- Kategori
- Güncel
Her şeyi 'dünmüş gibi hatırlama' hastalığı...
"Ben Carrie Wells. Dünyada sadece birkaç kişi her şeyi hatırlayabilme yeteneğine sahip. Onlardan biri de benim. Hayatımdan herhangi bir günü seçin, size o gün gördüğüm ve duyduğum her şeyi tek tek anlatabilirim: Yüzler, diyaloglar, detaylar. Eğer ilk seferde bir şeyleri atladıysam sorun değil. Her zaman geri dönüp o günü tekrar yaşayabilirim.Yani benim hayatım...Unutulmaz."
CBS'in yeni kriminal dizisi Unforgettable, bu voiceover ile açılıyor. (Ha, bu arada bilmem biliyor musunuz, ben bir kriminal türü fanatiğiyim. Tüm dizileri, filmleri, kitapları... adını siz koyun. Başka bir yazıda favori dizilerime ve nedenlerime de geliriz. Ama arada bana Komiser Işık da diyebilirsiniz.)
Biz de dün ne yediğini hatırlayamama halini bir hastalık sanırdık. Omega bilmemkaç yağlarını boşuna mı içtik.. Annemler boşuna mı 'kızım et yemediğin için böyle yarım akıllı oldun' diye çığrındılar.. Her şeyi unutmaktan daha korkunç bir şey olabilirmiş meğer her şeyi hatırlamak. Poppy Montgomery'nin canlandırdığı Carrie karakterinin başı zihninde taşıdığı milyarlarca detayla dertte.
Tabii mesleği dedektiflik olduğu için her şeyi hatırlama durumu Carrie'nin çok işine yarıyor. Diyelim ki bir suç mahalindeler. Kızımız oradaki kel alaka bir bakkalın tam da o sırada kapının önüne çıkıp sigarasını yaktığını, o sigaranın markasını, adamın pantolonunun üzerindeki çamur lekesine varıncaya kadar hatırlıyor. Tüm konuşmaları, ufacık bakışmaları, duvardaki bir post-it'in kıvrılan ucunda yazan rakamı...


Bu kabiliyeti (ya da laneti) 7-24 zoom yapan ve 360 derecelik açıyla her şeyi kaydeden bir kamera gibi düşünebilirsiniz.
Evet klişe biliyorum ama yapacak bir şeyim yok. Nat King Cole'den Unforgettable:
![]()
Korkunç, değil mi? Zaten balık hafıza şeklinde etrafta dolaşırken bile hayatımızdaki sıradan bir adamı veya alelade bir kavgayı unutmak yıllar alıyor... Bir de her detayı canlı yayın gibi istediğiniz anda yeniden yaşayabileceğinizi düşünün. Hiçbir şeyden kaçamazsınız.
Oysa biz sıradan insanlar geçmişi kafamızda tekrar kurar, yorumlarız. Hatırlamak istediğimiz gibi hatırlama eğilimimiz vardır. Kendimizi böyle koruruz galiba. Çoğu zaman hatırladığımız şeyler aslında tam olarak onları hatırladığımız biçimde gerçekleşmemiştir. Geçmiş, hatırlamak istediğin gibidir...derler..
Ama bu kızcağızın hiçbir şeyi eğip bükme, daha az 'acılı' hale getirme şansı yok.
Üstelik daha kötüsü geliyor... Bu durum, kurgudan ibaret de değil. Bu dizi aynı adlı kitaptan uyarlanmış evet ama 2008 yılında Telegraph gazetesinde yayımlanan bir habere göre böyle bir kadın var.
Yarın o kadının hikayesini anlatacağım.