- Kategori
- Güncel
Her ölüm acıdır, ama...

Her ölüm acı verir bana. Ölümün nasıl olduğu önemli değil. En nihayetinde ölüm işte… Ama ölüm var, ölüm var… Bir de pisipisine ölümler var.
İşte onlardan birisi… Er Uğur Kantar. Pisipisine ölüm Uğur’un ölümü… Askerlik görevini yaparken, üstleri tarafından disiplin gerekçesiyle diskoya gönderiliyor. Disko!!!!... Yani askeri işkencehane. O işkencehaneden Uğur’un cesedi çıkıyor.
Hadi gel de yüreğin sızlamasın diye çabala. Mümkün değil… Dedim ya her ölüm acı verir bana.
Remzi Amca geldi aklıma. Bizim köylü. Oğlu vardı, Ümit. Urfa’da askerlik yapıyordu. Sene 990. Sabah telefon geliyor Remzi Amca’ya, “Allah rahmet eylesin, oğlunuz kaza sonucu öldü” diyor ahizenin öte tarafındaki ses. Remzi Amca şaka yaptığını sanıyor o sesin. Kısa bir süre sonra acı gerçekle iyice yüzleşiyor Remzi Amca.
“Kazayla öldü” ama o kaza nasıl bir kazaydı? Bilen yok. Açıklama Yok. Sonuçta “Eğitim zaiyatı” dediler ve olay kapandı.
Remzi Amca konuyu araştırmak için Urfa’ya gitti. “Bu işi kurcalama, bir şey çıkaramazsın” demişler Remzi Amca’ya. Kurcalamadı… Kurcalayamadı… Kurcalasa ne olacaktı? O zamana kadar ne olduysa o olacaktı herhalde. TSK kendisi yargılıyor, kendisi ceza veriyor!!! sözüm ona, kendisi sonucu belirliyor.
Bir yıl sonraydı… Remzi Amcayla sokakta karşılaştım. Uzaktan… O dal gibi adam, o siyah gür saçlı adam, yüz hatları çökmüş, siyah saçlarında tek bir siyah kalmamacasına beyazlamış… Yani bitmişti Remzi Amca.
Ya Ümit’in annesi… Çökmüştü. Saçları beyazlamış, konuşamaz hale gelmişti.
Evlat acısı işte…
Daha yakın zamanda yaşanmadı mı şu pimi çekili bomba mevzuu. Dört tane fidan gibi genç yaşamını yitirmedi mi?
Disiplinmiş…
Nasıl bir disiplinse?
Gencecik çocuklar disiplin gerekçesi sonucu yapılan uygulamalar sonrasında yaşamlarını tuhaf bir şekilde yitirmişti.
Geçtiğimiz günlerde garip bir açıklama yapmıştı TSK. Ordu içerisindeki intihar vakalarının yoğunlaşmasından ötürü, “İntihar edenlerin psikolojik sorunları vardı” mealinde bir açıklamaydı. Bu tuhaf açıklamayı hangi akla hizmet yaptığı da belli değildi TSK’nın. Neresinden bakarsanız bakın bir tutarsızlık ifadesiydi. O halde sormak icab etmiyor mu “Askere alırken neden muayeneye tabii tutulur gençler?” diye. Madem bu gençler sorunlu, neden askere alıyorsun?
Bir başka koro ise daha vahim bir yaklaşım içerisinde… Ordu içerisinde yaşanan ölümleri sorgulayan insanlara ilişkin “Orduyu yıpratıyorlar. Ordunun itibarını sarsıyorlar.” gibisinden birbirinden tuhaf açıklamalar gazete köşelerinin süsü oluyor.
En nihayetinde askerlik yapmakta olan fidan gibi gençler ölüyor işte… Sorgulayan, hesap soran tek bir kurum yok.
Uğur Kantar’ın işkence sonucu ölümü üzerine İnsan Hakları Vakfı bir açıklama yapmış. “Uğur’u koruyamadığımız için ailesinden ve kamuoyundan özür dileriz” diye.
İnsan Hakları Vakfı’nın yaptığını önemsiyorum. En azından bir duyarlılık örneği sergilemiştir İnsan Hakları Vakfı.