Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Haziran '07

 
Kategori
Özel Günler
 

Haziran vurgunu...

Haziran vurgunu...
 

Bir lodos, bir poyraz, bir vurgundur haziran…

Yine böyle bir haziran sabahı evi topladık annemle. İnan bana çok direndik buradan çıkmamak için. Ama sensiz olmuyor. Herkes çekip gitti bu mahalleden. Otel yapıyorlar her yeri. Turistler saltanat sürecekler şimdi, bizim o küçük, sıcak mahallemizde. Ne candan komşuluklarımız vardı. Adeta sürgün yaşadı herkes. Bize de gitmek saatleri düştü şimdi.

Sen yapmıştın bu iki katlı küçük evimizi. “Oturamam ben apartman dairelerinde, küçük bir terasım olsun benim yeter” demiştin. Benim için ayrı bir anlamı vardı o evin. Tabii senin içinde öyle. Çok emeğin vardı. Belki o yüzden içim sızlıyor şimdi. Emek değil miydi vazgeçilmez kılan hayatı.

Üstü asma yapraklarıyla kaplı terasımızdan bütün adalar gözüküyordu.
Kıyamazdın hiç çiçeklerine.
Annem testi kırıldıktan sonra, sense hep testi kırılmadan önce uyarırdın bizi.

İkiniz de engel olamadınız terastaki domatesleri aşırmama.
Hani o akşama kadar güneşten kızarması için başında beklediğim domates saksın var ya onu da götürüyorum. Alerji yapıyor biriciğime, seneye ekmeyeceğim bir daha derdin.
Zamansız koparmayacağım, söz veriyorum.

Mor zambaklarının hepsini getireceğim sana. Sensiz burada boynu bükük duruyorlar.
Açmaz oldular eskisi gibi. Asmanı sulamaya geleceğim sakın üzülme. Evimizin üzerini saran asma kurumayacak. Yere düşen her bir kuru yaprak seni bana hatırlatacak.
Küçük yaşlarımda, asma yapraklarından dolayı, dışarıdan bakınca başına süslü bir şapka geçirmiş, güzel bir bayana benzetirdim evimizi, hep öyle kalacak.

Elma ağacı dikmiştin o kocaman beyaz saksıya.
Çok büyüdü, vermek zorunda kaldım, Naciye teyzelerin bahçesin de şimdi. Elma almışlar bu sene.

O sabah evden çıkarken anneme “biriciğimin yarın doğum günü” demişsin.

Boncuk boncuk ter dökerken kendini zor attığın, her yeri beyaz boyalı o hastane koridoru.

Kalp krizi geçirdiğin o an, doktor evham yapıyorsun amca deyip, seni eve yollamasa yine sessiz sedasız çekip gider miydin o sıcak gecenin soğuk karanlığında.
Yine yalnız bırakır mıydın beni 15 Haziran sabahı doğum günümde.

Gitmen neyi değiştirdi? Sonu olmayan bu yolculuğun, çok mu mutlu etti seni.

Küsmedim sen giderken, anlamaya çalıştım sadece.
Sen de beni anla ne olur, kalbimden hiç atamadım seni.
Gözyaşım da artık durdu.
Ağlamıyorum öyle eskisi gibi…

Kayboldum sensizliğimde, inandıramadın yine de gittiğine.

Sonunu bilmiyorum ama hiç özlemedim seni. Hep yanımdaydın çünkü. Her gece rüyalarımdaydın o mavi gömleğinle. Bir gece bile ihmal etmedin gelmeyi fakat hiç konuşmadın.

Bekledim, geldim artık demeni istedim.

Konuşmadın.

Sensiz olmuyor demek istedim.

Konuşamadım.

Sensizliğin hasretiyle büyüdüm, soğuk gecelerin koynunda.

Yine de hiç kutlayamadım doğum günümü.

BIRAKIP GİTSENDE,

SENİ SONSUZA DEK SEVECEK BİRİCİĞİN…

Foto: Sir Lawrence Alma-Tadema

 
Toplam blog
: 106
: 1384
Kayıt tarihi
: 21.02.07
 
 

Bir yaz gecesi hatırasıyım. Haziran doğumluyum. Bilirler haziran doğumlular. Hele ki haziranın tam..