmek. Keyif vermezdi onlarsız olmak biliyordum. Günümü evde geçirmeye karar verdim. Çayımı yudumlamaya devam ettim, gazetelerimi dergilerimi okuyup bitirdim, sonra da üzerime battaniyemi aldım, kedi gibi kıvrılıp kanepede derin bir uykuya daldım.
Son
l.Bölüm http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=91759
ll.Bölüm http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=92284