- Kategori
- Gündelik Yaşam
Her Havuzun Dibi Aynıdır

Halka İnme Çalışmaları no:5
Gördüğü ilgi nedeniyle halka inme çalışmalarına devam etme kararı aldık. Hatta öyle ki her gün bu ahval üzere hemhal olmayı bile düşünebiliriz. Tamam gündemin coşkusu ve debdebesi karşısında sesimiz inilti gibi kalacaktır ama olsun :)
Serinin ikinci yazısı olan “Oğlum Tosun Sen Daha Toysun, çalışma no:2”de verdiğim bir örnek vardı. “Halk plaja akın etti vatandaş denize giremiyor” diye bir gazete haberinden dem vurmuştuk. İşte bu benim için aydınlatıcı ve yol gösterici fişek oldu.
Gündüz vakti havai fişek gösterisi şık kaçmayacağından uygun hava ve aydınlık koşullarını bekledik :)
Aydınlatma ve aydınlanma koşulları istediğimiz kıvama geldiğinde; evvelce kendi kendimi fiştekleme neticesi elde ettiğim “gaz” ile “kıvama” gelerek; meteorolojik şartların da kadayıf niyetine kızarmasını fırsat bilip havuza indim.
“İndim havuz başına, bir kız çıktı karşıma” türküsünü bekleyeniniz varsa üzgünüm. O kadar inemedim daha :) Havuza inme tabirim baya yüksek bir rakımdan aşağı bir rakıma inmeyi tarif ettiği gibi “halka inme” deyimini de karşılıyor zannımca.
Zira evimiz 11. katta iken havuz seviyesi eksi 2 sayılabilir. Bu durumda ev ile havuz arasında tam 13 kat daire var. Dolayısıyla dilimize doladığımız inme tabiri “cuk” oturuyor. Tabi havuzun kenarına da cuk oturabilmek için hele ki hafta sonu iniyorsak erken vakitte inmek şart oluyor.
“Oh ne güzel, şartsız, şurtsuz havuz keyfi, erkenden inmek kafi” diye düşünen varsa “cıs” yaparım. Daha mevzuun can alıcı ve can sıkıcı bölümüne yeni geliyoruz. Öyle asansöre binip 13 kat inmeyle olmuyor işte. İstersen sabah namazı in. (zaten o kadar erken saatte de almıyorlar:)) O zaman: Gelsin şartlar, gitsin şurtlar.
Biz kendi aramızda kısaca hammurabi kanunları diye adlandırdık ama o kadar da vahim değil tabi; az sonra anlatacaklarım bir an “ulan nereye geldim” dedirtecek cinstendi. Ancak işimiz halka inmek olduğundan o kadar zorluğa da göğüs gerecektik artık. Yoksa nerede kaldı araştırmacı ve karıştırmacı yazarlığımız.
Ayıptır söylemesi (hakikaten ayıp mıdır değil midir bilemedim, ayıp ise hakikaten çok ayıp etmiş olacağım, zira yazının konusu bu) işte günlerden bir gün havuza indik. Burada hemen bir parantez daha açacaktım o zaman da parantezden geçilmeyecek, doğrudan söylemekte fayda var.
**
Havuza inme eyleminden bahsederken hep birinci çoğul şahıs kullanıyorum fark ettiyseniz. “Yazarımız ben demekten imtina ettiği için biz demeyi tercih ediyor galiba” şeklinde hüsn-ü zanda bulunanlara teşekkür ederim. Tam tersi “Herif de iyice uçtu, artık bizli mizli konuşmaya başladı, kendini bir şey zannetmenin son noktasında” diyerek su-i zanda bulunanlara da teessüf edelim.
Hadise gayet basit aslında. Halka inme çalışmaları çerçevesinde yaptığım çalışmaların bazılarında yanıma partner alma zorunluluğu oluyor. Havuz örneği de bunlardan biriydi. Zevce hazretleri benim aktivitelerimde bana eşlik etmekten kaçındığı için başka partnerler bulmak gerekiyor bazen.
Havuz faslının zahmetlerinden çekinen zevce hazretleri yerine kardeşini bırakarak havuz çalışmalarıma yine de destek oldu. Kayınbiraderimin eşlik etmesi benim için daha avantajlıydı zira. Onun ayrıntılarına bir başka halka inme çalışmasında girebilirim belki.
Efendim mevzua dönersek, bu çalışmada yalnız olmadığımdan “biz”li ifadeler kullandım. Olayın iç yüzü bu kadar açık ve net. Zevce hazretlerinin kaçındığı ve kaçınmadığı çalışmalar hususunda da ayrı bir risale kaleme almayı düşünüyorum. Hayırlısı…
**
Kayınbiraderimle (kayınço derim genelde) havuza indik. Şezlonglarımızı ayarladık, havlularımızı serdik. Huyumdur evvela güneşte azıcık ısınırım ki havuza girince soğuk duş etkisi yapsın. Bir yandan da kayınço ile sohbet ediyoruz bu arada. Yan tarafımızda da bir çift var.( Bu çifti öylesine yazmadım, birazdan ya da ilerleyen bölümlerin birisinde cereyan eden olaylarla ilişkileri olacak :)))
Derken havuz görevlisi (aslında konuya doğrudan bu arkadaş ile başlamam gerekiyordu ama atlamışım, olsun telafi ederiz) bizden yana yönelerek yola koyuldu.
Adı geçen arkıdeş, havuzun hemen girişinde ikamet ediyor genelde. Geleni gideni kontrol edecek, havuz ile ilgili detaylardan sorumlu bir vatandaşımız. Havuzun hemen girişinde 50x50 cm ebatlarında bir küvet var. İçi ilaçlı su dolu. Havuza girerken ayağınızı orada dezenfekte ediyorsunuz :)
Ben her girişte terliğimle birlikte sokuyordum ayağımı. Ancak bu girişimizde sadece ayağınızı sokacaksınız diye uyardı. “Tamam” deyip dediğini yaptık. Ama bana terlikle sokmak daha mantıklı geliyordu. Zira havuz kenarında o terliklerle geziyoruz. Neyse emir büyük yerden geldi ne de olsa diyerek dediğini uyguladık artık. Ayaklarımızı soktuk çıkardık, mis gibi oldular :)
Zaten biliyorsunuz havuzlar ayak mantarlarının en çok bulaştığı yerlerdir. Herkes kişisel hijyenine sizin kadar dikkat etmeyebiliyor. Böylece standart bir önlemin olması halkın yararına bir durum teşkil ediyor. İşte halka inmenin faydalarından bir tanesi daha :))
Ayaklarımızın zaten olmadığını bildiğimiz mikroplardan arınmış olmasının verdiği haz ile ayrıca kurala riayet etmenin verdiği vatandaşlık bilincinin tavan yapmış halinin yüzümüze yansıması ile yönümüzü belirleyerek hedefimize kilitlendik.
Az önce söylediğim gibi şezlonglarımızı ayarladık, havlularımızı serdik. Güneşin altında azıcık kızarıp buz gibi serin sulara atlayacağız. Böylece de halkın sıcak kumlardan serin sulara atlarkenki hissettiği hisleri duyumsayarak hem mutlu olacağız hem de bilimsel araştırmamıza denek olmak suretiyle hayat vereceğiz.
-sürecek-
Sevgi, hürmet ve muhabbetle..
Murat HACIOĞLU