Her bahar yeniden doğmak… / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

ALİ GALİP AKYILDIRIM

http://blog.milliyet.com.tr/aligalip

02 Mart '16

 
Kategori
Güncel
 

Her bahar yeniden doğmak…

Her bahar yeniden doğmak…
 

Şimdi sokaklara çıkıp, “yeter artık! Verin bize eski Türkiye’mizi” diye haykırmak istiyorum. Çünkü bahar mevsimi haykırıyor. Yaşamaya çağırıyor tüm canlıları…


Dört yanımız savaş naraları ile inlemekte,

Kin ve nefret duygusu dalga dalga bölgemize yayılmaktadır.

Hem içte hem dışta eller tetikte, gözler hedefte beklemekteyiz.

Kan kokusu sarmış yurdumuzun bir kısmını.

Oysaki vatanımız ilkbahara kanat açmış.

Ağaçlar çiçeğe durmuş,

Börtü böcek saklandıkları yerlerden çıkmaya başladılar.

Bir yaşama sevinci sarmış tüm doğayı…

İlkbaharın gelişiyle hayatın başka pencereleri olduğunu hissettirmek istedim bu yazımla.

Bu pencereden bakarken güneşli bir gökyüzünü ve yaşama sevincini görüyoruz.

Hayatın güzellikleri, savaşlara ve nefrete karşı bir kale gibidir.

Çünkü yaşamı korur, yaşamı kutsar…

İlkbahar her canlının yeniden doğması, yeniden hayat bulması demektir.

İlkbahar yağmur demektir, yağmur yeniden doğmak demektir, yeniden doğmak yaşamın değerini bilmek demektir.

İlkbahar her canlının kozasından kanat çırparak çıkması, yaşamdan zevk alması demektir.

Ama ne yazık ki, bir ağaç, bir çiçek, bir tırtıl, bir böcek kadar bile olamıyoruz.

Onların gözleriyle dünyaya bakamıyoruz.

Oysaki bizleri yaratan rabbim, insanoğluna kuşları da gösterdi, böcekleri de…

Bak bunlara, nasıl yaşamak istiyorsan kararını ona göre ver ve sonucuna katlan diye buyurdu.

Bir kelebeğin 24 saatlik ömrüne neler sığdırdığını da gösterdi, bir insanın yıllar sürecek bir ömrüne de neler sığabileceğini gösterdi.

Ve bunların yaşanması için yeryüzünü insanın emrine verdi.

Mevsimleri verdi, her mevsime bir güzellik verdi…

İnsan ne yaptı?

Kendisini bu yeryüzüne sığdıramadı, paylaşamadı…

Mevsim ilkbahar, yeşil çimenlerin kokusu çağırıyor insanı…

Kurumuş, ağaçlar yeniden yeşeriyor büyük bir umutla,

Küçük bir fidan bir ağaca dönüşmenin heyecanını yaşıyor,

Bahar yağmurları kıştan kalan ne varsa temizlemeye çalışıyor.

Her damlası bir güzellik getiriyor…

Ama insanlar bunları görüyorlar mı?

Fidan gibi gençler hayatının baharında toprağın altına giriyorlar.

Ölüm kusuyor ellerdeki silahlar.

Yaşamayı ve yaşatmayı değil öldürmeyi seçiyor genç eller…

Bizi biz yapan tüm değerlerimiz ilkbaharı değil de sanki sonbaharı yaşıyor.

Bahar geldi gelmesine de hala sonbahar gibi yaprak dökümündeyiz.

Eskiden aşk mevsimiydi ülkemizde ilkbahar, şimdi kan mevsimi…

Dağlarımıza bahar gelirdi, yaylalarımıza bereket inerdi,

Şimdi dağlarımızda ölüm kol geziyor…

Çiçek kokulu dağlarımız şimdi kan renginde…

Ülkemizi güzelleştirecek bir şeyler kalmadı artık.

İnsanların hayalleri bile umut vaat etmiyor.

Ve ne acıdır ki, bu şekilde yaşamak zorundayız.

Yaşama şartlarımızı da, ölümleri de, mevsimleri de belirleyen bir düzen var.

Ve o düzen böyle emrediyor!

Bundan dolayı ilkbahar bize çok uzak.

Bir zamanlar sular kadar berraktı yüreklerimiz.

Her ilkbahar aslında aşkın, sevginin yeniden doğması demekti.

Leylaklar altında sanki muhabbet bağına girerdi bütün mahalle.

Gençlerin gezdiği aşk yollarında, sokaklar gül kokardı.

Türk-Kürt-Ermeni diye bir ayrım ne demek.

Herkes birbirinin gözlerinde kaybolurdu.

Enginde yavaş yavaş günün minesi solarken,

Ömrümüz birbirimizi sevmekle nihayet bulurdu.

Şimdi sokaklara çıkıp, “yeter artık! Verin bize eski Türkiye’mizi” diye haykırmak istiyorum.

Çünkü bahar mevsimi haykırıyor.

Yaşamaya çağırıyor tüm canlıları…

Belki de, kardeşlik, barış bu bahar mevsiminde yeniden canlanır ve hep öyle kalır...

İstiyorum bu bahar hep beraber birlikte yeniden doğalım.

Ali Galip AKYILDIRIM

 
Toplam blog
: 264
: 396
Kayıt tarihi
: 28.07.14
 
 

1959'da doğdu. Sınıf Öğretmenliği okudu.1979'da Öğretmenlik görevine başladı. Hayatın; okumak, ya..