​ Hazanım-ll / Öykü / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Şubat '08

 
Kategori
Öykü
 

Hazanım-ll

Hazanım-ll
 

Sonbahar gelmişti. Güneş solgun, yapraklar sararmıştı. Evliliğimizin son durumuna benziyordu. Sararan yapraklarla birlikte bizim de hazan mevsimiz başlamıştı. Artık iyiden iyiye birlikte mutlu olmadığımızı seziyordum. Daha az şey paylaşıyor, daha az konuşuyordu. Sıkıntılı tavırlar sergiliyor, sorduğumda yüzeysel cevaplar alıyordum. Biraz fazla üstelesem ‘’ Boğuyorsun yalnız kalmaya ihtiyacım var, rahat bırak’’ cevabını alıyordum. Öyle kavgacı bir yapımda yok ki çaçaronlukla öğreneyim her şeyi.

On beş yıllık beraberliğimizin son yılına kadar, onu hiç böyle görmemiştim. Ve bana bu şekilde hiç davranmamıştı. Artık emindim hayatında bir takım değişikliklerin olduğuna. Bu korkunç düşüncenin gerçek olma olasılığı içimi inanılmaz derecede acıtıyordu. Gece uykularımdan uyandırıp içime kor ateşler gibi düşüyordu.
Ya bir gün gelse ‘’ Ben başkasına âşık oldum ‘’ dese ne yapardım, nasıl davranırdım, nasıl dayanabilirdim.

Çünkü seviyordum onu…

Ne kadar seversem seveyim, dayanamayacak durumlarda da olsam bu gerçeği duyduğum anda gururum ağır basıp çeker giderdim, kendimi tanıyordum çünkü. Korkunç gerçeğin çok yakında olduğunu hissediyordum artık.

Beni kırmamak adına, gerçek ortaya çıktığında doğacak sonuçları her gün biraz daha ötelemek adına hiç bir talepte bulunmuyor, konuşmuyordu, konuşamıyordu. Vicdanının rahatsızlığını hissediyordum.

Kendi kendiyle çatışma halindeydi. Güçlü görüntüsü altında zayıf noktalarına, zaaflarına kızıyor, sevmiyordu kendini biliyordum bunu. Bu sessizliğinin sebebi vicdan muhasebesiydi.

Bu şekilde hayatımız, evliliğimiz yürümeyecekti. Kavgamız gürültümüz yoktu ama huzurumuz da yoktu. Normal bir evlilik olmaktan çıkmıştı artık.

Madem o konuşmuyor bir şey söylemiyor benim bir şeyler yapmam gerekiyordu. O an karar verdim hafta sonu ben konuşacaktım, olanı biteni öğrenip bir karara bağlayacaktım.

Çocukları anneannesine gönderdim. Bir anlam veremedi çocukları gönderişime.

- Baş başa mı kalmak istedin? Eski günleri özledin sanırım

-

- Hayır. Artık konuşma vaktimiz geldi.

-

- Neyi?

-

- Benim bilmediğimi sandığın, bana anlatamadığın ve içinden çıkamadığın durumunu,

-

- Neymiş o? diyerek sanki gündelik bir sorun havası yaratmaktaydı.

-

- Ben senin hayatında başka biri olduğunu biliyorum. Uzun zamandır bu durumun içinde bulunduğunu ve senin bu ikilem içinden çıkamadığını da biliyorum. Sen cesaret edip radikal kararlar alıp ayrılmayı benden isteyemediğin için ben bu işi kolaylaştırıyorum sana.

Neye uğradığını şaşırmış vaziyette, önce kısa bir süre tepkisiz kaldı, daha sonra yaralı bir boğa gibi saldırıya geçti, önce öfkelendi, sinirlendi, inkâr etti, kabullenmedi, benim boşanma isteğime şiddetle karşı çıktı. Hatta ve hatta beni suçladı yuva yıkan benmişim havasını yarattı. Fakat benim ciddiyetimi ve gururumun ağır bastığını gördüğü için başka çaresi kalmadığını anladı.

- İtiraf et dedim, ben bu cevaba kendimi uzun zamandır hazırladım kabullendim artık, rahat ol dedim. İçim her ne kadar kan ağlasa da.

Ve o korkunç gerçeği kulaklarımla nihayet duyuyordum artık.

Ve anlatıyordu...

O anlatıyor benim kulaklarım uğulduyordu. Sanki boşlukta uçuyordum, ayaklarım yere basmıyordu.


Devam edecek...


l.Bölüm: http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=91759

 
Toplam blog
: 529
: 3765
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

İstanbul'da doğmuşum... Dünyalar tatlısı bir kızım var... Herkesi kolay kolay sevemem... ..