​ Her akşam bir köy halkı okur yazdıklarımı / Blog / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Mart '17

 
Kategori
Blog
 

Her akşam bir köy halkı okur yazdıklarımı

Her akşam bir köy halkı okur yazdıklarımı
 

Dünya'nın her köyüne ulaşamasa da düşüncelerim... Bunu sadece hayal edebilmek bile çok güzel...


Uzun süredir günlük okunma ortalamam, 1000'in üzerinde seyrediyor. Çok yakın bir zamana dek, -ülkemizi  yönetenler öyle istediği için yüzyıllardır tanıdığımız halinden çıkartılıp "mahalle" sayılan- yerleşik nüfusu 2.000'in altında olan idari yerleşim birimlerine köy denirdi.

Güzel Anadolu'mun çileli, cefakar, güngörmüş köyleriydi onlar. Ve ben yine onların öyle olduğunu, öyle kaldığını varsayıp, kurduğum bir hayali paylaşmak istiyorum sizlere:

Kışın kardan 8 ay yolları kapanır Doğu Anadolu'nun... Yine böyle karlı bir gecede, Van'ın Bahçesaray ilçesinin bir köyünde, halk toplanmış, yazdıklarımı okuyor mesela...

Yılın 365 günü terör ve şiddet mağduru olur Güneydoğu Anadolu'nun bazı köyleri... Şemdinli'nin bir köyünde, köy odasında toplanan halk, meydana uzanan hopörlörden yazılarımı yayınlıyor sırayla...

Türkiye'nin en yağışlı bölgesi Karadeniz'in, en yağışlı ili Rize'nin bir köyünde, sıra sıra sıralanmış okuma sevdalısı köylüler, yazdıklarımı tartışıyorlar aralarında... Herkes içinden geleni, düşüncelerini söylüyor açıkça; başkaları tarafından yargılanma korkusu, kaygısı taşımadan, yaşamadan... Alabildiğine özgür... Alabildiğine samimi...

Nemden, sıcaktan, terden buram buram bunalır yaz akşamlarında Akdeniz sakinleri... Yine böyle bir ağustos akşamında, kiminin elinde dondurma, kiminin elinde gazoz... Kimi çayını içiyor hararetini alsın diye, kimi yayık ayranına dadanıyor kana kana... Beni makaraya sarıyorlar aralarında " Bu herif de kendini bi halt sanıyor haa! Halbuki, yazdıkları beş para etmez!" Bir diğeri müdahale ediyor: "Olsun be kardeş! Düşündüğünü söylüyor ya... O bize yeter!"

Marmara'nın ve ülkemin kuş cenneti Manyas'ta, ne kadar hayvansever olduğumu tartar falanca köyün insanları. Aralarından bazıları, yapmacık bulur halimi. Şehveti yazarken, kantarın topuzunu kaçırdığımı söyler aralarından biri. Kimi, futbol yazılarımın tutkunudur, kimi, yazılarımda hiçbir şey bulamaz.

Ege'nin incisi İzmir'in bir köyünde, gökyüzünün alabildiğine açık ve aydınlık, yıldızların parlamakta birbirleriyle yarıştığı muhteşem bir mayıs gecesinde, bir yandan çekirdek çitlerken bir yandan dedikodumu yapar köylü: " Gidinin oğlu... Deli! Kaçık! Fütursuz! Pervasız! Ama Allah için... Cesur adam... Hiçkimseden, hiçbir şeyden korkusu yok bunun... Ara da bir dengesizleşse de, hepimiz gibi... Keyifle okunur yazdıkları...""

Hakkımde ne düşünürlerse düşünsünler, hepsi de en azından yazıya verdiğim emeği takdir eder. Ben yarı buruk yarı gururlu, yarı üzgün yarı sevinçli ayrılırken aralarından... Çoğunluk, hayırla yadeder adımı... Seven sevemeyen herkesin buluştuğu en önemli özelliğim, adil olmaya, adaletli davranmaya çalıştığımdır. Kimileri Fatiha okurken ardımdan... Kimileri, işe yaramaz adamın tekiydi, diye mırıldanır.

Ve yazdıklarım, iyi kötü, güzel çirkin, vasat ya da mükemmel bulanlar tarafından, sonsuza dek okunur köy meydanlarında... Düşüncelerimden etkilenen, ilham alan bazıları, en azından kendi çapınca değiştirmeye çalışır dünyayı... Çıkar hesabı yapmadan, sadece gerçeği, doğru bildiklerini söylerler yalnızca... Ödeyecekleri bedelleri önemsemeden... Ve insanlığın hayrına katkıda bulunurlar her daim.

Not: Yazıda kullanılan görsel internetten alınmıştır.

 
Toplam blog
: 1349
: 1777
Kayıt tarihi
: 30.01.11
 
 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler veTanıtım, A.Ö.F. Adalet Yüksek Meslek ..